Sadri Alışık Kültür Merkezi’ne Açık Mektup

Sadri Alışık Kültür Merkezi, bir açıklama yayımladı. (Bknz: http://www.sakm.net/haberler.asp?id=196)

“Ankara’da sahnelenen ve Anadolu’nun dört bir köşesinden Ankara’ya gelerek perde açan tiyatro topluluklarında emek veren sanatçıları yüreklendirmeyi ve ödüllendirmeyi amaçlayan” “1. Sadri Alışık Anadolu Tiyatro Oyuncu Ödülleri”nin verileceğini bildirdi.

Bu yıl 15.si düzenlenen “Sadri Alışık Tiyatro Oyuncu Ödülleri”nin İstanbul jürisinin başkanı olan ve ödüllerin Ankara ayağıyla eşgüdümü sağlayan Üstün Akmen, “Bu ödüllerle, Anadolu tiyatrolarını da ödüllendirmek, dolayısıyla ödül mekanizmasını İstanbul’un tekelinden kurtarmak adına Türkiye’de bir ilk gerçekleşiyor” demiş ve “Seçici Kurul’un, turneler düzenleyerek Anadolu’yu büyük bir özveriyle dolaşmaları yanı sıra, duru ve düzeyli oyunlar sahneledikleri; Anadolu insanına doğru tiyatro örnekleri sergiledikleri gerekçeleriyle Samsun Sanat Tiyatrosu’nun da Seçici Kurul Özel Ödülü’ne değer görüldüğünü” açıklamış.

Aday olarak açıklananlar, Erzurum, Konya, Ankara ve Van Devlet Tiyatrolarının oyunları ve sanatçıları.  Devlet Tiyatroları dışında Dip Sahne’nin Mojo isimli oyunu en iyi yönetmen dalında aday gösterilmiş. Dip Sahne de Ankara kökenli bir topluluk.

Açıklamalarınız ve de adaylarınızı görünce ister istemez oluşan soruları sormadan edemedim:

Sizin Anadolu’yu “görmeniz” için onların Ankara’ya mı gelmesi gerekli?

Size göre, Anadolu’nun “dört bir köşesi”, Erzurum, Konya, Samsun ve Van’dan mı oluşuyor?

Tüm Anadolu’da tiyatro adına yapılanları biliyorsunuz da bulabildiğiniz bundan ibaret midir?

Özel Ödül’e değer görülen Samsun Sanat Tiyatrosu bu alanda “tek” midir? Diğerleri, Samsun’un yaptıklarını yapmamış oldukları için mi aday olarak gösterildiler (ya da gösterilmediler)?

Sayın Üstün Akmen’in ifadeleri ile -kendisinin de yıllardır jürilerinde görev aldığı ödül mekanizmalarında- şimdiye kadar “İstanbul tekeli” mi vardı? Bu şimdiye kadar verilen ödüllerde haksızlık yapıldığının itirafı mıdır?

“Tekeli kırmak” deyince esas itibariyle Devlet Tiyatroları’nın çeşitli şubelerine ödül vermeyi mi anlamamız gerekiyor?

Bu arada Anadolu açılımını yıllarca önce yapan Lions Ödülleri’ni duymamış olamazsınız. O ödülleri “ödül”den saymıyor musunuz?

İstanbul jürisi olarak iki kariyerli oyuncuyu (Bülent Emin Yarar ve Yetkin Dikinciler) tek bir satırda aday gösterip onların mesleki kariyerlerinde açtığınız yara yetmedi, şimdi de İstanbul ve Anadolu diyerek Türkiye Tiyatrosu’nda gereksiz ve yersiz bir ayrımı başlatmayı nasıl içinize sindiriyorsunuz? Anadolu, Ankara’nın doğusu ise batısını, kuzeyini, güneyini nasıl tanımlayacaksınız; onlardan ve Ankara’ya gelemeyenlerden nasıl özür dileyeceksiniz?

Türkiye Tiyatrosu üzerine bu kadar “keyfi” bir değerlendirme yapmak sizi rahatsız etmiyor mu?

“Anadolu tiyatrolarını ödüllendirmek” başlığı altında yaptığınız seçimlerin aslında Anadolu’nun gerçek tiyatro kahramanlarının değerlendirme dışı bırakılmış olması anlamına gelmesi sizi üzmüyor mu?

Umarım en kısa zamanda başka bir değerlendirme yöntemi bulursunuz. Aksi takdirde yaptığınız kendi aranızda, sponsor destekli ve alkışlı eğlence olarak kalacak!

melihanik.blogspot.com



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: