“AKM Hainliği” Zanlısı Şekip Avdagiç… Ayağa Kalk!

Geçenlerde “Bre Hain! Biz Seni Bulamadık, Bari Sen Kendi Kendini Bize Yakalat!” başlığı altında bir yazı yayımladım (Evrensel-28 Temmuz 2010). İstanbul’un “sanat mabedi” Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Haziran 2008 tarihinden itibaren yaklaşık iki yılı aşkın bir süredir “tadilat yapılacağı” gerekçesiyle kapalı durmaktaydı. Bu durumdan yakındım. Kültür, Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası’nın (Kültür Sanat-Sen) öncülüğünde sivil toplum örgütleri ve meslek kuruluşları temsilcilerinin AKM’nin önünde bir araya gelmelerini; hemen ertesinde, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Yürütme Kurulu Başkanı Şekip Avdagiç’in aynı yerde yaptığı basın toplantısını anlattım. Aynı yazıda, genç ve yetenekli klarnetçimiz Ecesu Sertesen’in AKM’nin açılması için Taksim Meydanı’nda bir protesto konseri verilmesi önerisini de ciddiye aldım.

Kentsel SİT alanında kalan ve 1. grup tescilli bina olan Atatürk Kültür Merkezi’nin Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanan ön projesinin iptal edilmesi amacıyla Kültür Sanat-Sen tarafından dava açıldığını anımsattım. Davada; İstanbul 9. İdare Mahkemesi’nin Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkım ve tadilat çalışmalarını yasaya ve mevzuata aykırı bularak iptal edişine parmak bastım. O sırada, başlatılan tadilat ve onarım çalışmaları sonucunda AKM’nin kullanılamaz durumda olduğu açıklanmıştı. İstanbul’un çeşitli yerlerinde kiralık mekânlar tutulmuş, kamu zarara uğratılmıştı. Diğer taraftan, Atatürk Kültür Merkezi’nin kapalı olması nedeniyle İstanbul halkı opera, bale, tiyatro, koro, topluluk ve orkestra temsillerinden yoksun kalmış, Kültür-Sanat Sen öncülüğünde sivil toplum örgütlerinin ve meslek kuruluşlarının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğu “istihbar” edilmişti.

Kendimce hesap yaptım, yaptığım hesabın sağlamasını yaptım, çıkardım, çarptım, topladım, karekökünü falan aldım, araştırdım. Hesaba Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın protesto edenleri protesto edişini de dâhil etmiştim. Şekib Avdagiç’in durdurma kararı sonrasında Devlet Tiyatroları Genel Müdürü (Lemi Bilgin), Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü (Rengim Gökmen), yürütmeyi durdurma kararını aldıran Kültür Sanat-Sen Başkanı (Yavuz Demirkaya), ilgili meslek örgütlerinin temsilcileri ve projeyi hazırlayan Mimar Murat Tabanlıoğu ile bir masa etrafında toplandıklarını da anlattım. Bu toplantıda projeyi revize ettiklerini, ancak Kültür Sanat-Sen İstanbul 9. İdare Mahkemesi’nde devam eden projenin iptali istemiyle açtığı davayı geri çekmediğinden Koruma Kurulu’nun yeni projeyi değerlendirmeye almadığını beyan edişine de yer ayırdım.

Ertuğrul Günay’ın ajansla yeniden görüştükten sonra, yetkililere en azından binada gerekli ses, ısıtma düzeni gibi teknik onarımların yapılmasını, binanın en kısa sürede faaliyete geçmesi gerektiği talimatını verdiğini söylemesi hesabı karmakarışık etti. Ertuğrul Günay, durumun özetini: “Teknik çalışmanın maliyeti 70 milyon TL civarında. 70’i ihale etsek en aşağı 50 milyon TL civarında olur dediler.

