‘Yasaklanan Bir Dil ile Tiyatro Yaptık’

Kürt tiyatrosuna yıllarını veren Tiyatro Yönetmeni ve Eğitmeni Kemal Orgun ile Kürt tiyatrosunun geldiği noktayı konuştuk. Varlığı kabul edilmeyen bir halkın ve onun yasaklanan dili ile tiyatro yaptıklarını söyleyen Orgun, çoğu kez yaptıkları tiyatro çalışmalarının basıldığını, gösterimi yapılan tiyatro çalışması sırasında polis baskınına uğradıklarını ve sahne kostümü ile gözaltına alındıklarını söylüyor

Kürt tiyatrosuna yıllarını veren Tiyatro Yönetmeni ve Eğitmeni Kemal Orgun ile Kürt tiyatrosunun geldiği noktayı konuştuk. Varlığı kabul edilmeyen bir halkın ve onun yasaklanan dili ile tiyatro yaptıklarını söyleyen Orgun, çoğu kez yaptıkları tiyatro çalışmalarının basıldığını, gösterimi yapılan tiyatro çalışması sırasında polis baskınına uğradıklarını ve sahne kostümü ile gözaltına alındıklarını söylüyor. Ancak bütün bu baskı ve engellemelere rağmen Orgun’un tiyatro aşkı her geçen gün büyüyerek, devam etti. Nusaybin Belediyesi Mitanni Kültür Merkezi bünyesinde Teatra Mitannî grubunu oluşturan Orgun, Kürt tiyatrosu ve çalışmaları hakkında sorularımızı yanıtladı.

19 yıl önce tiyatro çalışmalarına başladınız, o günden bu güne neler değişti?

Çok şey değişti. 1991 yılında İstanbul’da, Tarlabaşı’nda, Mezopotamya Kültür Merkezi’nin küçük bodrum katında tiyatro çalışmalarına başladık. Yasak bir dilin yasak olan tiyatrosunu yapıyorduk. Ne bir sahnemiz, ne bir tekstimiz, ne bir oyuncumuz, ne yazarımız, ne yönetmenimiz, ne ışığımız, ne de dekor ve kostümümüz vardı. Sıfırdan bu işe başladık ve bu günlere getirdik. 1992 yılında tiyatro Teatra Jiyana Okulu’nu kurduk. Bu okulda her birimiz hem öğretmen, hem de öğrenciydik. Amacımız elbette birbirimize öğretmenlik yapmak değil, bilgilerimizi paylaşmaktı. Bugün istenilen noktada olmasa da, artık Kürt tiyatrosu profesyonel düzeyde yapılmaktadır.

BASKI; FARKLI RENKLERDE SÜRÜYOR

Çalışmalarınızdan dolayı yaşadığınız baskılardan bahseder misiniz?

Varlığı kabul edilmeyen bir halkın yasaklanan dili ile tiyatro yapıyorduk. 1990’lı yıllarda neredeyse her ay kurumumuz baskına uğrar gözaltılar yaşanırdı. 1996 yılında düzenlemiş olduğumuz turne kapsamında Mersin’de dördüncü gösterimiz sırasında onlarca polis tarafından salona baskın düzenlendi ve elbiselerimizi bile giymemize izin verilmeden kostümlerimizle emniyette götürüldük. Bu gözaltıda Kemal Ulusoy arkadaşımıza hapis cezası verildi ve kırk gün cezaevinde tutuldu. Birçok oyunumuz yasaklanmıştır. En son, çevirisini ve yönetmenliğini üstlenmiş olduğum Dario Fo’nun Mirina Anarşîstekî adlı oyunumuz, Kızıltepe Kaymakamlığı tarafından yasaklanmıştı. Bugün de aslında baskı rengini değiştirerek varlığını sürdürüyor.

HALKTAN BESLENEN KAPILARI HALKA AÇIK BİR TİYATRO İÇİN

Kürt tiyatrosunun geldiği aşamayı nasıl görüyorsunuz?

Kürt tiyatrosunun gelmiş olduğu aşama istediğimiz aşama olmamasına rağmen, epey bir yol almıştır. Dünya tiyatrosunun sahip olduğu iki bin beş yüz yıllık yazılı tarihini göz önünde bulundurursak, Kürt tiyatrosu henüz on dokuz yaşında genç bir insandır ve büyük sorunları vardır. Oyunculuk, reji, dil, tiyatro felsefesi, tiyatro edebiyatı, yazarlık, ödeneksizlik, salon ve diğer teknik boyutuyla sorunlar yaşamaktadır. Fakat Kürt tiyatrosu bu sorunlara takılmamakta, geldiği noktada kendini aşmanın çabasındadır. Bu çaba bütün toplum tarafından desteklenmelidir. Desteklenmelidir ki, halk tarafından beslenen ve kapıları halka açık bir tiyatromuz olsun.
Bölgedeki yerel yönetimler tiyatroya önem veriyor mu?
Bu konuda da büyük sorunlarımız vardır. Özellikle, tiyatronun gelişiminde büyük bir role, görev ve sorumluluğa sahip olan yerel yönetimlerimizde kimi kıpırdamalar olmuş olsa da, genel olarak henüz ciddi bir bakış açısı oluşmamış, derinliğine ele alınmamaktadır. Bu konuda sıkıntılarımız mevcuttur ve bunları aşmakta bizim görev ve sorumluluğumuzdur.


KEMAL ORGUN KİMDİR?

Bingöl-Kiğı doğumlu, yazar ve yönetmendir. 1991 yıllında Üniversite öğrencisiyken İstanbul da MKM’de tiyatro çalışmalarına başlar. 1995 yılına kadar oyunculuk yapar. 1995 yılında ilk uzun oyunu olan Bayê Elegezê’yi yazar ve yönettir. Ardından Rê û Rêwî, Zeviya Ziyanê, Pepûk Çiye Tu Dizanî, Dîlana Xweristê, Mar/Fîstanê Reş, Çol û Av, Çend Diyalog, Homerosê Kurd Evdalê Zeyniê müzikalı, Provayên Bidarvexistinê uzun oyunlarının yanı sıra Nobedarê Deriyê Cennetê, Navê Vê Lîstikê Çiye Tu Dizanî, tek kişilik oyunlarını yazar. Bayê Elegezê, Zeviya Jiyanê, Mar/Fîstanê Reş, Çend Diyalog, Çol û Av, Nobedarê Deriyê Cennetê ve Navê Vê Lîstikê Çiye Tu Dizanî, oyunlarını yönetip sahneler. Şuan Nusaybin Belediyesi bünyesinde Teatra Mitannî’nin sanat yönetmenliğini yapıyor.


TEATRA MİTANNÎ’DEN YENİ SEZONDA İKİ YENİ OYUN

Nusaybin’deki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Nusaybin’e beş ay önce geldim. Gelişimle birlikte yeni dönem tiyatro çalışmalarını başlatarak, Nusaybin Belediyesi Teatra Mitannî grubunu yeniden yapılandırdık. Bu çerçevede iki aylık tiyatro atölyesi kapsamında tiyatronun hem kuram, hem de sahne üstü pratik oyunculuk çalışmalarıyla bir düzeyin oluşmasının kapılarını araladık. Bu çalışmanın ardından “Çol û Av” oyunumuzu sahneye koyduk. Oyunumuzun gösterimi devam ediyor. Bütün bu çalışmaların paralelinde yeni bir tiyatro sınıfı oluşturarak, burada da oyunculuk dersleri vermeye başladık. Bu yeni sınıf aynı zamanda Teatra Mîtannî’nin mutfağı işlevini görmektedir. Burada pişecek olan genç kadın ve erkekler üst gruba aktarılmış olacaklardır.

Yeni tiyatro sezonun dönük hazırlıklarınız nelerdir?

2010-2011 tiyatro sezonunda iki yeni oyun ile perdelerimiz açmak istiyoruz. Bu oyunlarımızdan biri olan “Perdeyek Namûs” bir kadın oyunudur; bir diğeri de tarihten gelip tarihe yürüyen bir yolcunun yolunun üstüne çıkan darağacıyla olan serüvenini işleyen “Çar Diyalog” oyunumuzdur.

Oyunlar sizin kaleminizden mi çıktı?
Evet…

Serkan Kurt

Evrensel