İATG’de Beki L. Bahar Tiyatrosu Günü

Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’ndan tiyatrocuların bu yıl Barış  İçin Sanat Girişimi, Aras yayınları, Berberyan Kumpanyası  ve Hrant Dink vakfıyla çeşitli işbirlikleri kurarak düzenlediği Kültürel Çoğulcu Tiyatro Günleri’nin ilk etkinliği 23 Mayıs 2010 tarihinde yapıldı: Beki L. Bahar Tiyatrosu.

Panel: Beki L. Bahar Tiyatrosu

Gün içindeki ilk etkinlik Beki L. Bahar Tiyatrosu başlıklı paneldi. Boğaziçi Üniversitesi İbrahim Bodur Salonu’nda yapılan paneli yaklaşık 70 kişi izledi. BGST üyesi Uluç Esen’in moderatörlüğünü yaptığı panele Selim Hubeş, Rivka Bihar, İzzet Bana ve Ömer Faruk Kurhan konuşmacı olarak katıldı.

Selim Hubeş  İstanbul’da Yahudi tiyatrosu geleneğinin 500 yıl geriye dayandığını,  kimi araştırmacılara göre bu geleneğin, İspanya’dan getirilen commedia dell’arte geleneğinin bir uzantısı olduğunu ve son 110 yılda ciddi gelişme gösterdiğini anlattı. Öncesinde sadece Judeo Espanyol (Ladino) dilinde sahnelen oyunların, Cumhuriyet dönemiyle ve akabinde gündeme gelen Vatandaş Türkçe Konuş kampanyalarıyla gündelik hayat dilinin Türkçe olmaya başlamasıyla birlikte iki dilli sahnelendiğinden söz etti. Yahudi toplumunun tarihsel olarak kapalı bir toplum olduğunu, tiyatro gösterilerini de sadece cemaat içinde sergilemeyi tercih ettiklerini, ancak cemaatin son 10-15 yıldır dışa açılmaya başladığını söyledi. Bu dışa açılmanın kazanımlarının olduğunu ancak cemaat içinde artık Judeo Espanyol dilini nerdeyse hiç konuşulmamasının önemli bir kayıp olduğunu söyledi. Selim Hubeş, Beki L. Bahar’ın cemaatte örneği çok bulunmayan nev-i şahsına münhasır bir kişi ve yazar olduğunu dile getirdi. Kendi tiyatrolarında (Dostluk Yurdu Derneği) sahnelemek üzere Yahudilerle ilgili bir oyun aradıklarında, bir Türk Sefarad kadınının bir oyun yazdığını duyduklarında çok şaşırdıklarını ve Beki L. Bahar’la bundan sonra tanıştıklarını söyledi.

Yahudi tiyatrosu geleneğini uygulamalar bağlamında tanıtan İzzet Bana ise, İstanbul Dostluk Yurdu Derneği’nde yapılan tiyatro çalışmalarını anlattı. Dostlu Yurdu Derneği’nde 1977 tarihinden itibaren sergilenen, aralarında klasiklerden ve Türkiyeli yazarlardan yapılan uyarlamaların yanı sıra cemaate özgü temaların ele alındığı tiyatro oyunlarını, oyunlardan ve program dergilerinden çeşitli görseller sunarak aktardı. İzzet Bana, Beki L. Bahar’la yazarın Alabora isimli oyununun Devlet Tiyatroları repertuarına alındığını örendikten sonra tanıştıklarını ve bu oyunu yazardan isteyerek Dostluk Yurdu Derneği’nde sahnelediklerini, sonrasında ise yazarın Bir Bütün, Balat’tan Bronx’a ve 200.000 Gece oyunlarını Arkadaşlık Yurdu Derneği’nde sahnelendiğini söyledi.

Rivka Bihar ise, Beki L. Bahar tiyatrosunun Yahudi tiyatro geleneğinden ayrıştığı noktalar üzerinde durdu. Yahudi tiyatrosunun genelde Yahudiliği veya dini temaları ele aldığını, alaylı oyuncular tarafından gönüllü yapıldığını ve tarihsel olarak azalsa da genelde Judeo Espanyol dilinde sahnelendiğini söyledi. Beki L. Bahar’ın ise özellikle Ankara’da yaşadığı dönemde kaleme aldığı oyunlarında, kadının toplumdaki yeri, insanlığın sorunları gibi evrensel temaları işlediğini, tarihsel oyunlarının bile evrensel bir nitelik taşıdığını ve oyunların profesyonel oyuncular ve yönetmenler için uygun olduğunu dile getirdi. Rivka Bihar, yazarın şair kimliğinin özellikle tarihsel oyunların üslubunda kendini gösterdiğini, yazarın oyunlarını Türkçe yazmasına rağmen Sefarad ezgilerine, deyimlerine ve şarkılarına yer verdiğini belirtti. Cemaat tiyatrolarında yazarın tarihsel oyunlarda ziyade güldürü unsurunun ön planda olduğu Bir Bütün, 200.000 Gece ve Balat’tan Bronx’a gibi oyunların tercih edildiğini söyledi.

Beki L. Bahar’ın daha ziyade tarihsel oyunları üzerine genel bir değerlendirme yapan Ömer Faruk Kurhan, ağırlıklı olarak yazarın Senyora isimli oyununun dramaturjisi üzerine konuştu. Beki L. Bahar’ın oyunlarında kadın sorunu, egemenlerin halkla kurdukları ilişkinin irdelenmesi ve kişisel yaşam ile toplumsal yaşam arasındaki ilişkiyi ele alış biçiminin dikkat çekici olduğunu dile getirdi. Senyora isimli oyununun ise, Yahudi tarihi bağlamında araştırmaya teşvik eden, öğretici bir oyun olduğunu söyledi. Bu oyunun, Yahudi edebiyatı, dini ve tarihi ile ilgili asgari bilgiye sahip olmayan bir kişi için zor anlaşılacağını, sahneleme aşamasında imgelerin güçlü ve doğru kurulabilmesi için oyunun arka planının iyi araştırılması gerektiğini örnekleyerek anlattı. Beki L. Bahar’ın oyunlarında genellikle kadın kahramanları ön plana çıkardığını belirtti ve Senyora oyununda gelecekte bir direniş hareketi liderine dönüşecek olan kadın kahramanın biyografisini, tarihsel olaylar ve dahil olduğu toplumsal hareketlilik bağlamında nasıl adım adım işlediğini anlattı.

Panel esnasında dinleyiciler arasında bulunan Beki L. Bahar, böyle bir etkinliğin kendisini onurlandırdığını ve oyunlarının hala okunuyor olduğunu görmekten büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

Dostluk Yurdu Derneği’nden Alabora ve 200.000 Gece

Günün ikinci etkinliği BÜ Garanti Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Dostluk Yurdu Derneği’nden genç tiyatrocular Beki L. Bahar’ın Alabora ve 200.000 Gece isimli oyunlarından çeşitli sahneleri birleştiren iki kolaj çalışması sahneledi. Yaklaşık 110 kişinin izlediği gösteri sonrasında sahneye davet edilen Beki. L. Bahar, etkinliği düzenleyenlere ve oyunlarını sahneleyenlere çok teşekkür etti.

Oyunlardan sonra sohbet etme imkanı bulduğumuz gösterinin yönetmeni Deniz Toros, Alabora ve 200.000 Gece’nin yıllar önce dernekte sahnelendiğini, kendilerinin ise iki yıl önce çıkardıklarını ve o dönemde ikişer kez oynadıklarını söyledi. Bu oyunlarda ağırlıklı olarak derneğin genç oyuncularının sorumluluk aldığını, gençlerin Beki L. Bahar’ı tanımasına önem verdiklerini dile getirdi. Deniz Toros, Beki L. Bahar’ın oyunlarını sahnelemeden önce, tüm oyunlarını okuduğunu, oyunlardaki yalınlığı ve akıcılığı çok sevdiğini ve Beki Hanım’ın şiirlerinden yola çıkarak teatral bir gösteri sergilemeyi çok istediğini ifade etti. Dernekte özellikle gençler olarak tiyatro yazarlarını ele almak, yazarlarla tanışmak ve onları tanıtmak gibi bir misyon edinmek istediklerini söyledikten sonra böyle bir etkinlik vesilesiyle, birbirini çok tanımayan çevrelerin buluşmasından memnunluk duyduğunu, bizzat tiyatronun kendisinin insanların birbirini tanıması için fırsat sunduğunu belirtti.

Ayşan Sönmez – MİMESİS