Bunu ajansa ilettim, ama ajans da “tamirat için bu kadar para mı vereceğiz” diye direndi. Durumu ajansın Koordinasyon Kurulu Başkanlığı’nı da yapan Hayati Yazıcı’ya ilettim, o da mırın kırın edince Başbakan’a söyledim. Başbakan da: “Sen bunu 70 milyona yaptırmayacak mıydın?” dedi. “Evet” dedim. “Bunu yapan firma değil miydi?” “Evet”. “Kuruldan geçmedi mi?” “Evet”. Sonuçta: “Yaptırmadılar mı, yapma” dedi Başbakan. İş inatlaşmaya döndü (Cumhuriyet – 24.07.2010)” şeklinde yapınca hesabın içeriğini hallaç pamuğu gibi didikledim. Yevmiye Defteri’ni, Defter-i Kebir’i yeniden düzenlemek amacıyla ortaya atmam gereken soruları düzenledim.

Merak ettim kimdi “hain”?

AKM’yi “Birinci Grup Kültür Varlığı” kategorisine sokan, “tarihi eserdir, yıkamazsınız” diyen kurul muydu hain; hazırlanan yeni AKM iyileştirme projesine, bu projedeki binanın sağlamlaştırılması, iç donanımının modern ve sağlığa uygun hale getirilmesi, merkeze lokanta, kitapçı, falan eklenerek sosyalleştirmenin sağlanmasına karşı çıkarak projenin iptali için mahkemeye başvuran Kültür-Sen mi?

Ajans, iddia edildiği gibi, Kültür-Sen “lokanta olmasın” dediğinde “peki” deyip lokanta projesini iptal etmiş miydi? “Boya atölyesini dışarıda istemezük” dediğinde atölye içeriye çekilmiş miydi? “Dış asansör iptal edilsin” buyruğuyla dış asansörden vazgeçilmiş miydi? Bina içine alınan gişelerin tekrar dışarı taşınması isteğine boyun eğilmiş miydi? “Küçük salonların fuayeleri ayrı ayrı olsun” talebine “olur” denmiş miydi?

Veee: “İptal başvurunu çek ki senin istediğin projeyle işe koyulalım” önerisine sendika olumlu mu, olumsuz mu yanıt vermişti?

Kültür-Sanat Sen Genel Başkanı Yavuz Demirkaya (Evrensel-05 Ağustos 2010) bütün bunlara uzuuun mu uzun bir yanıt verdi. Bu yanıta göre, Atatürk Kültür Merkezi’ni elimizden alan ya da koskocaman bir kent halkını şahsi kompleksleriyle Atatürk Kültür Merkezsiz bırakan hain kendileri değildi. AKM’nin onarımına ilişkin avan projenin mevzuata aykırı yapılan bir işlem olduğu bilirkişi raporuyla saptanmış ve mahkeme tarafından iptal edilmişti. Yasaya aykırı işlem yapan sendika değil Bakanlıktı ve İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Ajansıydı. Hükümet ve Ajans, projeden olası çıkarı olanları ve kimi medya kuruluşlarını arkasına alarak sendikaya karşı karalama kampanyası yürütmüştü. AKM’ye restoran yapılması, dolayısıyla terasın camla kaplanması ve dış cepheye cam asansör eklenmesi binaya ek yük getireceği gerekçesiyle bilirkişi raporuyla saptandığından sendikanın itirazına neden olmuştu.

Boya atölyelerinin dışarıya alınmasına da aynı bilirkişi raporu “muvacehesinde” karşı konulmuştu. Yani Kültür Sanat-Sen haksız yere “hain” sandalyesine oturtulmuştu. Kültür-Sanat-Sen Genel Başkanı’na göre (virgülüne dokunmadan alıntılıyorum): “Sonuç itibariyle 2010 ajansının sözü ile AKM’nin 7 ayda bitebileceği söylenmişken ve yasaya göre ajansın tamamlanmayan projeleri için 2011 yılının ilk altı ayına kadar süresi olduğu gerçeğiyle yasaya ve mevzuata uygun son revize proje de bakanlığın 05.05 2010 tarihli onayı ile ajansa “gereğinin yapılması” talebiyle verildiğine göre yasa gereğini bu kere de yerine getirmezse” ‘hain’ İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı olacaktı.

Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı (anlaşılabileceği gibi) soruları tam olarak (açık yüreklilikle) yanıtlamıyor, buna “mukabil” İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’na: “Hodri meydan, yapma da görelim!” diyordu.

İyi de, Şekip Avdagiç neden hâlâ susuyordu?

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: