Eğitimci Emin Keşmer’den Kampanya Yorumu

YARIŞMA YARIŞTIRMA !

Emin Keşmer

Konumuz malum, “Tiyatroyla Yarışma Yarıştırma”  imza kampanyası.

İyi niyetlerle düzenlenen imza kampanyaları beni irkiltir oldu. Küçümsediğim, haksız bulduğumdan değil ama “bir şey yapmalı” diyorum; eleştirmenin, beğenmemenin, yorumlamanın, olumlu olumsuz perspektifleri üzerine yığınla fikir üretmenin ötesinde bir şey… Çünkü ömürler aktı, insanlar telef olup gitti, gidiyor !

Yıllardır milyonla genç, öğrenci, 18 yaş altındaki kütleler halinde insan, dehşetengiz bir “eğitim terörü” altında şartlandırılıyor; hayal dünyasına berbat paranoya sınırları çiziliyor: Güya anma, kutlama günlerinde; kan revan söyleminin havada uçuştuğu, savaş, kutsallıklar uğruna ölme-öldürme edebiyatı bayramlarında. Ve genç ilk kez toplum karşısına çıkma, kendini sınama, var etme deneyimini, ilk sahne etkinliğini bu korkunç söylemlerle yaşıyor… Tiyatro, sanat ve bütün güzel yansılamalar bağlamında olabilecek deneyim buraya sıkışıp kalıyor maalesef.

Çok özverili, iyi niyetli birkaç öğretmen çıkıyor ve tiyatronun sihirli dünyasının kapısını işaret etmeye kalkıyor ve okul tiranlıkları akla hayale gelmedik engeller oluşturarak daha ilk adımda takıyorlar çelmeyi… Mesela, diyor ki okul yöneticisi “Eğer tiyatro yapacaksan al sana milli piyesler:Ya Gazi Ya Şehit, Al Kan Al Bayrak, Vatan  Uğruna vb. “

İşte tam da bunun bir nebze aşılabilmesi için İstanbul Milli Eğitim’den bir yazı çıkarttırabildik okullara: “Tiyatro yarışması yapın ey okul müdürleri !” mealinde.  Elbette daha yazının yazılış üslûbundan  bunun hiç de özlenen bir girişim olmayacağı nasıl da belirgindi. Lakin hiçbir şey yapmamaktan azıcık da olsa iyi sayılamaz mıydı?

Ne  olur bu yazdıklarımı değerlendirirken, bildiğiniz özel, seçkin sayılabilecek okulları düşünmeyiniz.

On binlerle eğitim çağındaki gence bir el uzatılmalı değil miydi? Onlar inanılmaz bir hızla büyüyüp hayata karışmıyorlar mıydı?

Tiyatro dünyasının sihirli kapılarının hiçbir zaman farkında olamayacak bu milyonla çocuk için travmalarla bir “tiyatro yarışması” yaşamak, hiç tiyatro ile tanışmamaktan herhalde epeyce daha büyük bir şans değil miydi?

Bu çocuklar zaten hayatlarında bu travmaların kat kat büyüklerini neredeyse her gün yaşamıyorlar, yaşamayacaklar mıydı?

Okullarda bu “tiyatro sevdası”nın sıkıntılarını, belalarını, olmadık engellerini hepimiz bir şekilde yaşamamış mıydık zaten?

Keşke en idealini, en mükemmelini yaşasaydık dememize rağmen !

Ama “İyi ki yanlış da olsa yaşamışız !” demiyor muyduk acaba şimdi?

Bir yerlerde bir eksiklik de yok muydu her şeye rağmen?

Yorum


işlemi tamamlayınız: