Viola Spolin Bizlere Neyi Miras Bıraktı?

Ege Maltepe ile Spolin Tekniği Hakkında Söyleşi

Bu söyleşi Mimesis Çocuk ve Gençlik bölümü editörleri tarafından drama ve tiyatro alan çalışması söyleşileri kapsamında planlanmış ve 6 Temmuz 2010’da Bülent Sezgin tarafından yapılmıştır.

Bülent Sezgin: Sevgili Ege Maltepe New York’ta yaşayan bir tiyatro oyuncusu olarak öncelikle ABD’de yaptığın tiyatro etkinliklerinden biraz bahseder misin? Spolin metodu ile tanışman nasıl gerçekleşti? Spolin ABD tiyatro geleneğinde sence nasıl bir yerde duruyor?

Ege Maltepe: Ben 2006 yılında Bilkent Üniversitesi oyunculuk bölümünden mezun olduktan sonra Fulbright bursu ile New York’taki New Actors Workshop isimli okulda oyunculuk üzerine yüksek lisans programına başladım. Bu okulda Gene Hackman ve Dustin Hofmann’ın hocalığını yapmış olan oyunculuk hocası George Morrison, Oscar’lı yönetmen Mike Nichols ile çalışma fırsatını buldum. Okulun kurucusu ise Viola Spolin’in oğlu Paul Sills’di. Bu okul metot oyunculuğu ile Spolin tekniğini bir araya getiren bir okuldu. Beden farkındalığı, doğaçlama ve hareket doğaçlaması üzerine çok yoğun çalışan bir okuldu. 2 yıl boyunca yaptığımız Spolin doğaçlama alıştırmalarından çok etkilendim. Türkiye’de çocukluğumdan beri tiyatro ile ilgilenmiş olmama rağmen, Spolin’in s’sini duymamıştım. İlk bir ay çalışmalarda ne yaptığımızı anlamıyordum mesela. Ne yaptığımı bilmememe rağmen o derslerden sonra kendimi çok mutlu hissediyordum. Derslerde çok eğleniyorduk zaten, böyle parti havasında geçiyordu. İçinde olduğum sınıf da çok uyumlu bir gruptu. Derken birinci ikinci aydan sonra Spolin metoduyla öğrendiğim şeyler benim oyunculuğuma fayda sağlamaya başladı. Spolin tekniği ile bir egzersiz denedikten sonra benim kafamda her seferinde bir kapı açılıyordu. 14 yaşında Ferhan Şensoy Nöbetçi Tiyatro deneyimi, 1 yıl Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları deneyimi, 4 yıl Bilkent Üniversitesi Oyunculuk Bölümü deneyiminden sonra Spolin metodu bana farklı bir vizyon kazandırdı. Daha önceden öğrendiğim şeylerle Spolin tekniği arasında birtakım bağlantılar yapıyordum kafamda. Spolin tekniğinin eğlendirici, rahatlatıcı ve çok özgürleştirici olması beni cezbetmişti. 2 yıllık eğitimin son aylarında Spolin’in çok zor dediği oyunları oynamaya başlamıştık. Mesela transformation of relationship (ilişkinin dönüşümü) oyunu için Viola Spolin şöyle dermiş: “Bir grup bu oyunu oynayabilirse, tüm oyunları oynayabilir dermiş”

Bülent Sezgin: Biraz oyunun formundan bahsedebilir misin?

Ege Maltepe: Oyun dönüşüm üzerine kurulu bir oyun. Viola Spolin değişimden değil ama sürekli ve sürekli olarak dönüşümden ve hareketten bahseder. Mesela biz 10 kişilik bir grubuz ve bir aktivite belirliyoruz. Mesela ilk aktivite eskrim yapmak ve son aktivite ise ağaç kesmek olsun. İlk eylemden yola çıkan grup eskrim yapmanın kendi içinde dönüşümüne tanık oluyor, boşlukla oynayarak hareketi sürekli ve sürekli dönüştürüyorlar. Çok uzun bir süre yaptıkları harekete bir isim koymamaya çalışıyorlar. Ardından dönüşen harekete diğer kişiler eklemlenmeye başlıyor. 10 kişinin hepsi harekete eklemlenince ağaç kesme eylemine geri dönüş oluyor. Ve bunun nasıl olduğunu kimse bilmiyor ve doğaçlamalar tamamen sürece bırakılıyor.

Bülent Sezgin: Senin gözlemlediğin kadarıyla Spolin teknikleri ABD’de hangi alanlarda kullanılıyor?

Ege Maltepe: Ben öncelikle biraz Spolin’in tarihçesinden bahsedeyim. Viola Spolin psikolog Neva Boyd’s ile ABD’ye göç etmiş çocuklarla çalışmış uzun yıllar. Göç eden çocukların Amerikan kültürüne adaptasyonu üzerine çalışmalar yapıyorlarmış. Hep birlikte oyun oynandığı zaman dil, din, ırk ayrımlarının ortadan kalktığını söyleyen Spolin, oyunun “o anda ve şimdi” etkisiyle sosyal uyuma katkı sağladığını söylemiştir. Bu oyun kavramını üreten Spolin, daha sonra tiyatro oyuncusu çocuklar ve öğrenciler ile çalışmıştır. Spolin tekniğinin dünyada yaygınlaşmasında fazlasıyla etkili olan kişi Viola Spolin’in oğlu Paul Sills olmuştur. 1950’lerde kurulan Compass Players adlı grup, tekniğin yaygınlaşmasına katkıda bulunmuştur. Bu grup daha sonrasında Chicago’da Second City adlı doğaçlama şov grubuna dönüşmüştür. Şu anda izlediğimiz impro gösterilerinin öncülü aslında Second City adlı doğaçlama şov grubunun yapmış olduğu çalışmalardır. İngilizce’de improvisation kelimesi daha sonradan impro olarak kullanılmıştır. Spolin ile uzun yillar çalışmış olan ve benim de 2 ay asistanlığını yaptığım Paul Sills’in eşi ve Spolin kitaplarının editörü Carol Sills’in söylediğine göre, emprovizasyon kelimesi evrensel bir terimdir, sadece Viola’ya ait bir kelime değildir. Carol’a göre gelecek kuşaklara da kalacak olan kelime emprovizasyondur, impro ne demek ben bilmiyorum diyor. İmpro kelimesi mesela gençlerin çok hoşuna gidiyormuş, bu rock’n roll gibi diyorlarmış. Seyirciye ve gençlere heyecan verdiğine göre güzel bir şey olsa gerek diyor Carol. Ama ona göre Spolin esas olarak doğaçlamaya dayanan bir tiyatro yöntemi geliştirmiştir.

Spolin tekniği ABD’deki oyunculuk okullarında müfredat programlarında kullanılıyor. Bu dersler Spolin tekniğinde uzmanlaşmış kişiler tarafından verilmekte olduğunu tahmin ediyorum, zaten bu kişilerin çoğu Paul Sills ile birlikte çalışmıştır. Spolin tekniğini ayrıca kişisel gelişim metodu olarak kullananlar var, şirket eğitimlerinde kullanılıyor ve insanlardan canlı performans gerektiren her şeyde kullanılıyor. Yaratıcı dramada mesela çok fazla Spolin oyunları kullanılıyor. Zaten Spolin oyunları birçok şeye kapı açıyor. Spolin’den yola çıkıp çok farklı şeylere ulaşabilirsiniz. Ancak Spolin’den yararlananların kitaba sadık kalıp kalmadığını bilemeyiz mesela. Örneğin ABD’deki bir tiyatrocu Spolin egzersizlerinin yazılı metinle çalışan oyuncular ve sinema sanatçıları için nasıl kullanılacağı üzerine bir kitap hazırlamış mesela. 1950’lerde Viola Spolin, Paul Sills ve Second City’nin ilk kadrosu ile yenilikçi bir hareket olarak ortaya çıkmış bir akım olan Spolin doğaçlama yönteminin değişip dönüşüme uğraması konusunda ailenin üyeleri biraz temkinli davranıyorlar. Örneğin şu andaki Second City olarak devam eden grubu, Spolin tekniklerini kullanan bir gruptan ziyade, daha çok eğlence sektörünün parçası olarak görüyorlar.

