“Kadıköy Belediyesi Tiyatro Festivali”nden Tiyatronun Görünüşü

Ali Erdoğan, Özgürlük Parkı’nda gerçekleştirilecek olan Kadıköy Tiyatro Festivali’ne katılım için yaptığı müracaat kabul edilmeyince “Emeğime Biraz Saygı İstiyorum” başlıklı bir yazı yazmış. (www.tiyatrodunyasi.com) Yazısında “gerekçesiz ve kritersiz” bir seçimin ehil olmayanlar tarafından yapıldığını belirterek isyanını dile getirmiş. Yapılanın emeğinin göz ardı edilmesi olduğunu belirtmiş. Belediyenin sosyal demokrat olduğunu ima ederek tiyatro emekçisinin emeğine saygı gösterilmemiş olmasını da vurgulamış.

Sanki böyle bir fırsatı bekliyorlarmış gibi kendi yaşadıkları örneklerden yola çıkarak, öncelikleri kendi dertlerini anlatmak olan kişiler de destek veren (?) yorumlarını göndermişler. Ali Erdoğan’a kişisel olarak saldıran yorumların ise bence önemi yok.

Ben yıllarını tiyatroya vermiş bir sanatçının isyanından etkilendim. Karşı tarafı da dinlemek için Kadıköy Belediyesi’nin ilgili birimini sora sora buldum.

Telefonuma çıkan bazı iyi niyetli kişiler olmasa, Belediye içinde doğru adresi bulamayacaktım.

Öncelikle Belediye’nin bu işi kurumsallaştırması gerektiğini ve arayan herkesin doğru adresi bulmasını sağlayacak bir organizasyon kurmasını öneririm.

Eğer muhatabı “doğru adres” olsaydı inanıyorum ki Ali Erdoğan aldığı cevaplar ve fısıltılarla bu kadar öfkelenmeyecekti.

Hatta sanatçıların onlara başvurmasını beklemeden belli bir seviyedeki sorumlusu ile Belediye, müracaat edenlere sonuçları münasip bir lisan ile anlatsa çok daha iyi olacaktı diye düşünüyorum.

Açık kimliğimi belirtmek ve de yazılı olarak sunmam halinde sorularıma cevap verileceğinin bildirilmesi üzerine Kadıköy Belediyesi’ne bir faks çektim. (Bu arada cevap gecikince, daha önceden zihnimde güvenilir bir yer etmiş olan Kent Konseyi’nin Başkanı Prof. Dr. Korel Göymen’e de durumu anlatan bir mesaj gönderdim.) Birkaç kez aramam, hatırlatmam sonrasında aldığım cevabı paylaşıyorum:

* Bu yıl kaç tiyatro topluluğu müracaat etti?

32 tiyatro topluluğunun 33 oyun başvurusu alındı.

* Topluluklar nasıl müracaat etti?

Müracaatlar tiyatro festivaline katılım formu ile yapılmaktadır. Formlarımız 15 Mayıs – 1 Temmuz 2010 tarihleri arasında Kadıköy Belediyesi web sayfasında yayınlandı. Formu doldurup istenen ek belgelerle müracaat edenlerin başvuruları işleme alınmıştır.

* Müracaatta istenen belgeler?

Katılım formu, oyunun yüksek çözünürlükteki afişi, oyundan bir fotoğraf, yıl içinde gazeteye verilmiş olan ilan örneği, yazılı ve görüntülü oyun kaydı

* Kabul edilen topluluklara yapılacak ödeme neye göre kararlaştırılıyor? Ödemenin alt ve üst tutarı nedir?

Tiyatrolara ödenen ücret 6000TL. Tiyatro gruplarının ortalama maliyetlerine göre belirleniyor. Ne üst limitlerde tutuluyor ne de oyunu kurtarmayacak kadar alt limitte olmamasına özen gösteriliyor.

* Toplulukları festivale kabul ederken dikkat edilen hususlar neler?

Katılım formunun eksiksiz doldurulması/ İstenen belgelerin eksiksiz teslim edilmesi/ Profesyonel tiyatro olması/ Sezon içinde düzenli olarak gişe açmış olması/ Sahnelenecek oyunun festivalde ilk kez oynuyor olması/ Yıl içerisinde gişe açan tiyatrolara seyircinin gösterdiği ilgi.

* Konu ile ilgili seçici kurul kaç kişi ve kimlerden oluşuyor?

Belediye Meclisi Kültür Komisyonu, kültür merkezleri sanat yönetmenlerinin oluşturduğu bir kurul söz konusu. Prensip olarak isim bilgisi veremiyoruz.

Ali Erdoğan da bir katılım formu doldurmuş olmalı. Formu doldurdunuz mu, “seçene” ve “seçilmeye” razı olacaksınız. Kriterler, “Kim seçiyor?” soruları bence başvurmadan önce sorulmalı. Eğer sonradan soracaksanız, seçiminden kuşku duyulacak bir organizasyona başvurmamalısınız.

Genellikle bir önceki sene seçilmiş olmak, yönetimi kendi görüşünüze yakın bulmanız ve de kendinize duyduğunuz güven gibi hususlar bir ön duygu oluşturabilir. İnsan, tuhaf karşılanacak soruları sormaktan çekinir, bu nedenle de soru sormaktan vazgeçer. Ama o zaman, sonradan da sormamak gerekir.

Bu durumda kişileri ikilemlere düşürecek, zor durumda bırakacak “gri” havanın dağıtılması görevi kurumsal yönetimlere düşer. Belediye, artık 8.sini idrak eden bir festivalde geçmişte yaşananlardan edindiği tecrübe ile kurduğu düzeni iyileştirme gayreti göstermelidir. Merak edilen seçici kurul, kriter, bütçe, müracaat edenler, kabul edilecek topluluk sayısı vb hususları önceden açıklayarak spekülasyonları önlemeye gayret etmelidir. Karar, yetkili kişi tarafından bir toplantı ile açıklanmalı, sorular cevaplanmalıdır.

Aldığım cevapta seçici kurulun Belediye Meclisi Kültür komisyonu, kültür merkezleri sanat yönetmenlerinin oluştuğu bildiriliyor. Doğrusunu isterseniz bunun başta açıkça belirtilmesi gerekir diye düşünüyorum. Ama çizilen çerçeve ismen olmasa da statü olarak “adresi” belirtiyor.

Müracaat eden 32 topluluğun kimler olduğunu bilmiyorum ama hepsinin “kendini bilen” ve tiyatromuz için önemli topluluklar olduğuna inanıyorum. Her ne kadar bu toplulukların katılım formu doldurarak müracaat etmeleri yerine davet ile çağrılması yöntemi gönlümden geçiyorsa da bu yöntemin de spekülasyona açık olduğunu biliyorum. Bu nedenle Belediye’nin “kafalarına göre seçiyorlar” denmesin diye bu yolu seçtiğini de anlıyorum. Ayrıca davet ettikleri tarafından reddedilme olasılığı vb gibi hususlarla da karşılaşmak istemiyor olabilirler.

Bütün bu koşullar içinde katılım formlarındaki soruların yeniden gözden geçirilmesinde yarar görüyorum.

Katılım formunda sorular şunlar:

Sahnelenecek alan talebi; daha önce oyunun oynandığı Kültür Merkezleri; 2009-2010 senesinde oynama sayıları; geçmiş yıllarda Kadıköy Belediyesi’nin faaliyetlerine katılım; diğer il ve ilçelerde katılınmış festivaller; oyunun konusu; ses ve ışık sistemi ihtiyacı.

Örneğin sahnelenecek alan ve ışık/ses sistemini sormak yerine kendi olanaklarınızı verir, açıklamaları yapar, kabul edilmesi halinde topluluğun bu koşulları kabul ettiğine dair bir yazılı belgeyi baştan alırsanız teknik koşul kriterleri ortadan kalkmış olur. Kaldı ki tiyatromuzun içinde bulunduğu koşullarda, herhangi bir topluluğun sahne 10 m2 dar diye, 100 vatlık ampul yok diye, amfinin gücü yetersiz diye vazgeçeceğini sanmıyorum.

Benzer şekilde eğer amacınız topluluğun ilk kez sizin sahnenizde yer alması ise amacınızı açıkça koyar ve şehir sınırları içinde başka organizasyonlara katılmış (belli sayıda katılmış vb) topluluklar başvurmasın dersiniz.

Oyunun konusunun nasıl bir amaca hizmet ettiğini de anlamış değilim. Belediye’nin repertuar oluşturma amacı mı var? Bence tiyatroyu seyirciyle buluşturma amacı önde gelen bir organizasyonda konunun da “kriter”miş gibi konulmasını anlamsız buluyorum. Pek tabidir ki konunun hangi yaş grubuna hitap edeceği ile ilgili gösterilen bir hassasiyet anlaşılır bir tutumdur ama bunun “konu”yla ilgisi de ne kadardır? Oyun sahnede nasıldır ve kim karar verecek vb soruları da cevaplamak gerekir. Bu yıl Alevli Günler’in +10, 72. Koğuş’un +16 olması nasıl bir akademik yaklaşımla kararlaştırılmıştır acaba? (Ben +18 uyarılı bir oyunu 11 yaşında çocuğun defalarca seyrettiğini ve bunun ailelere (tiyatrocu abiye) kalmış bir öneri olduğunu biliyorum.) Kaldı ki yaş sınırı “öneri” midir, “zorunluluk” mudur?

Geçmiş sezon oynama sayısının da ne işe yaradığını anlamış değilim. Bu seyircinin ilgisini ölçmenin bir anahtarı ise Belediye’nin bu sayıları kontrol etme yeterliliği var mıdır diye sormak gerekir. Kaldı ki oynama sayısı ile seyirci ilgisinin doğrudan bir ilişkisi de yok.

Belediye müracaatları toplamaya başladığında tiyatro ödülleri belli oluyor. Ödül almak da bir kriter olabilir pekala. (Benim için anlamı yok ama seyirciye ödüllü oyunlar sunulmuş olur.)

Belediye’nin katılım formundaki sorularından ve de bana gönderdiği cevaplardan ortaya çıkan şudur ki Belediye, “seyircinin ilgisi ”ne çok önem vermektedir. O zaman da katılım formu ile müracaat toplamak gereksiz değil midir? Seyirci ilgisini ölçecek bir yöntem bulur o toplulukları davet edersiniz.

Ben Belediye’nin katılım formundan ve bana gönderdiği cevaptan nesnel, elle tutulur bir kriter çıkarmaya yönelik bir “temel” bulamadım. Bu nedenle de Ali Erdoğan’a verebilecekleri bir gerekçe yok.

Festivalin geçmiş yılları bize yol gösterir mi?

Bu nedenle geçmiş yıllardaki festivalleri inceledim. Başlangıcından(2003) bu yana hangi yıl kaç oyun ve kimler seçilmiş, belirledim.

Bu yıl sekizincisi yapılan festivale her yıl kabul edilen 2 topluluk var: Tuncay Özinel ve Ali Poyrazoğlu… Onları 7 defa ile Enis Fosforoğlu takip ediyor. Tiyatro Kare ve Tevfik Gelenbe 6 katılımla üçüncü. Dostlar, Hadi Çaman ve Bizim Tiyatro 5 er kez katılmışlar. Nejat Uygur, Tiyatro Kedi ve Kartal Sanat 4 kez. Asuman Dabak ve Sadri Alışık Tiyatroları son 3 yıl üst üste seçilmişler.

2003 – 10, 2004- 17, 2005 – 10, 2006- 12, 2007 ve 2008- 15 er, 2009- 10 ve 2010’da da 15 topluluk çağrılmış. (Topluluk sayısı aynı zamanda festivalin gün sayısını veriyor.)

Geçen yıl 23 müracaat olduğunu öğrenmiştim. 10 topluluk seçilmiş. Bu yıl 32 topluluk başvurmuş 15 seçilmiş. Yaklaşık olarak seçim yüzdesi aynı. 2004 yılında ise 17 topluluk ile en yüksek sayıya ulaşılmış.

Festival başlangıçta Temmuz’un ilk yarısı düzenlenirken bu tarihler Temmuz sonu Ağustos’un ilk 10 günü arasına kaydırılmış. Bana sözlü olarak belirtildiğine göre tarih ve gün sayısı dönemsel olarak saptanıyormuş. O yıla özgü olaylar dikkate alınıyormuş.

Bunlardan bir kriter çıkar mı bilmem. Belki de bu tablo, Belediye’nin gelecek seneki seçimlerine bir ışık tutabilir. “Dinlendirme” eşit yapılabilir.

Ali Erdoğan’ın yazısından çıkan bir husus dikkatimi çekti. Benzer söylemi Nedim Saban’ın Caddebostan Kültür Merkezi eyleminden de hatırlıyorum. (Konuya ilişkin Ali Erdoğan da bir gönderme yapıyor zaten yazısında: “Ayrıca bunu niye söylüyorsa… Tiyatro dünyamızda tiyatrocu meslektaşlarının kuyusunu kazan tiyatrocu varmış gibi!”)

Tiyatrocularımız bazen söyledikleri sözün nereye gittiğine çok da dikkat etmiyorlar. (Belki de “dikkat ediyorlar”!)

Örneğin “Seyircinin bizim komedilerimizden mahrum kalması” söylemi de böyle. Ali Erdoğan’ın komedisinden mahrum kalınmasa Genco Erkal, Ali Poyrazoğlu, Asuman Dabak, Tuncay Özinel, Can Gürzap, Nevra Serezli, Seden Kızıltunç’dan mahrum kalınacak. Çünkü finansal olarak Belediye’nin de sınırları var ve birinin seçilmesi diğerinden mahrum kalınması anlamına geliyor. Kendimiz ile karşılaştığımızda bize göre orada olmaması gerekenler olabilir ama bu da öznel bir değerlendirme değil mi? Ali Erdoğan inandığını açıklamakta haklı ama sözlerinin yanlış anlaşılma çerçevesi çok geniş.

Böyle bir olaydan yola çıkılarak “sosyal demokrasi, emekten yana olmak” gibi söylemlerin de zamansız olduğunu ve amacını aştığını düşünüyorum.

Unutulmasın ki Ali Erdoğan 2006 ve 2009 yıllarında kabul edildiğinde dışarıda kalanlar da aynı soruları sordular.

Düzen böyle…

“Neden böyle?” diyorsanız… Demeyin… Bence hiçbir tiyatrocu demesin. Herkes kendini kurtardığı sürece bu “böyle”.

Gösteri başına (sembolik sayılabilecek ) 6000 TL verilen bir festivale katılmak için 32 topluluk form doldurarak müracaat etmiş. Seyircisinin karşısına çıkmanın onlar için her şeyden önce geldiğine inandığım tiyatrocularımız için paranın ikinci planda kaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz ama parasız olsa müracaat sayısı 32 olur mu idi?

Keşke Kadıköy Belediyesi müracaat eden her profesyonel topluluğa (aracıya değil) sahnelerini açsa. Keşke topluluklarımız birbirlerini şikâyet etmekten vazgeçseler ya da ifadelerinin o anlama geldiğini idrak etseler. Bir araya gelip, Belediye’ler içinde sanatı yönlendirmek için ısrarcı olsalar. (Zor ama denemeye değer.) Ama yapılan “gönderme”ler bir araya gelmelerini de önlüyor.

Bazen sektörün yararı için fedakarlık yapmak, susmak gerekir.

Ben inşaat mühendisiyim. Yıllarca ihalelere girip çıktım. Biz de yeterlik dosyaları verirdik. İlk kaybettiğimiz ihalede çalıştığım şirketin patronuna “Ama haksız bir seçim. İşi biz almalıydık. İtiraz edelim” diyecek oldum, çok tecrübeli olan patronum yüzüme baktı uzun uzun ve “Bir dahaki sefere de biz alırız.” dedi. Gençtim o zaman, anlamamıştım.

Ali Erdoğan şu anda benim o zamanki yaşımdan daha olgun bir yaşta. Eminim ki o anlar.

Herkes Kadıköy Tiyatro Festivali’ne seçilmek bir ayrıcalıktır demeli ki öncelikle sayısı çok az olan bu tür festivaller kurumsallaşsın; bu vesile ile tiyatrocular sahne alsın; seçilen meslektaşlar onurlansın.

Seçilen tiyatrocu, seçildiğinde “ayrıcalığın” keyfine varsın, seçilmezse “Bir dahaki sefere seçerler” desin. Gerekçe, kriter aramasın ama “kriter, gerekçe” olsun diye uğraşsın, inandığı yöntemi önersin…

İlla “kriter, gerekçe” arayacaksa seçildiğinde arasın. “Neden beni seçtiniz?” diye sorsun. Sorsun ki bu, seçilmeyen meslektaşlarına örnek olsun.

melihanik.blogspot.com



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: