İlyas Odman’dan “Yorgun”- Son Oyun

“Yorgun”da sahnede seyrettiğiniz adam, yalnız ve bu yalnızlığı ile tanıdık bir adamdır. Tanıdıklığı ona sadece Yusuf Atılgan’dan Dostoyevski’ye, Kafka’dan Nilgün Marmara’ya Umay Umay’dan Handke’ye birçok yazarın karakterlerinde ve yazınında rastlamamızın bir sonucu değil, esas olarak onunla, “yorgun” adamla aynı kişi olmamızla alakalıdır.

Her gece aynı saatlerde aynı yerde yatak ile koltuk arasındaki o son anda ayağa kalkıp yalnız olmamızın ağır melankolisi ile boğuşan adam, biz “yorgun”uzdur. Yaşamın ta kendisi ile, bazen açıkça görülen anlamsızlığı ve bu anlamsızlığın yarattığı anlam arayışı ile,  iki kişilik yataklardaki tek kişilik uykularla, her sefer “bu defa son!” başlangıçları ile… Yaşam yorgunluk veren bir fiziksel eylemdir. Sahnedeki adam, işte hepimiz kadar yaşamda kalmış ve hepimiz kadar bundan sıkılmış bir adamdır. Bulunduğu her eylemin giderek manasını yitirmesi onun bir çocuk kadar sıkılgan ve oyun arayışında kılmıştır. Kendine zarar verse bile kendine yaşamda olduğunu kanıtlamak için “oyun” arkadaşları yaratacaktır. Kendi bedenini kendine ikinci bir arkadaş haline getirecektir, onunla oynayacak onunla avunacak ve en sonunda kendi ile bedeni arasında neredeyse gözle görülür bir sınır çizecektir. Bir şizofreni ve bir yoldaşlık… Kimse yalnız bir adamı kendi kendine konuşuyor diye deli ilan edemez. Kimse kendini ve yorgun bir adamı dinlenmek için kendi kafasını dizlerine yasladığı için suçlayamaz.

Kavramsal tasarım: Evren Erbatur, İlyas Odman
Koreografi-Performans: İlyas Odman
Dramaturji: Evren Erbatur
Müzik tasarımı: Bahadır Dilbaz
Işık Tasarımı: Yüksel Aymaz

tek perde / 41 dak

tam 20, ind 15

YER: Kumbaracı50