Amatör… “Amare-Amatorius”

“Dediler”, “Canavar Sofrası”, “Bildirim”, “Asiye Nasıl Kurtulur?”

 

Amatör kelimesi, Latince sevmek (amare) fiilinden gelir. Latincede amatör-amatorius seven, sevgili, dost- aşık anlamındadır ve örneğin amor sevgi, amatus sevilen, amicus da sevgili veya dost demektir. Fiilin Latince çekimi ve türevleri; insan-sanat-oyunu tanımlar gibidir.

Amatör tiyatrocu için seyirci; sevgili ve/veya dost iken; sanat bizi kıyıdan ufka ve daha da ötelere, yeni yolculuklara çağıran, sevgiyle bağlandığımız saygı duyduğumuz, mutluluk bulduğumuz alandır. Bu açıdan bakıldığında da tiyatroyu amatörlük dürtüsüyle öğrenmek, yaşamımızda açılan yeni bir pencere, merakla çıkacağımız bir yolculuktur. Tiyatronun kendine özgü kuralları ve kendine özgü dilini, sadece bir başlangıcın gerektirdiği kadar tanımak yetmeyebilir. Ötelere gitmek, konu hakkında daha fazla bilgi edinmek, araştırma yapmak gerekir.

 Dişiyle, tırnağıyla yükselen tiyatrocular, iyi yetişmiş tiyatrocular için kullanılan “sahne tozunu yutmuş” deyimi iyi bir amatör tiyatrocu için önünde gitmesi gereken uzun bir yol olduğunu düşündürür. Seyirci karşısına çıkmak için her fırsatı değerlendiren, uygulayarak öğrenen, deneyerek yaşayan tiyatrocu bir günün diğerine benzemediğini, beklenmedik durumlarla karşılaşabileceğini aklından çıkartmaz. On yıllık deneyimin bir yıllık deneyimin on katı olmadığı, çok daha fazlası olduğunu bilmelidir.

 Bahar ayları başlangıcında amatör topluluklar “27 Mart Dünya Tiyatro Günü”nden itibaren yıl içinde hazırladıklarını birbiri peşi sıra sahnelemeye başlarlar. Öncelikli olarak üniversitelerin etkinlikleri, ardından Nisan ayında çocuk oyunları, daha sonra tiyatro sevdalısı geçmişlerinde öyle veya böyle tiyatro ile uğraşmış ve her fırsatta bu “sevgili”yi özleyen, bu “dost”tan kopamayanlar eserleri sergileme telaşına girerler. İlkbahar ayları ekiplerin yoğun koşuşturmacasıyla geçer. Çoğunlukla kimi bir veya iki kez sahneler eseri. İstanbul gibi her an her gün onlarca etkinlik arasında kendilerine yer bulabilenler, seyircisiyle buluşabilenler şanslıdır.

 Size “şanslı” olarak benim izleyebildiğim dört oyunu sizlere duyurmak istiyorum.

 

Bilgi Sahnesi’nden  “dediler”:

 Çocukların çevresinden gördüğü duygusal ve psikolojik şiddet üzerine yaptıkları doğaçlamalardan oluşuyor. Oyunda daha ziyade, çoğu zaman çocuğa en yakını tarafından bilinçsizce uygulanan ya da psikanalitik ifadeyle “bilinçdışı” uygulanan şiddete odaklanmışlar. Doğaçlamaların çıkış noktasının genellikle oyuncunun kendi anıları olması, yaşadıklarına kendi yorumunu eklemesini ve yaşadıklarıyla yüzleşmesini de mümkün kılıyor. Bunun oyuncu ve seyirci arasındaki ilişkiye getirdiği samimiyeti engellememek adına konvansiyonel tiyatronun oyuncu ile seyirci arasına mesafe koyan araçlarının neredeyse tümünden (ışık, dekor vb.) vazgeçmişler. Farklı sahneleme biçimleri aramışlar. Seslendirdikleri şarkılar oyunu tamamlayan çok önemli ve de vazgeçilmez bir yapı taşı oluşturuyor.

