Trabzonlu ‘Üç Kızkardeş’

11. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali devam ediyor. Festivalin en ilginç oyunlarından biri olan ‘Üç Kızkardeş’, Çehov’un dünyasını Japonya’ya taşıyor.

Devlet Tiyatroları’nın düzenlediği ve 15 mayısa kadar sürecek olan 11. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali, bu yıl oldukça coşkulu geçiyor. Bu yılki festivale 15 ülkeden 17 tiyatro topluluğu katılıyor.

Bu yılki programda yabancı yapımların yanı sıra Trabzon Devlet Tiyatrosu Neil Simon’ın yazdığı Burak Sergen’in yönettiği Anılar adlı yapımla, Erzurum Devlet Tiyatrosu ise Nedim Buğral’ın yazdığı, Hakan Yavaş’ın yönettiği İki Bavul Dolusu adlı yapımla katılıyor.

Geçen yılın ekim ayında Goethe Enstitüsü projesi olan Yollarda kapsamında bir okuma tiyatrosu yapmak üzere geldiğim Trabzon’da bu kez izleyici koltuğunda oturup festivale konuk olan yapımları izlemek üzere bulunuyorum. Cıvıl cıvıl, gencecik bir seyirci profili var Karadeniz Tiyatro Festivali’nin. Ben ilk kez katıldığım festivalde, önce Milano Piccolo Tiyatrosu’nda Giorgio Strehler gibi bir ustayla çalışmış olan İtalyan oyuncu Silvana Torrieri’nin oynadığı, Giada Trebeschi’nin yönettiği Büyük Dünya Tiyatrosu adlı yapımı izledim. Büyük Dünya Tiyatrosu commedia dell’Arte öğeleriyle bezeli, Cyrano, Don Juan gibi ölümsüz tiyatro karakterlerinin canlandırıldığı, soytarı- Arlecchino karışımı bir tiplemeyle seyirciyle etkileşim içinde, aşk, nefret, kıskançlık öykülerinin anlatıldığı sıcak, ancak biraz zayıf bir gösteriydi. İzleyici tarafından çok beğenildiğini söylemeden geçmemeliyim.

Büyük Dünya Tiyatrosu’nun ardından aynı akşam Haluk Ongan Sahnesi’nde Japonya’dan Pappa Tarahumara Dans Tiyatrosu yapımı Üç Kızkardeş vardı programda. Çehov’un aynı adlı ünlü oyunundan yola çıkarak Hiroshi Koike’nin yazıp yönettiği yapım oldukça ilginçti. Bomboş sahnede beyaz çizgilerle çizilmiş bir kare alan, üç sandalye, bir çanta, bir şapka ve bir oyuncak bebekten oluşan minimal aksesuarla üç kadın oyuncu bir saat boyunca Çehov’un ünlü kızkardeşlerinin 1960’ların Japon kırsalın yaşayan versiyonlarının acılarını, özlemlerini, ergenlikle yetişkinlik arasında, taşrada ve de kadın olma halinde sıkışıp kalmışlıklarını, üç genç kızın trajedisini ironik bir dille yansıttılar. Butoh dansından, geleneksel Japon tiyatrosuna kadar tiyatral bütün ifade olanaklarından yararlandıkları yapım, dinamik koreografisiyle son derece başarılı bir dans tiyatrosu örneğiydi. Taşrada tıkılıp kalmış üç genç kızın kadınlıkla imtihanı, yetişkinlik sınırındaki yaşamlarını beden diliyle anlatan Japon kızkardeşler, Çehov’unkiler gibi “Moskova’ya” demek yerine Türkçe “Trabzon’a gidelim!” dediklerinde ise salon alkıştan yıkılıyor. İlk kez 2005’de prömiyer yapan Üç Kızkardeş bugüne kadar birçok festivalde izleyici karşısına çıkmış.

SİBEL ARSLAN YEŞİLAY

Taraf