Kuştepeli Külkedisi

Oryantal Didem’i ‘İbo Show’da dans ederken tanıdık. Kıvrak figürleriyle kısa sürede tanındı ama Tatlıses’in kendisine koyduğu konuşma yasağıyla gittikçe daha gizemli bir hal aldı. Şimdi kendisi için bestelenen müziklerden oluşan DVD ve CD çalışması müzik marketlerin raflarında. Onunla albümünü konuşmak için buluştuk. Karşımıza bisiklet alamazken 15 yaşında araba sahibi olmuş, hikayesi külkedisi masalını andıran çıtı pıtı bir kız çıktı.

Nasıl bir aileniz vardı?

– İstanbul Gaziosmanpaşa’da doğdum. Kuştepe’de büyüdüm. Bir ablam, bir erkek kardeşim var. Annem Selanik göçmeni. Önceleri o da dans ediyordu. Sonra şarkı söylemeye başladı. Ama biz büyüdükten sonra bıraktı. Babam Yugoslav göçmeni, hem baterist hem taksi şoförüydü. Ama Roman mahallesinde büyüdüğümüz için Roman gibi olduk. Yani ben Romanım.

Kuştepe’de sizin için yaşam nasıldı?

– Çok eğlenceliydi ama bol bol kargaşa çıkardı. Hep kavgalar olur, polis gelirdi. Yine de büyüdüğüm yerden memnunum.

O zamanlar da erkeklerin dikkatini çeker miydiniz?

– Erkek gibi büyüdüm. Hiç hanım hanımcık olmadım. Aksi bir tiptim.

Çocukluk yıllarınızda mutlu muydunuz?

– Oryantale 11 yaşında başladığım için çocukluğumu yaşayamadım. Yine de şükürler olsun! Maddi sorunlarımız vardı. Gerçi bir aralar annem varlıklıymış ama para tutmayı akıl edememiş.

Oryantal bu hikayenin neresinde başlıyor?

– Kendimi bildim bile dans ediyorum. yedi-sekiz yaşlarında mahalle düğünlerinde bir durgunluk olduğu zaman hemen “Didem gelsin bir dans etsin düğün dolsun” denirdi.

Herkesin ilgisini çekecek kadar iyi dans etmeyi kimden öğrendiniz?

– Kimseyi izleyip bakıp kopyalamadım. Doğaçlama yaparak kendi kendime öğrendim. Bir de bende istek vardı. En çok ne olmak isterseniz onu olursunuz. Ben dans etmek istiyordum. Kapı gıcırtısına bile oynardım.

Genelde çocukların doktorluk, avukatlık gibi hayalleri vardır…

– Okuluna gidebilseydim ritmik jimnastik yapıp Türkiye’yi temsil eden bir sporcu olmak istiyordum.

Peki bu hobi ne zaman mesleğe dönüştü?

– 10 yaşında bir düğünde dans etmiştim. Orada para taktılar. Bu parayı anneme götürdüğümde maddi durumumuz çok kötü olduğu için ağladı. Böylece çalışmaya başladım.

SEKİZ MEKANDA 20’ŞER DAKİKA OYNARDIM

Okulu ne zaman bıraktınız?

– İlkokuldan sonra. Aslında okumayı çok istiyordum. Ama para olmadığı için okuyamadım. Hem dans edip hem okumak çok zordu. Geceleri dans edersem gündüz okula gittimde yüzümde makyaj kalıyor, öğretmenlerim kızıyordu. Şimdi erkek kardeşim rahattan okumuyor! Müzisyen olmak istiyor. Ablam şarkı söylüyor, istediği zamanlarda çalışıyor. Aslında evde düzenli çalışan sadece benim. Annem bana “Evin erkeği oldun” diyor.

İlk zamanlar haftada kaç gün çalışıyordunuz?

– Naylon sandalyelerin olduğu pavyon ve gazinolarda haftanın her günü dans ederdim. Geceleri çalışır gündüzleri uyurdum, vampirler gibi. Dansa gece saat dokuzda başlıyordum. Sekiz mekanda 20’şer dakikadan sahneye çıkardım. 45 kiloya kadar düşmüştüm.

O yaşlarda bu kadar çalışmak psikolojinizi nasıl etkiliyordu?

– Küçük yaşta çalışmak omzunuza büyük sorumluluklar yüklüyor. Daha iyi kazanmalıyım diye hırs yapmaya başlıyorsunuz. O zamanlar bunları düşünür; işte aklımın erdiği kadar kederlenirdim…

İyi para kazanıyor muydunuz?

– Evet ama çok yorulurdum. İnançlıyımdır ve altıncı hissim kuvvetlidir. Bir gün sabaha karşı ezan okunurken ellerimi açıp dua ettim. “Allahım artık bıktım, ayaklarım dayanmıyor, çalışamayacağım, ne kadar böyle devam edeceğim bana bir çıkış yolu göster” diye. Hemen ertesi gün bir televizyon programından telefon aldım. Sonrasında adım duyulmaya başladı.

KONUŞMA YASAĞIM MERAK UYANDIRDI

İbrahim Tatlıses sizi nasıl keşfetti?

– Bir gün telefon geldi. ‘İbo Show’a bir günlük oryantal aranıyordu. Tam İbrahim Bey’le başlayacakken bazı problemler çıktı ve iş olmadı. Ben de televizyon programlarına katılmaya devam ettim. Sonra İbrahim Bey beni televizyonda görüp yeniden çağırdı. Ve başladık.

Bir gün ‘İbo Show’da çalışacağınızı düşünür müydünüz?

– İlginç bir şey söyleyeceğim. İbrahim Bey çok büyük bir ses. Ama ben Şebnem Ferah ve Tarkan dinlerdim. Bir gün İbrahim Bey’le tanışacağım aklımın ucundan geçmezdi.

Tatlıses’le çalışmak zordur derler. Siz ilk kez karşılaştığınızda ne hissettiniz?

– Elim ayağım titredi. Karşısına çıkınca ters bir şey yaparım diye korkuyorsun. Ama ben hep olduğum gibi oldum. Başka kişiliğe bürünmedim. Zaten onun dikkatini de bu çekti.

Programa çıktıktan sonra herkes sizi konuştu. Bunun nedeni neydi?

– Bilmem, herhalde konuşma yasağım merak uyandırdı.

Bütün basın peşinizdeyken böyle bir yasak konmasına tepki göstermediniz mi?

– “İyi oldu” deyip teşekkür ettim. Açıkçası böyle şeylere çok meraklı bir kız da değilim.

Bu yasak hala devam ediyor mu?

– “Aman sesin duyulmasın” diye baskı uygulayacak biri değil. Ama yine seçici davranıyoruz.

Şimdi İbrahim Tatlıses’le aranız nasıl?

– İyi. O benim patronum. Biraraya gelip görüşüyoruz. İş esnasında karşılaşıyoruz. O kadar.

Size dansöz denmesinden rahatsız oluyor musunuz?

– Öyle takıntılarım yok. Dansözü biraz kaba bulsam da bu Türkiye’nin gerçeği.

Sizin diğer oryantallerden farkınız ne?

– Birkaç ay bale eğitimi almıştım bu yüzden daha esnek dans ediyorum. Koreografilerimi aynanın karşısında 12 saat çalışarak yaratıyorum. Çok Arapvari ya da Mehter Marşı gibi oynamıyorum. Kısaca ben Didemceyim ve kendimim. İsteyen istediğini söylesin fark ortada.

Oryantal dediğin kilolu olmaz mı? Siz çok zayıfsınız?

– Normalde öyle. Mısır’daki oryantalleri görüyorsunuz. Bir kalça atarlar diğeri yarısı da onun arkasından gelir. Bazı zayıf oryantallerin kalça attıkları belli olmuyor. Emanet gibi duruyor. Bende daha farklı, etliymişim gibi gözüküyor.

BURNUMDA ESTETİK GÖBEĞİMDE PİERCİNG SIRTIMDA DÖVMEM VAR

* Kostümlerimin sayısını bilmiyorum. Evde bir kostüm odam var.
* Saçımı, makyajımı kendim yapıyorum. Sahne öncesi vücudumu kremleyip esneklik çalışıyorum. Vücut makyajı yapmıyorum. Sadece Bepanthol nemlendirici kullanıyorum.
* Parfüm çok önemli. Yarım şişeyi sahneye çıkmadan boca ederim.
* 13 pond topuklu giyiyorum. Topuklu üstünde dans etmek gerçekten zor.
* Masa üstüne çıkmayı sevmiyorum. Para takılması masa masa dolaşmak hoşuma gitmiyor. İlle de isteyen olursa başımdan aşağıya para atabilir. Ya da bir aksesuvarıma iliştirmeli.
* Sezen Aksu, Kibariye, Hülya Avşar’ın da boyları kısa. Ben de 1.60’ım. Göğüsüm 90, belim 62, kalçam 92 santim.
* Koltukaltı botoksu yaptırmadım. Bence hamama giren terler!
* Piercing’imi çok seviyorum. Göbeğimde piercing olmadan sahneye çıkmam.
* Sırtıma yeni dövme yaptırdım. Erkek bir melek.
* İbrahim Bey her gördüğünde dudaklarımı yaptırdığımı sanıyor. Ama sadece burnum estetik.

ALBÜM 10 ENSTRÜMANTAL PARÇADAN OLUŞUYOR

DVD projesi 2006’dan beri vardı. Stüdyoya girdik ve müzikleri Sendur Güzelel ve Yaşar Akpençe’yle tamamladık. 10 enstrümantal parçayı da beni hayal ederek hazırladılar. DVD ise bir konser performansı gibi. Ayrıca VCD ve CD formatı da var. Bütün şarkılar için ayrı koreografilerle çalıştım. Herkes hareketleri kapabilsin diye çok zor hareketler yapmadım. Bu albümün ikincisinde de oryantal öğretmeyi düşünüyorum.

ÇOCUKKEN BİSİKLETİM OLMADI AMA İLK ARABAMI 15 YAŞIMDA ALDIM

Çocukken bir bisikletim olmasını çok isterdim, maddi zorluklardan olmadı… Sonra ben çalıştım ve 15 yaşında ilk arabama sahip oldum. Şimdi çok kazandığımı söyleyemem. Kendime yetecek kadar bir gelirim var. Paramı çok iyi tutmuyorum. Elim açık. Aileme yardım ediyorum. Şimdi bir arabam var. Anneme de banka kredisiyle bir ev aldım. Onun senetlerini ödüyorum.

Hakan Gence

Hürriyet Pazar