 Bilgi Sahnesi’nin Ekim ayından bu yana sürdürdüğü çalışmaların sonucunda “dediler” sahnelenmiş. Oyunculuk çalışmalarında oyuncunun sahnede oynadığı rolün ardına saklanmadan, kendi olarak var olabilmesinin yollarını aramışlar. Bilgi Sahnesi oyuncuları, kendi anılarından yola çıkarak yaptıkları çalışmalar sonucunda “dediler” oyununu hazırlamışlar. Başarılı bir oyun kutlarım.

 Metin: Bilgi Sahnesi

Yöneten: Süreyya Bursa

Oyunda Sezin Ertek, Gizem Güvercin, Utku Gökerküçük, H.Canberk Karaçay, Bengi Kırlaroğlu, Ferhat Kondur, Çağla G. Özeren, Dilara Topuklular, Medine Yeşilyurt, Bida Yuşan oynuyor…

 

***

 

Kadir Has Üniversitesi Oyuncuları “Canavar Sofrası”

 Vahe Katche’nin yazdığı KHÜ oyuncularının ortak çalışması ile sahnelenen “Canavar Sofrası”, 2.Dünya Savaşı’nda savaştan oldukça az etkilenen bir toplumsal statüye sahip bireylerden oluşan arkadaş grubunun, bir doğum günü kutlamasında toplanmaları sırasında beklenmedik şekilde eve gelen Alman subayın, öldürülen subayların yerine kendi aralarından 2 kişiyi seçmelerini söylemesiyle ölümle yüz yüze kalan karakterlerin farklı yönlerini tanımamıza yol açıyor. Hayatlarını kurtarmak uğruna yakınlarını nasıl feda edebildiklerini, sigara kıtlığı dışında duyarsız kaldıkları savaşın nasıl aralarındaki dostluğu, aile bağlarını tehdit edip onları canavarlaştırdığını anlatıyor. Canavar sofrası etrafında toplanan bireyler kendi gündelik sıkıntı ve mutluluklarıyla yaşarlarken, kendi dünyaları dışında olup bitene karşı son derece kayıtsız bir ömür sürerken, gün gelip kendi hayatları tehdit edildiğinde, kendi duyarsızlıklarının bedelini, dönüp dolaşıp yine kendi kapılarını çaldığında en masumları bile canavarlaşan bu bireyler bizlere çok mu uzak, yoksa kendimizden de yakın mı? Kadir Has Üniversitesi Tiyatro bölümü oyunu özgün biçim arayışları ile sahnelemişler.

Biçimsel açıdan bakıldığında oyunun iki farklı gerçeklik (gerçek dünya ve düş)içinde geçmesine paralel olarak oyunun yer aldığı iki düzlem (sahne gerçekliği ve dış dünya) bir arada kullanılmış. Oyundaki düş ve gerçek arasındaki gidiş gelişler, şimdi tiyatro ve gerçek, “bu bir oyun” ya da “bu gerçek” türünden git-gele dönüşüp “biçimle öz” iç içe gelişmiş.

Ekrem Çetin Bigat ve Çınar Narter’in dekor tasarımları çok başarılı. Oyunda rol alan Sonay Bahçekapılı, Daniel Becer, Koray Boybeyi, Arda Çetinkaya, Bulut Mesci, Cihan Özcan, Dolunay Pircioğlu, Duygu Yürükçe görevlerini başarı ile kotarıyorlar. Aldıkları eğitimin hakkını vermişler. Kutlarım.

 

***

 

 Maltepe Üniversitesi “Bildirim”

 Vaclav Havel’in yazdığı Gürhan Elmalıoğlu’nun yönettiği “Bildirim” Maltepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Oyunculuk bölümünün Marmara Eğitim Köyünde A.Adnan Saygun Sahnesi’nde seyircisi ile buluştu.

Metnin HAVEL’in çok sevdiği memleketinde olan bitenleri hicvederken aynı zamanda evrensel boyutu yakalayabilmiş bir metin olmasının yanında özgün anlatıma olanak sağlaması yönetmenin oyunu seçmesinde önemli iki unsur.

HAVEL’in insanlığa tuttuğu aynayı, Maltepe Üniversitesi oyuncuları araştırarak buldukları özgün tiyatro dilinde sahneleyerek başarılı olmuşlar. Netice odaklı düşüncenin ve yaşamın egemen olduğu dünyamızda üretim aşamasında atılan adımlara, yapılan keşiflere ve paylaşılan fikirlere daha da çok sahip çıkarak çalışılan bu oyunda tüm karakterlerde ve olaylarda seyirciye ve memleketimize, dünyamıza, yaşamımıza ait birçok gerçeklik ve benzerlik bulunmuş. Ortak bir hayali paylaşmak için yola çıkmışlar ve başarmışlar. Tadı doyumsuz bir seyir…

“Pitidapca” konuşulan ama her “memurun bir insan olduğu” düşüncesinin sonucu dili elinden alınanların kişiliksizleşmesine oldu-bittiyle bakmayan siyasi otoritenin, resmi kurumların insan yaşamlarına, düşüncelerine yapılan baskıların olmadığı, bireylerin düşünmeyen, eleştirmeyen, sorgulamayan, şikayet etmeyen, korkan, çaresiz, kendine ve dünyaya yabancı kimlikler haline gelmemesi dileğiyle emeği geçenleri kutlarım. Zevkle izlenen başarılı bir eser ortaya koyanlar:

Dramaturg: Evren Erbatur,

Görsel Tasarım: Berna Ekim,

Oyuncular: Şafak Başkaya, Gizem Özyurt, Eyüp Bayşi, Akyan Ded, Ö.Zeynep Dinsel, Nil Günal, Şafak Erkuş, Oğuzhan Tozkoparan, Gülay Hayır, Serra Somay, Ozan Uzun, Mustafa Dileklen, B.Safa Çalış.

 

***

 

İstanbul Üniversitesi Psikoloji Oyuncuları “Asiye Nasıl Kurtulur”

 Başlangıçta en büyük suçu bir hayat kadınının kızı olarak dünyaya gelmek olan Asiye savunmasızdır, çaresizdir, kimsesizdir. “İnsanca” yaşamanın mümkün olduğunu düşündüğü vakit, “insan” olmanın getirdiği duygularla hareket eder ve kaybeder (!)

Bu yıl Vasıf Öngören’in yazdığı “Asiye Nasıl Kurtulur?” adlı oyunu Barış Pirhasan’ın senaryosuyla harmanlayarak sergileyen İst. Üni. Psikoloji Oyuncuları 2005 yılında bir bölüm öğrenci tarafından kurulmuş, psikoloji ile sanatı sahnede birleştirme gayretinde özgün bir grup.

Farklı bir anlatım ve reji anlayışıyla arayışlarını sürdüren topluluk 2008’de Özgür Yetkinoğlu’nun yazdığı “Ölmeden Hayaller” adlı oyunla, psikoloji ve sanatı bir komedi oyunu bünyesinde harmanlamışlardı.

 “Asiye Nasıl Kurtulur?”da bütün sistemlerin yaratı-k-ları vardır. Asiye de bu yaratıklar tarafından sömürülür. Bozuk düzen içinde kendilerine göre bir uyum kurmuş, başlarını kurtarmış olanlar tarafından itilir ve sonunda bu sistemin kurbanlarından biri olur. Sistemler, bu kurbanlar sayesinde ayakta var olurlar; onlar da sistem sayesinde sözde var, özde yok olurlar…

Oyunun sonunda Asiye ne yazık ki ( !) kurtulacaktır (?)

Özgün Yetkinoğlu’nun yönettiği oyunda Sevda Çelebi, Ayça Tezerişir, Ö.Fırat Köker, Güliz Kayahan, İdil Özkurşun, Ezgi Cıngır, Alperen Ak, Ekin Gündü, Berkcan İkizler, C. Can Aşlamacı, Özgür Yetkinoğlu, Sena Sarı, Güniz Bilge, E. Eren Aksu, Emre Berber, Çağla Gider, Büşra Parça rol almış. Cemre Can Aşlamacı’nın dekor tasarımı, Ezhi Cıgır’ın kostüm tasarımı ve Özgür Yetkinoğlu’nun koreografisi başarılı.

Ekip olarak Türk Tiyatrosunun kilometre taşlarından biri olan değerli tiyatro ustası Vasıf Öngören’in “Asiye Nasıl Kurtulur?” adlı eserine layık olduğu değeri esirgemeyen İstanbul Üniversitesi Psikoloji Oyuncularını kutlar, başarılarının sürekli olmasını dilerim.



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: