Aklı Havada Bir Âdem

Hezarfen Ahmet Çelebi’nin uçma sevdasını anlatan ‘Aklı Havada’, yarattığı masalsı dünyayla seyirciyi heveslendiriyor ama aynı etkiyi sonuna kadar taşıyamıyor.

Şair Sunay Akın. Galata Kulesi’nin merdivenlerinden tırmanan adamın geleceğe dair bildiği tek bir şey olduğunu söylüyordu. O adam ne olursa olsun çıktığı merdivenlerden inmeyecekti. Hezarfan Ahmet Çelebi, IV Murad’ın tüm baskı ve yasaklarına rağmen, Osmanlı’nın kudretini hiçe sayarak boşluğa bıraktı kendini… Yaptığı kanatlar gökyüzünde süzülüyordu, uçuyordu hezarfen… Tanrı kutlu nefesini koltukaltlarına ulaştırmıştı. Uçmak mühim bir denge işiydi ve hezarfen bunu başarmıştı…

Resmî tarihin yarattığı sıkıcı Osmanlı yaşamının içindeki en eğlenceli figürlerden biriydi Hezarfen Ahmet Çelebi… Uçmaya tutkun bir adam, siyasî erke başkaldıran bir asî, bilimin önünü açmaya çalışan bir âdemdi o…

Kediler büyük kuştan korktular

Galata Kulesi’nden kendini bıraktığında halk şaşkınlık içinde onu izliyordu, kediler nereden çıktığı belli olmayan bu dev kuşun korkusuyla saklanıyorlardı. Temaşa büyüktü anlayacağınız, Sultan Murad sarayında hezarfenin gökyüzünde süzülüşüne baktı ve ferman buyurdu… O günden sonra Osmanlı’da insanların uçmaları yasaklandı… Ama hezarfenin uçuşunu kimse unutmadı…

Bakırköy Belediye Tiyatroları da onu unutmadığı Aklı Havada adlı oyunla gösteriyor. Müşfik Kenter Sahnesi’nde seyircisiyle buluşan oyunda Hezarfen Ahmet Çelebi’nin uçma sevdası, IV. Murad’ın yasaklarıyla birlikte anlatılıyor, oyun bir yandan da Osmanlı yaşamından bir kesit sunmayı amaçlıyor.

İyi müzik büyük sıkıntı

Ahmet Önel’in öyküsünden Ali Yenel’in oyunlaştırdığı ve yönettiği oyunda Alican Yücesoy, Ali Rıza Kubilay, Beyti Engin, Ali Aziz Çölok, Dilara Yalçın, Çetin Etili, Tugay Mercan, Gözde Ayar ve Bulut Akkale rol alıyor. Oyunun müzikleri ise tiyatronun en önemli müzisyenlerinden Can Atilla’ya ait…

Sanırım oyunun ilk sıkıntısı da bu, Can Atilla çok iyi bir müzisyen ve tiyatronun dilini de çok iyi biliyor ama yaptığı her çalışmada olduğu gibi bu oyunda da müzikler oyunun önüne geçiyor. Yanlış anlaşılmasın oyunun müziklerini dinlemekten memnunum ama onları dinlerken de oyunu kaçırmak istemiyorum. Bu denge nasıl kurulur ondan da tam emin değilim ama bir ayarı olmak zorunda sanki. Müziklerine bu kadar güvenen bir oyunun oynanacağı sahnenin ses düzeni de daha iyi olmalıydı, çünkü şarkı sözleri anlaşılmıyordu.

Ali Yenel’in yönettiği oyun tek kelimeyle harika başlıyor. Sahne üzerinde kurulan masal dünyası, hezarfenin düşü öylesine güzel kurgulanmış ki, daha ilk dakikadan itibaren insana içine alıyor… Ama bu giriş seyircideki beklentiyi de çok yukarıya çıkartıyor. Sonraki sahnelerin tamamı bu bölümün gölgesinde kalıyor. Ama sahnelerin kötü olduğu anlamına gelmiyor yine, sadece çok görkemli ve etkileyici açılışın etkisi uzun süre geçmediğinden dolayı, o sahneler güme gidiyor…

Güzel bir masal dünyası

Aksaklıkların dışında oldukça keyifli bir oyun Aklı Havada, her şey bir yana Bedri Rahmi’nin dileğini gerçekleştirilmiş, oyunda Kız Kulesi Galata Kulesi’ne varmış… İki kulenin aşkı güzel olmakla birlikte oyuna ve hikâyeye sadece fazladan bir kule girmesine neden olmuş… Tüm oyun boyunca izleyeni en iğreti eden şey de oyunu güncelleme çabası… Bu çağa özgü alıntılar, atışmalar vs… Böyle güzel kurulmuş bir masal dünyasının içine insan bunları katma gereği neden duyar onu da merak ediyorum… Ben hezarfenin hikâyesini izlemek istiyorum, ne gerek var kapkaççı çocuğu görmeye…

Ferhat Uludere

Taraf