Shakespeare’in Anlamlar Eşiği

Ahmet Bozkurt

Özdemir Nutku’nun oylumlu yapıtı Elizabeth Dönemi ve Shakespeare Sözlüğü bir sözlük olmasının ötesinde, aynı zamanda, tüm zamanların en önemli tiyatro yazarının yazınsal coğrafyasına okuru davet eden kışkırtıcı bir çalışma. Yapıtın bildik sözlük çalışmalarından ayrılan yönü onu bir dönemin tüm toplumsal, kültürel, siyasal içerimlerini dilin görünen ve görünmeyen tüm yüzleriyle açımlamasındaki olağanüstü yapısında aranmalıdır. Shakespeare Sözlüğü, belki de dünyada İncil’den sonra yapıtları üzerine en çok yazılan bir yazar olarak Shakespeare’in dünyasının anahtarını sunuyor okuruna. Shakespeare’in labirentlerle örülü dil dünyasına giriş yapmak için Türk okurunun önüne bulunmaz bir fırsat koyan Özdemir Nutku’nun daha önceki Shakespeare çalışmalarını ve Gösterim Terimleri Sözlüğü’nü de bütünleyen bu yapıtı şimdiden hem “sözlük” hem de tiyatro yazınının başucu kitaplarından biri olmayı fazlasıyla hak ediyor.

Batı edebiyatında yoğunlukla egemen olan arketiplerin ve sembollerin söylemsel yapısına Kitab-ı Mukaddes’in kaynaklık ettiğini anlattığı The Great Code adlı yapıtında Northrop Frye, okuma uğraşının ve edebiyat eleştirisinin kilit önemdeki sorunları üzerine eğilirken özellikle Shakespeare metinleri üzerinde konaklar. Frye bir Shakespeare oyunu gibi dolambaçlı bir metinde edebiyat eleştirisi incelemesini daha da giriftleştiren yönün, kullanılan sözcük ağının tam bir açıklamasının bile oyunun kendisinden birkaç kat daha uzun olmasından kaynaklandığını düşünür. Haklıdır Frye, yalnızca bu gerçeklik bile Shakespeare okumalarındaki güçlüğün, ucu açıklığın, bitimsiz yorumun süreğenliği hakkında fazlasıyla bilgi veriyor. Zira edebiyat eleştirisinin en temel söylem kodlarını oluşturan yapısal bütünlüğü bir metnin eleştirel incelemeye konu edilmeden önce sözcükler ve onun anlam ağlarının, imlemlerinin eksiksiz bir iz sürümüyle başlar. Bu iz sürme edimi sözcükler dolayımında yazarı tarihsel, fonetik pek çok yapı ile karşı karşıya getirecektir. Yazınsal ve teatral bir metne egemen olan tüm anlam ve imlemlerin metaforik birlikteliğini sözcükler oluşturur. O yüzden sözcüklerin kazıbilimi gerçekleştirilmeden her metinde olduğu gibi bir Shakespeare metninin de anlam dünyasının izini sürmek imkânsızdır. Hele ki, Shakespeare gibi kullandığı sözcüklerin her yapıtında farklı dilsel, semantik ve tarihsel açılımı olduğunu göz önüne aldığımızda durum daha da karmaşık bir hâl almaktadır. Dolayısıyla bir yazara ve onun metinlerine uygulanacak her türlü eleştirel disiplinin öncelikli olarak ihmal etmeyeceği çıkış noktasını o yazarın dilsel coğrafyası oluşturmaktadır. Özdemir Nutku’nunElizabeth Dönemi ve Shakespeare Sözlüğü aracılığıyla yapmaya çalıştığı şey gerçekte bir oyun yazarı ve şair olarak Shakespeare’in metinsel dünyasını daha iyi anlamaktan da öte bir nevi dilin o sonsuz süreğen coğrafyasında soluklanmaktan başka bir şey değildir.

Özdemir Nutku da zaten bir tür “çılgınlık” olarak gördüğü edimine Shakespeare metinlerinin daha iyi anlaşılması gibi bir erek doğrultusunda başlamıştır. Daha önce Shakespeare’in Türkiye’de üzerinde hiç durulmayan İki Soylu Akraba (The Two Noble Kinsmen) oyununu da Türkçeye kazandırarak onun bütün yapıtlarını bütünlüklü olarak kapsayan bu çalışmasında Elizabeth dönemi argosunu, deyimlerini ve özdeyişlerini de tarayarak Shakespeare Sözlüğü’nü oluşturmuş. 20.000’e yakın sözcüğün tarandığı bu sözlükte gerektiğinde bazı maddelerde folio ve quarto baskılarındaki yazılışları da verilmiş. Shakespeare’in dil kurucu yazınsal kişiliğinin en net örnekleriyle dolu olan yapıtta ele alınan her madde farklı kullanım ve anlam çağrışımlarıyla birlikte ele alınarak bundan böyle yapılacak olan Shakespeare okumaları için de bulunmaz bir kaynak olma özelliği taşıyor. Nutku’nun sözlüğü oluştururken farkında olduğu tüm zorluklar böylesi bir çalışmanın tamamlanmasına hiçbir zaman engel olmamış. Çünkü Shakespeare gibi bir yazarın sahne eserlerinde her sözcüğün izini sürmek, farklı kullanım alanlarını belirlemek, tek bir madde içerisinde o sözcüğün tüm anlamlarını ve çok değişik şekillerde kullanıldığı perde ve sahne numaralarıyla tek tek belgelemek uzun erimli bir gayretin ve sabrın ürünü olsa gerektir. Her şeyden önce Shakespeare’in eserlerinin birer sahne metni olması, gündelik dilin kullanılması, gramer yapısı ve kullanılan deyimlerin modern İngilizcenin yapısından farklı olması Shakespeare çevirmenlerinin önündeki engellerdendir. Bu durum böylesi bir sözlük çalışmasında Elizabeth dönemi İngilizcesinin tüm kurallarına yetkinlikle sahip olmayı gerektirir. Orta İngilizce ile modern İngilizce arasındaki farkın dışında, konuşulan dil ile yazılan dil arasındaki nüanslar da doğal olarak bu türden bir çalışmada öncelikli olarak dikkat edilmesi gereken kurallardan birini oluşturur. Elizabeth dönemi İngilizcesinin kısalığı, vurgusu ve konuşma birimlerinin karşılıklı olarak yer değiştirme eğilimi üzerinde duran Nutku, aynı zamanda, şimdiki zaman kipinin çoğul çekimi, eski İngilizcenin hem kuzey hem de güney lehçesindeki çekimleri oyunlarında kullanan Shakespeare’in fiilleri sıfatlaştırmayı çok sevdiğini düşündüğümüzde bu zahmetli çalışma tüm bu farklılıkları gözeterek kusursuzluğunu ele aldığı her maddede ortaya koyuyor. Burada Shakespeare oyunları açısından da son derece önemli olan bir iki sözcük dolayımında örnekler vermek gerekiyor:

cicatrice: Yara izi ya da yüzdeki herhangi bir iz: There will be large cicatrices to show the people (CORİOLANUS II. 1: 148; HAMLET IV.3: 60); [seyrek olarak] işaret, damga:lean upon a rush, The cicatrice and capable impressure Thy palm some innocent keeps (SİZE NASIL GELİYORSA III. 5: 23).

virtue: 1. Erdem: a humble suitor to your virtues [yani: senato: ikili anlam] ( TIMON III. 5:7; IV. HENRY II. 4:46; VIII. HENRY III.1:103); 2. Erkeklik, cesaret, yiğitlik: Mark how his virtue, like a hidden sun, Breaks through his baser garments (İKİ SOYLU AKRABA II.4:23; III.6:81; KRAL LEAR V.3: 104; IV. HENRY II.4:119; CORIOLANUS I.1:40; ANTONIUS & KLEOPATRA IV.8:17); 3. Üstün nitelik, meziyet: that’s right virtue of the medlar (SİZE NASIL GELİYORSA III.2:120; KURU GÜRÜLTÜ II.1: 122; IV. HENRY III.1.124); 4. Beceri, hüner:  Having these virtues, I think he might be brought to play at tennis5. Güç, etkili olma: some virtue in my tears (KRAL JOHN V.7:44; VENEDİK TACİRİ V.1:199; SİZE NASIL GELİYORSA V.4:103); (dolayısıyla) yararlı ot ya da bitki: you unpublish’d virtues of the earth (KRAL LEAR IV.4:16); 6. [Kişinin] gücü, otoritesi: it is not in my virtue to amend it (OTHELLO I.3:318; IV. HENRY IV.1:16; MACBETH IV.3:156); 7. Asıl olan, işin özü: touch’d The very virtue of compassion in thee (FIRTINA I.2:27; BİR YAZ GECESİ IV.1:169; TİMON III.5:8).

Bu örnekler de açıkça göstermektedir ki Nutku’nu yapıtı düzçizgisel anlamda bir sözlük olmanın ötesinde yazınsal bir yaratı olma özelliğini içerisinde fazlasıyla barındırıyor. Sözlüklerin bildik anlamıyla pratik bir başvuru kaynağı olmasının yanı sıra aynı zamanda Aydınlanma çağından bugüne bilgi ve sanatsal üretimin de vazgeçilmez kurucu kaynaklarından birisi olduğunu da unutmamak gerekiyor. Aydınlanma düşüncesinin öncü düşünürlerinden Denis Diderot’nun Encyclopedia ou Dictionnarirre Raissonne des Sciences des Arts et des Metiers (Açıklamalı Bilimler, Sanatlar ve Zanaatlar Ansiklopedisi ya da Sözlüğü) adlı ansiklopedinin her ne kadar halkı aydınlatmak, bilgilendirmek gibi özgül bir amacı olsa da 1751’de başlayan bu serüvenin otuzbeş ciltlik sayfalarında d’Alembert, Dietrich von Hollach, Voltaire, Jean Jack Rousseau gibi pek çok ismin katkısı mevcuttu. Kuşkusuz sözlük ve ansiklopedilerin yeni bir dil ve yeni bir tarih inşa etmek gibi amaçları da olmuştur. Daha çok resmi söylemin ve ulus-devlet ideolojisinin inşasındaki rolü de oldukça belirleyicidir. Bizde de edebi bir kanonoluşturmak için özellikle ansiklopedi yazımı önemsenmesine rağmen sözlük yazımı sadece dilin kurulması bağlamında kendine bir meşruiyet alanı bulabilmiştir. İşte sözlük kavramının bizde, kendi özgül bağlamından uzaklaştırılarak yalnızca öğretme ve bilgilendirme ile sınırlandırılmış olması da son derece anlamlıdır.

O yüzden, bugün neden Shakespeare, diye sormak bakışları insan gerçekliğine ayartılmış bir zihin için insanın dünya içerisindeki kurucu gücünü anlamak açısından da önemlidir. Tam da bugün, körelen tüm bakışları koyu gölgesinden kurtarmak için, her zamankinden daha fazla Shakespearein dış dünyaya bakışına, canlı imgelemli bir insanın, gözlerini kapadıktan sonra, daha önce örgenleri üzerinde izlenim bırakan şeyi gördüğü gibi bakan bakışına ihtiyacımız var. Özdemir Nutku’nun Elizabeth Dönemi ve Shakespeare Sözlüğü bildik “sözlük” algımızın dışında çok daha özgül bir bağlama oturmasıyla pek çok alana kaynaklık edecek sanatsal üretimlerin Shakespeare aracılığıyla onaylandığı yazınsal bir yapıt olarak körelen bakışlarımıza rehberlik ederek hafızaya depolanan tüm geçmiş imgelerinin hatıraya sunulduğu ve şimdiye hatırlatıldığı bir ortak insanlık durumunu imlediği için önemlidir. En azından Shakespeare’in her şeyden önce, gecenin soğukluğuna, erdemin yitimine vurgu yaptığı için önemli olması gibi, bugün bize “neden Shakespeare?” sorusunu sordurttuğu için de önemlidir Özdemir Nutku’nun gayreti.

Virgül, Ocak-Şubat 2009, sayı: 126, s. 18-19.