Bir Metafor Olarak “Tatil Üçlemesi”

Özgür Eren

29 Mayıs ve 30 Mayıs tarihlerinde Piccolo Teatro ve Teatri Uniti’nin ortak yapımı olan, metni Carlo Goldoni’ye ait “Tatil Üçlemesi” Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali seyircileriyle buluştu. Oyunun uyarlamasını ve rejisini gerçekleştiren Toni Servillo ve oyunda yer alan oyuncular tarafından 30 Mayıs sabahı bir atölye düzenlendi. Goldoni’nin tiyatro tarihindeki önemi, üçlemenin temel vurgu noktaları ve sergilenen oyunda bu metnin nasıl yorumlandığının aktarıldığı bu atölyede, oyundan seçilen üç sahnenin sergilenmesiyle söylenenlerin pratikteki karşılıkları atölye katılımcılarına sunuldu. Oyunu izlemiş ve atölyeye katılmış bir tiyatrocu olarak, festivalin en önemli oyunlarından biri olarak gördüğüm bu uyarlama üzerine Piccolo Teatro ve Tiatri Uniti ile yapılan söyleşiden aldığım verileri de kullanarak bir değerlendirme yapacağım.

“Tatil Üçlemesi”, Carlo Goldoni’nin 1761 yılında yazdığı “Tatil Saplantıları”, “Tatil Maceraları” ve “Tatilden Dönüş” adlı üç komedisinden oluşmakta. Goldoni, bu üç oyunu bir arada sergilenecek şekilde yazarak döneminin tiyatro ortamına biçimsel bir yenilik getirmiş. Toni Servillo’nun yönettiği oyun, üç metnin kısaltılarak tek bir metin haline getirilmesinden oluşuyor. Oyunun öykü akışı şöyle:

“İtalya’nın Livorno kentinde iki aile tatil için hazırlanmaktadır. Bir tarafta Filippo ve ailesi, diğer tarafta ise Leonardo ve kız kardeşi Vittoria sayfiyeye gitmek için evlerini kapatmak üzeredirler. Vittoria ile Leonardo’nun nişanlısı Giacinta arasında mariage adlı son moda bir kıyafet yüzünden büyük bir rekabet vardır. Leonardo, Giacinta ile beraber atlı bir araba ile seyahat etmek istemektedir ama Giacinta’nın babası Filippo, kızın diğer talibi olan Guglielmo’yu da davet etme cüretini göstererek Leonardo’nun kıskançlığını tetiklemiştir. Devreye yaşlı bir bilge olan Fulgenzio girerek herkesi mantıklı bir şekilde düşünmeye ikna eder. Leonardo resmi bir şekilde Giacinta’ya evlenme teklif eder ve kabul edilir. Beleşçi Ferdinando ise bu tatil için kendini Filippo’ya davet ettirir. Hizmetçi Paolino ve Brigida valizleri kapatırlar ve yola çıkılır.

Tatilde zaman tembelce akıp geçmektedir. Brigida ve Paolino birbirlerini samimi bir aşkla sevmektedirler. Leonardo ise kıskançlıktan çıldırmak üzeredir. Giacinta, Guglielmo ile Vittoria’nın arasını yapıyormuş gibi görünmesine rağmen Guglielmo’dan oldukça etkilenmiştir. Ferdinando ise kendisine baktırma amacıyla Giacinta’nın yaşlı teyzesi Sabina’nın kurlarına karşılık vermektedir. Diğer bir tatilci olan Costanza borçlara gömülmüştür ve yeğeni Rosinta’nın evde kalmasından korkmaktadır. Rosinta’yı tıp öğrencisi zeka yoksunu Tognino’ya kur yapmaya iter. Guglielmo ile Vittoria resmen nişanlanırlar. Leonardo şehre döner ve Giacinta’nın da kendisiyle birlikte gelmesini sağlar. Leonardo böylelikle Giacinta’yı Guglielmo’dan ayırmayı ummaktadır.

