Avrupa’da Sanatçılar Ayaklandı, Sıra Örgütlenmede

Avrupa sokaklarında yüzlerce sanatçıyı bir arada görme şansını elde ediyoruz son günlerde. Özellikle Fransa ve Hollanda’da yapılan eylemler dikkat çekici. Fransa sokaklarında çıplak bedenlerini boyamış onlarca tanıdık sima ile karşılaştığınızda bunun bir sokak tiyatrosu veya film çekimi olduğunu düşünmeyin. Sanatçılar bu sefer sanata değil bir protestoya soyundular, çünkü hükümetin yaptığı bütçe kısıtlamaları ilk olarak onları vuruyor.

Fransa’da bulunan sanatçıların kader ortakları ise, bir diğer güçlü Avrupa ülkesi olan Hollanda’da sanat yapmaya çalışıyorlar. Fransa’daki sanatçılar gibi Hollanda’da bulunan sanatçılar da hayatlarında hiç olmadığı kadar hareketli günler yaşıyor son günlerde.

Hollanda’da yapılan erken seçimlerin ardından oldukça uzun süren bir hükümet kurulma süreci yaşandı. Sancılı bir süreç olduğunu söylemek mümkün, fakat asıl daha sonrasında kopacak fırtınaların habercisiydi geçen zorlu dönem. Her yeni hükümetle gelen zamlar, kısıtlamalar, hak gaspları Hollanda’da yaşayanlar için süpriz değil. Bu değişiklikler insanlara şaşırtıcı gelmiyor olsa gerek ki çok fazla tepki gösterildiği de söylenemez. Halktan gelen tepkilerin çok büyümemesi ve üstelik herhangi bir sanatçının da bu tepkilere destek olmamasından dolayı bu tepki insanlara ulaşamıyor ve Hollanda’da yaşayan birçok insan da bu olanlardan bihaber yaşayıp gidiyor.

Yani Hollanda’da bir sanatçının çıkıp sosyal bir soruna dair herhangi bir mesaj vermesi görülmüş şey değil. Sanatçılar sadece sanatlarıyla ilgileniyorlar veya onların sesleri bize kadar ulaşmıyor.

Fakat son günlerde seslerini bize ulaştırmayı başardı sanatçılarımız. Öyle Tekel direnişinde işçilere destek için çadırda sabahlayan sanatçılar gibi veya çevre felaketlerine dur demek için mümkün olan her yerde konser veren Son Irmak Orkestrası gibi değil. Sokaklara dökülme sebepleri işlerinin tehlikede olması.

Yeni hükümetin kurulmasının ardından açıklanan kısıtlamalarla birlikte Hollanda’da görülen tepkiler ezberimizi bozduracak nitelikte. Yeni koalisyon anlaşmasının imzalanması ile sanat ve kültür alanlarına ayrılan bütçenin önemli bir şekilde azaltılacağı bilgisinin duyurulmasıyla eylemlerin organizesi oldukça hızlı gelişti.

Hıristiyan Demokratlar Partisi (CDA) ve Özgürlük ve Demokrasi için Halk Partisi (VVD) arasında kurulan ve Özgürlük Partisi (PVV) tarafından destek sözü alan azınlık hükümetinin kısıtlamalara Kültür ve Sanat alanlarından başlaması sonunda Hollanda’da bulunan sanatçıları şöyle bir sarsmayı başardı. Yeni kurulan hükümet sanatı çok da gerekli görmediğinden olsa gerek önceki yıllarda ayrılan bütçenin önemli bir kısmını vermeme kararı aldı. Sanatın gereksiz olduğu ve hatta kendi kendini finanse edemediği durumda vazgeçilebilecek birşey olduğu düğüncesi ile Eğitim, Kültür ve Bilim Bakanlığı bütçesinden yapılan 200 milyon avroluk kısıntı mevcut bütçenin yaklaşık beşte biri miktarında ve yoğun olarak tiyatro gruplarını ve orkestraları etkileyecek.

Bugüne kadar yapılan protestolarda sanatçı kimlikleri ile pek az görebildiğimiz insanların bu kısıntıların ardından kitlesel protestolar yaptığını duymak sevindirici. Bunu sadece konu kendilerini bağladığında yaptıklarını bilmek ise düşündürücü.

Bu konuda bir sorumluluk taşıyıp taşımadıklarını tartışabiliriz fakat bir sanatçı olarak yapabilecekleri düşünüldüğünde bugüne kadar yapılan hak gasplarına dair herhangi bir girişimde bulunmayan binlerce kişinin konu kültür ve sanat alanında yapılacak kısıtlamalara gelince birden alanlara dökülmesine sevinmeli mi yoksa ‘bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ tavrında yıllardır sanat icra ettiklerini iddia eden insanların bu tavrına temkinle mi yaklaşmalı?

Protesto eylemlerinde çoğunluğu oluşturanlar tiyatro grupları, dansçılar ve müzik sanatçıları. ‘Hopla! Brecht im Licht’ adıyla yaklaşık 15 yıldır organize edilen ve ‘pozitif kültür öldü, bir dakika saygı duruşuna’ sloganıyla düzenlenen festivalin organizesi ile tanınan tiyatrocu Annette Hildebrand, klasik müzik sanatçısı Frank Zielhorst, tanınmış kabere – müzik ikilisi Acda ve de Munnik gibi isimlerin yanı sıra Johan Fretz gibi genç kabare artistleri de protesto alanında yerlerini alıyorlar.

Mesela ben bu eylemlere katılan ve sayıları –ben katılanların yalancısıyım- üç bine yaklaşan bu sanatçıların geçtiğimiz aylarda sağlık sigortası kapsamından çıkartılacak hizmetlere karşı yapılan eylemde nerde olduklarını merak etmeden edemiyorum. O eyleme katıldığımı ve hukukçu olduğumu bilen bazı sağlıkçıların ‘herkes kendini alanındaki protestolara katılmalı’ varsayımı ile orda olduğum için bana teşekkür etmeleri ise ayrı bir konu elbette. Acaba sanatçı veya hukukçu olunduğunda sağlık sigortasına gerek kalmamakta mıdır? Peki diğer hak gasplarında sesi çıkmayan sanatçıların şimdi halkın desteğini beklemesi size de bir Türk, bir Kürt ve bir Ermeni’nin bir bağcı tarafından onlar üç kişi oldukları halde tek tek dövülmesini anımsatmıyor mu?

Eda Yenil

Sol Kültür