Bülent Sezgin: Spolin etkilendiği farklı disiplinler nelerdir sence?

Ege Maltepe: Spolin’in psikoloji biliminden etkilendiğini ve sezgisel eğitim metotlarından yararlandığını düşünüyorum. Seneye kitap inşallah yayına hazırlanınca okuyucu Viola’nın söylemiyle de karşılaşacak. Viola sadece oyunlarından bir ibaret bir kişi değil, sanata ve hayata dair bir söylemi, bir felsefesi var. Politik olarak insancıl bir yerden yola çıktığını düşünüyorum. Onun temel derdi kurulu sosyal sistemdeki ve eğitim sistemindeki ezberci ve kısırlaştırıcı eğilimlerle mücadele etmek. İnsanlara hep hesap kitap yapın, hep kafanızı kullanın şeklinde yaklaşılmış, beden ve kafa iki ayrı organizmaymış gibi hareket ediliyor. Fakat Viola kafayı bedenden ayrı bir şey olarak düşünmüyorum diyor, kafa bedenin bir parçasıdır. Viola’ya göre 3 tip öğrenme metodu vardır, entelektüel zekâ, sosyal zekâ diğeri de sezgisel zekâdır.

Günümüz toplumlarında entelektüel zekâya ve sosyal zekâya çok fazla önem verilir, ama sezgi denen şey çok fazla geri plana itiliyor. Viola Spolin sezgilerin ortaya çıkmasını spontenlikle açıklıyor. Oyunculuk eğitiminde sezgileri bulmak için “boşluğu gör, boşlukta nefes al ve partnerinle oyna” der. Hepimiz oyuncu olarak hep kafamızda hesaplar yapıyoruz, sahnede her şeyi hesaplamadan kendimizi rahat hissedemiyoruz. Ben bir oyuncu olarak Spolin tekniğini birebir kullanan bir kişi olarak, deneyimlerin çok önemli olduğuna inanıyorum. Sonuçta bilgi dediğimiz şey deneyimden gelmektedir. Bir şeyi sadece okuyunca bilgi edinemezsiniz, onu deneyimlemeniz gerekir. Ben oyuncu olarak sahnede attığım her adımı ölçen biçen bir ekolden geliyordum, Spolin tekniğinden sonra isimlendirmeleri ve bu deneyime atılmadan ölçüp biçmeyi biraz ertelemeye başladım. Çünkü bir şeyin ismini koyduğumuz zaman, o şeyi kısıtlıyorsunuz bana kalırsa. Spolin’in “etiketlendirmeden görme” diye bir kavramı vardır. Spolin sahnede bir şeyi gör, ama ona masa demeden görmeye çalış der mesela. İsmini koymadığınız zaman bir sürü şey olabilir o masa. “Etiketlendirmeden görme” kavramı Spolin için bir hayat felsefesidir. Örneğin ben sana Bülent Sezgin demesem mesela, belki de benim için çok daha fazla şey ifade edeceksin. Spolin’in amacı da algılarla oynamaktır son kertede. Spolin kitabında otoriteye dayalı öğretmen öğrenci ilişkisini kırmaktan bahsediyor. Örneğin Spolin’in tiyatro oyunlarında yönlendirici olan kişi bir öğretmen ya da yönetmen değildir, bir oyun partneri gibi çalışır. Gruptaki kişilerle bu oyunları beraber oynamalıdır. Spolin bence 3 temel yenilikçi kavramıyla tiyatro dünyamıza hizmet etmiştir. “Boşluk” kavramı, “etiketlendirmeden görme” kavramı ve “sezgilerle öğrenme kavramı” Tabi şimdi ben de bu budur, şu şudur diyerek etiketlendiriyorum kendimi. (gülüşmeler) Spolin mesela kitabı yazdıktan sonra biraz pişman olmuş, insanlar oyunları alır hazır kalıp bir şekilde kullanırlar diye. Oyuncunun sezgilerini bir kenara bırakmaması ve onlarla beraber hareket etmesine çok önem verir Spolin.

Spolin ayrıca “community theatre” konseptine inanır. Bir mahallede akşamleyin insanlar bir araya gelip tiyatro yapabilmelidir ona göre. Amatör ya da profesyonel olması onu çok fazla ilgilendirmez. Bu anlamda Spolin’in “tiyatro oyunları” kavramı bu işe yarıyor, bir grup insan bir araya geliyor, sorunlarından bahsediyorlar, şikâyet ediyorlar, gülüyorlar, ama bir Spolin oyunu oynadıkları zaman birbirleriyle anında iletişime geçiyorlar.

Bülent Sezgin: Bana kalırsa Spolin’in kullandığı kavramlar yaratıcı dramada “mış gibi yapma”, Stanislavski’de ise “sihirli eğerler” gibi kavramlardan çok uzak değil. Tiyatro oyunu biz uzman gözüyle yapılandırılmış, sonradan üretilmiş bir oyundur. Aynı şey dramada da mevcut, Mesela Paul Rooyackers benzer bir şekilde “drama games” diye bir kavram kullanıyor. Bence geleneksel çocuk oyunlarından yola çıkılarak türetilmiş ve farklı isimlerle adlandırılan kavramlar var ve çoğu zaman kargaşa ortaya çıkıyor. Peki, Spolin “theatre game” kavramını kullanırken doğal oyun davranışından farklı olarak neyi tanımlıyor?

Ege Maltepe: Spolin’de her oyunun bir odağı vardır, bir çerçevesi vardır. Onun çerçevesi içinde herkes özgürdür. Grup iletişimi etkileşimi ve gruptaki kişilerin dönüşümü üzerine kuruludur. Mesela yönetmensiniz ve ilk prova günü sizi aynı odada bekleyen oyuncuları kaynaştırmak için Spolin oyunlarını kullanabilirsiniz.

Bülent Sezgin: Spolin ne tür tiyatro oyunları kullanıyor?

Ege Maltepe: Isınma oyunları, grup oyunları ve grupların bir araya gelerek kendilerinin yarattığı oyunlar var. Mesela “New York New York” adlı oyunda iki grup vardır, ikisinin de söylediği tekerlemeler vardır, tanımladıkları bir nesneyi ya da kavramı diğer gruba canlandırma kullanarak anlatmaya çalışırlar. Boşluktaki nesnelerle grupça ya da tek tek tanımladıkları şeyi anlatırlar.

Spolin’in oyun sürecinde ilk başlarda tek odaklı egzersizler vardır, sonra ise boşluk kavramı eklenir, oyuncu boşluk nesnelerine konsantre olur ve sonrasında da partner eklenir. Daha sonra ise “cıbırca” eklenir. Sözlü doğaçlama cıbırca egzersizlerinden sonra gelir mesela, önce bedenin kendini farketmesi ve sonra baskalarını ve boşluğu farketmesi gerekir söz devreye sonradan girer. Spolin boşluk derken, aslında her şeyi ve aynı zamanda hiçbir şeyi kasteder. Biz şu anda konuşuyoruz, aramızda bir boşluk vardır. Spolin boşlukla temas alıştırmaları yaptırır. Boşlukla oynarken sponten bir şekilde boşluk dönüşüme uğrar, ona siz o anda karar verirsiniz. Bir tiyatroya geldiğinizde mesela seyirci de, oyuncu da aynı boşluktadır. Oyuncular boşluğu doldurur ve dönüştürürler, aynı zamanda seyirci de boşluğun bir parçasıdır. Spolin boşluğu kişilerin bilinçaltının izdüşümü olarak adlandırır. Ancak Spolin mesela yaratıcı dramadaki gibi gözleri kapattırmaz, ne oluyorsa içinizde olmasın dışarıda olsun der. Bir tiyatro grubu için boşlukla oynayıp kolektif bir bilinçaltı yaratmak inanılmaz bir şeydir. Birinin siyah dediği bir şeye diğeri de siyah demeye başlar bir süre sonra, bunu önceden planlamadan yapmaya başlarlar. Bu durumu yaratabilmek için yönetmenler çıldırırlar mesela. Günümüz star sisteminde herkesin kendini göstermeye çalıştığı bir ortamda, Spolin tiyatro oyunları ve boşluk kavramı bence çok değerli kalıyor.

Bülent Sezgin: Gösteri dünyasında Spolin’den etkilenen ne tür çalışmalar var?

Ege Maltepe: İlk doğaçlama tiyatrosu grubu ABD’de Second City grubu, sonrasında da Paul’un yetiştirdiği oyuncuların kurmuş olduğu gruplar. Daha sonra bu işi değiştirmiş dönüştürmüş başka kişiler çıkmış, dallanıp budaklanmış yani. Ben mesela Keith Johstone’ı çok fazla bilmiyorum mesela. Doğaçlama tiyatrosu grupları grubun karakterine göre ve seyirci ile nasıl bir ilişki kurmak istediğine göre değişebilir. Ancak genel olarak eğlendirme üzerine kurulu şovlar var. Mesela bizim gösterilerimizde sadece komik diye gülmüyor seyirciler, doğaçladıklarımız onlara tanıdık geldiği için gülüyorlar. Önceden provasını yaptığımız belli şablon oyunlar üzerinden gösteriyi yapılandırıyoruz. Bizim bazı şovlarımızda bizim grup liderimiz o gün hangi oyunu oynayacağımızı önceden hiç söylemiyordu mesela. Sahneye çıktığımızda öğreniyorduk. Neredeyse tüm impro grupları benzer bir mantığı işliyorlar.

Bülent Sezgin: Spolin’in oyuncuların prova aşamasında kullanması için geliştirmiş olduğu tekniklerin, gösteri amaçlı kullanılması fikri sence nasıl bir yerde duruyor?

Ege Maltepe: Evet bu durum bıçak sırtı bir meseledir. Sills ailesi de metodun sadece eğlence amaçlı kullanılma durumundan biraz rahatsız. Sonradan ortaya çıkanlar tekniği yaratıcılarının pek de tasvip etmedigi yerlere götürmüş. Bu tarz gösterilerin %90’ının Spolin’i temsil etmediğini düşünüyorlar. Mesela Carol, impro gruplarının oyunların odaklarını kaldırarak kafalarına göre şekillendirdiklerini söylüyor. Herkesin istediğini yapmasını herkesin kendisine göre komik olması olarak yorumluyor. Salt komiklik amaç olunca bu işin sanatsal yönü ortadan kalkıyor. Kendi doğaçlama hocalarımdan birisi ilk dönemlerde impro şovlarına çıkmadan önce inanılmaz heyecanlı olduklarını, acaba bugün ne yapacağım telaşı ve gerginligi içinde olduklarını belirtirdi. Daha sonra New Actors Workshop da Paul ile çalışınca her gösteri büyük bir sürecin bir parçası olarak görünmeye başlamıs ona. Tiyatro sporu diyenlerin, bu işi salt komikliğe dökenlerin oyuncudaki bu süreç hissini körelttiğini ve işi ticarete döktüklerini söylüyordu. Salt “bana güldüler mi, gülmediler mi?” şeklindeki yaklaşım bence hep sonuç arayışıdır. Viola Spolin ise aksine “sonuçları bırakın, asıl olan süreçtir” derdi. Eğer siz sadece güldürmeye çalışmazsanız, seyirci boşlukla oynayan kişilerin deneyimlerinden yola çıkarak farklı yerlere gidebilir.

Bülent Sezgin: İmpro gösterilerinin komedi alt sektörü ve televizyon şovu parçası haline gelmiş durumda olduğunu belirtiyorsun yanılmıyorsam. Türkiye’de de son yıllarda popülerleşen ve özünde doğaçlama tiyatro formlarını kullanan Mahşeri Cümbüş, BKM Mutfak Oyuncuları, Tolga Çevik’in bireysel gösterilerinde benzer eğilimleri görmek mümkün.

Ege Maltepe: Performansları izlemediğim için bir şey diyemiyorum ama Türkiye’de eğitimli bir tiyatro seyircisi olmadığı için salt sonuç ve komiklik odaklı şeyler iş yapıyor maalesef. Bu morfin bağımlılığı gibi bir şey, oyuncuya çok zarar veriyor aslında.

Bizim oynadığımız oyunlar okul müfredatının ve eğitimin bir parçasıydı. Aynı zamanda öykü tiyatrosu dediğimiz gösteriler yapıyorduk. Bu Paul Sills’in yarattığı bir öyküyü oyunlaştırmaya dönük sandalye dışında dekor kullanılmayan, boşluk nesneleri ve çoğu zaman gölge oyunu kullanılan bir tiyatro formu. Öykü tiyatrosunda bir metniniz var, çerçeve bir mizanseniniz var, 1 ay boyunca bunu prova yapıyorsunuz. Bu bir tiyatro oyunu fakat oyuncunun oyun oynama ve karakteri sürekli olarak geliştirmesine açık bir form. Aynı zamanda da epik bir form, ben hem anlatıcıyım, hem oyuncuyum hem de karakterim bu tarz gösterilerde.

Bülent Sezgin: Günümüzde şirket ve firma eğitimlerinde, insanları salt deşarj edip rahatlatmak ve bana kalırsa modern katarsis biçimlerini oluşturmak ve modern bir katlanma estetiği yaratmak için kullanılan yüzlerce oyun ve etkinlikler mevcut. Kapitalist bir sistemde yaşıyoruz, sorunları tartışmaktan ziyade tüketimi ve sağaltımı tercih ediyoruz çoğu zaman. Spolin için doğaçlamada etik diye bir yaklaşım söz konusu mu? Örneğin bir doğaçlamada “zenciler ölsün ya da kadınlar aptaldır” tarzında bir şeyler ortaya çıktı. Buna sadece “önemli olan süreçtir” deyip geçmeli miyiz? Spolin tekniklerinin kendi amaç ve hedeflerinden farklı yerlerde kullanılması bir yozlaşma yaratabilir mi sence?

Ege Maltepe: Sills ailesi Spolin tekniklerinin farklı amaçlarla kullanılarak birtakım sonuçlara ulaşmak icin oyunların değiştirilmesi konusunda rahatsız ve biraz kendi içlerine dönmüş durumdalar. Tabii bu konuda yapabilecekleri çok fazla bir şey de yok. Benim kişisel görüşüm Spolin’in miras bıraktığı tekniklerin kullanılmasında bir sakınca olmadığı yönünde. Spolin’den yararlanabiliyorsa insanlar bırakalım yararlansınlar. Bu dünya mirası sonuçta. Bence dramaya gelene kadar tartışacak çok şey var, insanlar drama yapıyorlar diye mi kapitalist sistem var. Sanatın amacı yargılamak değil sorgulamaktır bence. Eğer ırkçı ya da maço bir şey doğaçlıyorsa bu bence tekniği değil o kişiyi ya da grubu bağlar. Bence belki de aynı zamanda o kişi olumsuz bir yanını keşfetmiş de olur bu sayede. Ben insanları doğaçlama yaparken özgür bırakmaktan yanayım.

Ama Spolin tekniğinin komiklik yapma aracı olarak kullanılmasında sakınca görüyorum tabi ki. Spolin etiketlendirilip rafa kaldırılmasından rahatsızlık duyuyorum elbette.

Bülent Sezgin: Spolin kitaplarının Türkçe’ye çevrilmesi noktasında hangi aşamadasın? Bildiğim kadarıyla “Improvisation for the Theater’ adlı kitabı yayına hazırlıyorsun.

Ege Maltepe: Çeviri şu anda henüz bitmedi. Seneye bahar aylarında kitabın raflarda yerini bulmasını umuyorum. Çeviri ile beraber Türkiye’de Spolin tekniğinin yaygınlaştırılması için atölye çalışmaları düzenliyorum. New York’ta yaşıyorum, Türkiye’ye gidiş gelişlerim sırasında workshoplar düzenliyorum. Şu ana kadar 3 atölye çalışması yaptık. İlkinde hocam Kathy Hendrickson’ın asistanlığını yapmıştım. Son 2 atölyeyi ben yürüttüm. Ekim 2010’da Jason Hale ile beraber bir atölye yapacağız. Jason uzun yıllar Paul Sills ile calışmıs bir yönetmen ve oyuncu aynı zamanda okuldayken benim “Duyu Hafızası” dersindeki hocamdı. Doğaçlama ile ilgilenen herkesi çalışmalara davet ediyorum.

*Oyuncu Ege Maltepe ve Spolinist organizasyonu hakkında bilgi için www.egemaltepe.com ve www.spolinist.com adreslerini ziyaret edebilirsiniz.

Ege Maltepe Spolin Atölyesinden Bazı Örnekler:

3 Fark Adlı Oyun:

Grup ikililer halinde karşılıklı dizilir. Herkes karşısındaki partneri inceler. Daha sonra herkes birbirine arkasını dönüp kendinde 3 fark yaratır. Geri döndüğünde partnerindeki farkları bulmaya çalışırsın. Bu oyunu kendinde 5 fark yaratmaya kadar götürdük.

Boşlukla Oyna:

Atölye çalışmasının ilk gününden beri yaptığımız ‘Boşluk Yürüyüşleri’ni oyuncunun tek başına boşlukla oynaması, sonra bir partnerle aynı boşlukla oynamaları izledi. En son gün boşluk yürüyüşü tüm grubun aynı boşlukla oynaması ile sonlandı.

Kamera Oyunu:

Grup daire halinde oturur. Herkes kendi kendine üzerinde konuşacağı basit bir konu belirler, ‘yaz mevsimi’ ya da ‘sevdiğim yemekler’ gibi. Grupta kim konuşmaya başlarsa diğer grup üyeleri sanki tüm bedenleri baştan ayağa bir kameraymış gibi tüm odaklarını ona verirler. Dairedeki bir başka kişi söze başlayınca kamera ona geçer. Konuşmaların bir diyalog halinde olmaması, birbirinden bağımsız monologlar halinde devam edebilmesi önemlidir. Bu egzersizi yedi günlük çalışmanın son gününde uyguladık.

*Viola Spolin’in özgeçmişi hakkında bilgi edinmek için aşağıdaki kısa yazıyı okumanızı tavsiye ediyorum. Yazı www.olusumdrama.com adresinden alınmıştır.

VIOLA SPOLIN (1906 – 1994)

Kaynakça: Theater Games for the Classroom, The Spolin Center WEB sitesi.
Çeviren: Nevin Öktem. Oluşum Drama Enstitüsü Ankara DLP 4a. 17 Nisan 2006

Viola Spolin eğitici, yönetmen ve oyuncu olarak tanınır. Uluslararası düzeyde tanınması oyuncu eğitiminde kullanılan “Tiyatro Oyunları” sistemi ile olmuştur. Chicago’da katıldığı Neva Boyd’s Group Work School’daki grup liderliği, yaratıcılık ve sosyal grup çalışmaları Spolin’i etkilemiş ve geleneksel oyun yapılarını şehirde yaşayan veya göçmen çocuklarının sosyal davranışlarını düzenlemen için kullanmıştır.

1939-1941 yılları arasında drama danışmanı olarak çalışırken kültürel ve etnik engelleri aşabilecek bir tiyatro eğitimine ihtiyaç olduğunu fark etmiştir. Bireyin kendini ifade edebilme kapasitesini engelleyen olgulara yoğunlaşarak, bireye odaklanan, yaratıcı oyunlar geliştirmiştir. Daha sonra bu teknikler “Tiyatro Oyunları” adıyla tanımlanmışlardır. Kendisi oyunları durup dururken yazmadığını, bir sorunla karşılaştığında onu çözmek için bir oyun yazdığını açıklamıştır.

1946’da Spolin Hollywood’da Genç Aktörler Grubunu kurdu. Filmlerde rol almak üzere 6 ve daha üstü yaşlardaki çocukları “Tiyatro Oyunları” sistemiyle eğitmeye başladı. BU çalışma 1955’e kadar sürdü. 1955’ten sonra Chicago’ya dönerek atölyeler düzenledi ve Tiyatro Oyunları teorisini geliştirdi ve eğitimini verdi. Bu arada 220 oyundan oluşan “Improvisation for the Theatre’ı yayınladı. Bu kitap hem oyuncu eğitiminde hem de diğer eğitim dallarında bir klasik eser haline geldi. 1965’te karduğu Oyun Tiyatrosunda seyirciler doğrudan oyunda yer alıyorlar ve oyuncu-seyirci ayrımının önüne geçiliyordu. Ancak bu çalışma başarılı olamadı ve kısa süre sonra kapandı.Daha sonra Spolin atölye çalışmalarında danışman olarak görev aldı, 1979’da Eastern Michigan University’den fahri doktora ünvanı aldı ve Tiyatro Oyun Merkezinde öğretmen olarak çalışmaya devam etti.

Spolin’in Tiyatro oyunları, basit, karmaşık tiyatro tekniklerinden oyun formuna aktarılabilen yapıdadır. Her oyun bir soruna yoğunlaşır. Oynama doğal ve kendiliğindendir, yaş, geçmiş deneyim ve içerikten bağımsızdır. Oyuncunun gerilimini azaltan, oyuncunun kelimelere karşı öznel önyargılarını temizleyen, ilişkileri veya karakterleri irdeleyen, kısa zamanda konsantre olmayı sağlayan oyunlar vardır.

Spolin oyunlarının kilit kavramları gerçekleştirme (physcalization) (göstermek ama söylememek), spontanlık (oluşum anı), bilinç (fiziksel ve duyusal olanın ötesindeki serbest bilgi), seyirci (izleyen değil, oyunun parçası olan), değişim (yeni bir gerçekliğin oluşması) dır.

Tiyatro oyunlarının amacına ulaşabilmesi için oyun kurallarına, oyuncular (bu seyirciyi de kapsar) ve yere ihtiyaçları vardır. Oynamanın verdiği hazzın yanı sıra, kişiler duyarlılık geliştirir, kendileri hakkındaki farkındalıkları artar, bireysel ve grup iletişimi güçlenir. Spolin’in bu yöntemi tüm dünyada üniversitelerde, toplumda, oyunculuk eğitiminde ve doğrudan tiyatroyla ilgisi olmayan eğitim alanlarında kullanılmaktadır.

Spolin’in çalışma alanı çok geniştir. Dersleri öğrencileri, tiyatro oyuncularını, ilk ve orta öğretimi, din, akıl sağlığı, psikoloji, sorunlu çocukları kapsar. Spolin Tiyatro Oyunları’nın her alana, disipline, iletişim, değişim ve katılımın söz konusu olduğu her alana uygulanabileceğini söyler. Örneğin 1966 New England Tiyatro Konferansı Ödülü “tiyatroya, eğitime, akıl sağlığına, konuşma terapisine ve dine” katkılarından ötürü verilmiştir. Viola Spolin Tiyatro Oyunları ile Amerikan tiyatrosuna benzersiz katkılarda bulunmuştur.