Şehre dönen Leonardo borç batağındadır. Borçlarından kurtulabilmesi için Leonardo’nun Giacinta’nın yüklüce çeyizine ihtiyacı vardır. Ancak borçları Leonardo’nun Giacinta ile evlenmesi önünde engel oluşturmaktadır. Fulgenzio Giacinta’nın babasına bir teklif götürerek evlenmenin önünü açar. Baba Filippo, Cenova’daki mal varlığını yönetememekte ve zarara uğramaktadır. Ona Leonardo ve Giacinta’nın evlenip Cenova’ya taşınmalarını ve Cenova’daki mal varlığını Leonardo’nun yönetmesini önerir. Filippo bu teklifi kabul eder ve üçü birlikte Giacinta’yı evliliğe razı ederler. Bu sayede Giacinta’nın Guglielmo’dan uzaklaşması da sağlanmış olur. Guglielmo’da Vittoria ile evlenmeye zorlanarak da olsa razı olur. Bu arada Brigida ve Paolino evlilik için izin almışlardır. Rosina gizlice Tognino ile evlenmiştir. Sabina ise Ferdinando’ya gönderdiği mektupta kendisi ile evlenme sözü vermesi karşılığında ona para vereceğini yazmıştır. Melankolik bir ortamda hepsi evlilik hazırlığındadır.”

Üç oyundan da kısaltmalar yapılmasına rağmen sergilenmesi 175 dakika süren bu üçlemeyi Toni Servillo’nun da dediği gibi bir tiyatro romanı olarak nitelemek mümkün. Seyirci, Goldoni’nin karakterleriyle -özellikle Giacinta ile- birlikte belli deneyimlere tanık oluyor ve karakterlerin tavırlarındaki değişikliklerle birlikte oyunda ön plana çıkarılan tavırları kendi deneyimleriyle karşılaştırıyor.

Goldoni’nin metni, dramaturjik olarak iki hattı izliyor. İlki dönemin burjuva orta sınıfının aristokrasiye özenmesinin doğurduğu tehlikeye dikkat çekiyor. Fulgenzio dışındaki karakterlerin hepsi (uşaklar hariç) tüketim çılgınlığına kapılmış ve gerçek anlamda burjuva olabilmelerinin temel koşulu olan sermaye birikimini temel gaye olmaktan çıkarmış durumdalar. Ancak oyun boyunca Fulgenzio’nun gerçekleştirdiği müdahaleler sayesinde sınıfsal konumlarını yitirmekten kıl payı kurtuluyorlar. Goldoni orta sınıf izleyicilerine kıssadan hisse çıkararak haz düşkünlüğünden sıyrılmalarını öğütlüyor.

İkinci temel eksen de arzunun denetimi üzerine şekilleniyor. Fulgenzio bu noktada da devreye giriyor ve toplumsal ilişkileri alt üst ederek maddi çöküntüye neden olma mahiyeti taşıyan dolambaçlı aşk ilişkilerini düzene sokuyor. Ancak bu eksen bir uzlaşmayla değil, boyun eğmeyle sonuçlanıyor ve komedi türünde yazılmış olan oyunun melankolik bir havaya bürünmesine neden oluyor. Oyunun başında güçlü ve canlı bir kadın karakter olarak gördüğümüz Giacinta, gururunu ve duygularını bir kenara bırakarak Leonardo ile evleniyor. Guglielmo oyunun ilerleyen bölümlerinde giderek ataklığını yitiriyor ve uyurgezer bir donukluğa bürünerek Leonardo’nun kardeşiyle isteksiz bir evlilik gerçekleştiriyor. Oyundaki haz düşkünlüğünün ve çıkarcılığın uç noktasını sergileyen grotesk bir karakter olan Ferdinando, kendisine aşık olan Sabina’dan para sızdırmak için ona evlenme vaadinde bulunuyor. Oyunda arzularını özgürce sonuca ulaştırabilen iki çift var. Birisi verecek çeyizi olmayan Rosinta – Tognino çifti, diğeri de ikisi de uşak olan Brigida – Paolino çifti. İki ilişkinin de ortak noktası maddi çıkar beklentisinden uzak olmaları. Kapitalist çıkar ilişkileri doğrultusunda oluşturulan çekirdek aile, karşılıklı uzlaşmayı değil, boyun eğmeyi talep ettiği için oyun burjuva bireylerin mutsuzluğuyla sona eriyor. Goldoni’nin dramaturjisi, mutlu sonla bitmesi gereken komedi kalıbını kırarak neşeyi melankoliye dönüştürüyor.

Bu noktada Carlo Goldoni’den ve tiyatrosundan kısaca bahsetmekte yarar var. Goldoni, burjuvazinin güçlendiği, 1600’lü yılların çatışmalarının yerini pozitif bir ilerleme hissine bırakmaya başladığı 1700’lü yılların İtalya’sında yaşamış. Goldoni’nin tiyatrodaki temel önemi, Commedia dell’Arte geleneğinden yola çıkarak toplumsal gerçekçi bir tiyatroya giden yolun ilk adımlarını atmasından kaynaklanıyor. Avukatlık kariyerine son vererek tiyatro oyunları yazmaya ve yönetmeye başlamış. O dönemde toplumun gelişmesinin motoru olarak görülen orta sınıf yaşantısını pozitif bir eleştiriye tabi tutarak sahneye taşımış, kendisinin de içinden geldiği burjuva sınıfının ilerici yönüne olan umudunu sahneye yansıtmış. Ancak hayatının ilerleyen yıllarında bu umut, yerini bir hayal kırıklığına bırakmış ve yazar Paris’e giderek gönüllü bir sürgün yaşamı sürdürmeyi tercih etmiş ve ömrünün son 30 yılını orada geçirmiş.

Toni Servillo’nun atölyede aktardığı bilgilerden ve internet kaynaklarından kısaca derlediğim bu bilgileri vermemin nedeni, Piccolo Teatro’nun üçlemenin uyarlamasını oluştururken yazarın yaklaşımlarına oldukça önem vermesi. Yönetmen Toni Servillo ve Piccolo Teatro’nun genel direktörü Sergio Escobar, bu anlayışı araştırma tiyatrosu olarak nitelendiriyorlar; yani metni ve barındırdığı öyküyü yönetmenin denemeleri için bir sıçrama tahtası olarak kullanmaktan çok, yazarın yaklaşımının ve metnin olanaklarının araştırıldığı bir tiyatro. Yönetmenlerin yazarların metinlerini araçsallaştırarak tamamen kendi denemelerini sunduğu örneklerin bol olduğu günümüz tiyatro ortamında bu yaklaşımı oldukça olumlu bulduğumu belirtmeliyim. Öyküye bağlı kalınarak metin değişikliğinin minimumda tutulduğu, mizansen ve oyunculuklarda yakalanan bir takım nüanslarla dramaturjik hamlelerin gerçekleştirildiği bu yaklaşımın, tiyatro klasikleri arasında yerini almış metinlerin yorumlanmasında daha sağlıklı bir yol olduğunu düşünüyorum. Piccolo Teatro, Teatri Uniti’yle yaptığı bu ortak çalışmada, güncel meselelere dair derdini metne yansıtırken ölçülü davranmış ve bunu yaparken Giorgio Strehler’in oluşturduğu Piccolo Teatro geleneğinin bir anlamda devam etmesini sağlamış.

Mimesis’in Toni Servillo ve Sergio Escobar’la yaptığı söyleşiden Strehler’in aynı oyunu 1957’de uyarladığını öğreniyoruz. Strehler’in yorumunda üç noktanın ön plana çıktığı aktarılıyor. İlki, oyundaki olayların toplumsal anlamda bir geçiş döneminde cereyan ettiğinin vurgulanması olmuş. Feodal bir toplum yapısından kapitalist bir toplum yapısına geçilirken kurumsallaşmaya başlamış yeni değerlerin bireyi çok yönlü olarak baskı altına alması öne çıkarılmış. Giacinta karakteri bu bağlamda yeni toplumsal koşulların kurbanı olarak sunularak bu koşulların değişmesine dönük ihtiyaç, temel dramaturjik eksen olarak konmuş. Bunun sonucu olarak Goldoni’nin metni sahnelemede Çehovyen bir karakter kazanmış. Çehov oyunlarında da orta sınıf bireylerin durağanlaşmış ve artık işlemez hale gelmiş toplumsal koşullar içinde yaşadığı melankoli temel dayanak noktasıdır. Bu yolla toplumsal koşulların dönüşmemesi halinde bu melankolinin trajik bir kadere dönüşeceği seyirciye hissettirilir. Strehler bu oyundan sonra da Çehov oyunlarına yönelmiş.

Servillo’nun yorumunda ise toplumsal koşulların belirleyiciliği gösterilmekle birlikte bireysel tercihlerin bu koşulların değişiminde oynayacağı role daha büyük önem atfedilmekte. Metin kısaltılırken yapılan tercihlerle ve ritim, mizansen uyarlamalarıyla Giacinta karakteri oyunun merkezine alınmış. Oyunun başında Giacinta’nın babasının ve koca adayının kısıtlamalarına karşı güçlü duruşu, canlılığı ve neşesi gösterilerek oyunun ilerleyen bölümlerde toplumsal ilişkileri riske atmama yönündeki eylemleri bir mağdurun zorunlulukla gerçekleştirdiği eylemler olarak değil, kadının bilinçli tercihi olarak sunulmuş. Yönetmen bu yorumun günümüz gençliğinin bilinçliliğini merkeze alan bir yorum olduğunu belirtiyor. Seyircinin Giacinta’nın tercihlerine yabancılaşması sağlanarak kendisini yönlendiren ilişkilerin kırılganlığı içerisinde karakterin bireysel tercihinin egemen eğilimi değiştirmek yönünde değil, onu sürdürmek yönünde olduğu gösteriliyor. Böylelikle oyunun melankolik ve kasvetli bir havaya bürünen üçüncü bölümü seyirci nezdinde kışkırtıcı bir etki yaratıyor. Bu dramaturjik tercihin temelinde yönetmenin günümüz gençliğinde hakim olan eğilimlerle girdiği bir hesaplaşma yatıyor. Piccolo Teatro seyircisinin çoğunluğunun 27 yaşın altında olduğu verisini de göz önünde bulundurursak bu tercihi anlamak mümkün oluyor. Yönetmen genç insanların toplumsal ve sınıfsal koşulların kendilerine dayattığı rolleri ve ilişki biçimlerini kabullenmek yerine alternatif tercihlere yönelebileceklerini, bunun bir irade meselesi olduğuna inanıyor.

Piccolo Teatro – Tiatri Uniti ortak yapımında özellikle dikkat çeken unsur, bütün oyunun yukarıdaki dramaturji çerçevesinde şekillenmesi. Oyunun ritmik yapısı, oyunculuklar, mekan tasarımı tamamen bu yaklaşımın hizmetine girmiş. Oyunun ilk bölümünde karakterlerin tatil hazırlığında olduğunu görüyoruz. Servillo, Goldoni’nin aynı zamanda bir opera yazarı olduğunu da göz önünde bulundurarak oyunun ritmik yapısını ön plana çıkarmış. İlk bölüm yüksek bir ritimde oynanıyor ve olayları iki ev içerisinde izliyoruz. Zil sesi bir evden diğerine geçişi imliyor. Metronomun vuruşlarına benzer şekilde bir evden diğerine geçiyoruz. Oldukça akıcı ve heyecanlı bir neşe bu bölümdeki hakim aksiyon. Sayfiyeye gitme ve gösteriş takıntısı ve aşk ilişkilerinin serimi bu neşeli ortam içinde gözler önüne seriliyor. Bu bölümde betonarme bir arka plan perdesi kullanılmış. Bu arka plan, ışık uygulaması ve oyuncuların aksiyonu ile birleşince şehir yaşantısına dair belli imgeler seyirciye sunuluyor: iş, görev, yapılması gerekenler ve sorumluluklar.

İkinci bölüm ise tatil maceralarını anlatıyor. Betonarme arka plan perdesinin yerini güneş ve gökyüzü alıyor. Ağustos böceklerinin sesi eşliğinde ritim birden yavaşlıyor. Canlı ve sarımtırak bir ışık kullanılıyor ve tatil imgeleri su yüzüne çıkıyor: sorumluluktan kurtulma, bilinçaltının ve duyguların yüzeye çıkması. Ritmin yavaşlamasıyla birlikte oyunun genelinde kullanılan gündelik oyunculuk üslubunun yerini Commedia dell’Arte’ye ve lazzilere bıraktığını görüyoruz. Mizahın dozu artıyor ve tatilde yiyip içmekten ve haz peşinde koşmaktan başka hiçbir şey yapmayan insanlara gülerken perde arası veriliyor. İkinci perde sarmaşıklıklar ve yeşilliklerin arasında bir akşam sahnesi ile başlıyor. Gece, gizlenmeye çalışılan dürtülerin serbest kalması, entrika, kıskançlık ve duygu patlamalarıyla sona eriyor.

Üçüncü bölümde karakterlerin sayfiyeden şehir yaşantısına döndüklerini görüyoruz. Sahne geçişi uzun tutularak Giacinta’nın bunalımı görünür kılınıyor. Arkadaki betonarme perde indikten sonra artık kasvet ve melankoli sahneye hakim oluyor. Oyunculuklar sadeleşiyor ve ikinci bölümdeki kahkahalar yerini sessiz bir gülümsemeye bırakıyor. Bu bölümde orijinal metinde yer alan ve mizah dozunun yüksek olduğu bazı sahnelerin de uyarlamanın dışında tutulduğunu belirtmek gerek. Mizah dozu düşürülerek, seyircinin karakterlerin yaşadıkları çıkmazlara yakından tanıklık etmesi hedeflenmiş. Eylemlerin geçtiği mekanlar olarak ise bir önceki bölümdeki geniş ve açık mekanlar yerine dar ve kapalı mekanlar seçilmiş: merdiven altları, kapı eşikleri, kuytu köşeler. Bu mekan tasarımı karakterlerin iç dünyasında yaşanan sıkıntıya eşlik ediyor. Oyunun sonuna doğru Giacinta Leonardo’dan kurtulmak ve kendi seçimini yapabilmek için bir şans yakalıyor. Ancak “yüreğinin” değil “aklının” sesini dinleyerek kendini mutsuzluğa götürecek olan kararı veriyor. Yeni toplumsal değerlerin, insan varlığının bütünleşik unsurları olan akıl ve duyguyu, görev ve eğlenceyi birbirinden ayırarak bunları birbiriyle çatışan kavramlar haline getirdiği gösteriliyor. Bu çatışmaların ortasında geleceğe dönük alternatif bir seçim yapabilme gücünde olan Giacinta’nın kapitalist rasyonaliteyi temsil eden Fulgenzio’nun söylediklerini yapması, seyircinin duyduğu tepkiyi yine seyircinin kendisine yönlendirerek oyunun çatışmalı ve sorgulayıcı bir final sahnesiyle sonlanmasını sağlıyor.

Bu arada üçlemenin orijinal metninde yer almayan ancak yönetmenin eklediği bazı sözsüz bölümlerde önemli bir nokta öne çıkarılmış. Bu sahnelerde Tognino-Rosinta çiftinin ve Brigida-Paolino çiftinin, uzun sorgulamalar ve git-geller yaşamadan aşklarını dolaysız bir şekilde yaşayabildiklerini görüyoruz. Böylelikle sosyal statü hesaplarının ve maddi çıkar ilişkilerinin belirleyici olmadığı birlikteliklerin daha rahat yaşandığı gerçeği vurgulanmış oluyor.

Toni Servillo, oyun sonrasında düzenlenen atölyede katılımcılara Goldoni’nin “Tatil Üçlemesi”nin bir metafor olduğunu belirtti. Oyunda geçmişin iyi tarafına bakmaktan ve geleceğe dönük bir alternatif geliştirmekten yoksun olan toplumun “ucuz yoldan gülelim eğlenelim” anlayışının eleştirildiğini söyledi. Piccolo Teatro, Tiatri Uniti ile birlikte gerçekleştirdiği sahnelemede bu metaforu sanatsal olarak başarılı bir şekilde sahnelemekle kalmıyor, aynı zamanda oyunun temelindeki tüketim toplumu eleştirisini seyircinin sanatsal algısını dönüştürme çabasına girerek ne kadar içselleştirdiğini gösteriyor. Oyunun oynanış biçimi, TV ve sinemanın yarattığı hakim estetik algısına bir karşı çıkışı gösteriyor. Oyunun yaklaşık üç saat sürmesi, bazı sahnelerdeki mizah unsurlarının özel olarak törpülenmesi, bazı sahne geçişlerinin özel olarak uzun tutulması oyunu seyirci tarafından “tüketilecek bir ürün” olmaktan çıkarıyor. Amaçladıkları şey seyirciye belli telkinlerde bulunarak seyircinin sahnedeki eylemleri bir roman okur gibi izlemesini sağlamak, oyunu kendi zihninde yeniden üretmesinin yolunu açmak.

Piccolo Teatro, Giorgio Strehler’in ölümünün ardından kendisini yeniden üretiyor, araştırma tiyatrosu olarak adlandırdıkları yaklaşımla bir tiyatro klasiğini güncel bir dramaturji ile yorumluyor ve seyircinin estetik algısını dönüştürme konusunda uğraş veriyor. Felsefi yaklaşımı sanat pratiği ile bütünleştiren ve oyunculuk, mizansen, dekor ve ışık tasarımı unsurlarını bu yaklaşım çerçevesinde yaratıcı bir şekilde bir araya getiren Piccolo Teatro – Tiatri Uniti’nin oyunu izleyenler için çok katmanlı bir tiyatro dersi haline geliyor. İzleyen tiyatroculara da bundan ders çıkarmak kalıyor…



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: