Marat-sade

İBB Şehir Tiyatroları, 2010-2011 sezonunda Peter Weiss’ın yazdığı Ragıp Yavuz’un yönettiği Marat-Sade adlı yeni oyunuyla 24-28 Kasım 2010 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde seyircilerle buluşuyor.

Marat-Sade (Jean Paul Marat’nın Takibi ve Öldürülüşünün Charenton Akıl Hastanesi Oyuncuları Tarafından Marquis de Sade Yönetiminde Temsili), 1808 yılında, Marquis de Sade’ın kapatıldığı Charenton Akıl Hastanesi’nde geçiyor ve akıl hastaları tarafından oynanması için Marquis de Sade tarafından yazılan bir oyun metninin, hastane yöneticileri ve seçkin bir seyirci kitlesine oynanışını anlatıyor…

Çevirisini Cengiz Tuncer’in, sahne tasarımını Barış Dinçel’in, kostüm tasarımını Tomris Kuzu’nun, müziğini Richard Peaslee’nin, müzik direktörlüğünü Çiğdem Erken’in, koreografisini Yasemin Gezgin’in, şarkı sözleri düzenlemesini Murat Coşkuner’in, ışık tasarımını Murat Özdemir’in yaptığı oyunda; Yıldırım Fikret Urağ, Murat Garibağaoğlu, Çağlar Çorumlu, Ali Mert Yavuzcan, Cengiz Tangör, Selen Uçer, Özge Özder, Aslıhan Kandemir, Yeşim Koçak, Ozan Gözel, Murat Coşkuner, Doğan Altınel, Okan Patırer, Özge O’Neill Sarımola, Yasemin Güvenç, Nurdan Gür, Selim Can Yalçın, Selin Türkmen, Özgürefe Özyeşilpınar, Reyhan Karasu, Ece Yıldız, Kutay Kırşehirlioğlu, Radife Baltaoğlu, Muzaffer Berişa, Sanem Oluz, Hamit Erentürk, Murat Güreç, Bahar Özge Göze, Serkan Bacak, Burçak Çöllü, Altuğ Kutlu rol alıyor.

Marat-Sade adlı oyunun broşüründen…

Yazan: Peter Weiss

08 Kasım1916’da, Berlin yakınlarındaki Nowawes’te doğan P. Weiss, 1932’de bir resim okulunda eğitim alır. Edebiyata ilk yönelimi de bu yıllara rastlar.1934’te ailesi Londra’ya göç eder ve burada fotoğraf eğitimi alırken resim çalışmalarını sürdürür. 1936’da ilk sergisini açar.1936 sonbaharında Çekoslavakya’ya gider, ilk yazınsal deneyimlerine başlar ve Prag Güzel Sanatlar Akademisi’ne kabul edilir. Aynı yıl ailesi de Çekoslavakya’ya gelir. Almanların Çekoslavakya’ya yaklaşması üzerine ailesi bu kez İsveç’e göç eder. P. Weiss, bir süre İsviçre’de kalır. 1939’da o da İsveç’e geçer ve babasının yönetici olduğu bir tekstil fabrikasında çalışmaya başlar; kumaş baskıcılığı yapar. P. Weiss, 1940’ta Stockholm’e gider ve resimle uğraşır, 1942 – 43 yılları arasında onu odunculuk ve tarım işçiliği yaparken görürüz. 1944’te bir kızı doğar. 1945’te ilk karısından ayrılır ve İsveç vatandaşlığına geçer. 1946’da, İsveççe olarak yazdığı ilk şiir kitabı ‘Adadan Adaya’ yayımlanır.1947’de Paris’e gider. Aynı yıl bir İsveç gazetesinin muhabiri olarak savaş sonrası Almanya’sını dolaşır. 1948’de, Kafka’dan etkileniminin belirgin olduğu ‘Kule’ adlı oyunu yazar. 1950’de, Stockholm’de, Film Çalışma Gurubu’nu kurar. 1951’de, sürrealist bir öykü kitabı olan ‘Düellolar’, 1952’de, ‘Arabacının Gövdesinin Gölgesi’ adlı romanı ve ‘Sigorta’ adlı oyunu yayınlanır. 1952’den itibaren oyunlarının büyük çoğunluğunun dekorlarını yapan Gunilla Palmstierna ile yaşamaya başlar. 1959’da, anne ve babasını kaybeden P. Weiss, 1960-61’de, bir anlamda kendi yaşam öyküsü olan ‘Ana – Babaya Veda’ ve ‘Kaçış Noktası’ adlı kitaplarını yazar ve ‘Kaçış Noktası”, 1963’te, “Charles Veillon Ödülü”nü alır. 1962’de, toplama kampları üstüne yazdığı ‘Soruşturma’ yayımlanır. 1964’de ‘Marat – Sade’ adlı oyunu ilk kez Berlin’de sahnelenir. Oyunun dekor tasarımını kendisi yapar. 1965 yılında ‘Soruşturma’, Berlin’de sahnelenir. Bu süreçte, Hamburg kenti “Lessing Ödülü”, “İsveç İşçi Hareketi Edebiyat Ödülü”, “Heinrich Mann Ödülü” ve “Carl Albert Anderson Ödülü” gibi ödüllerle buluşur. ‘Salozun Mavalı’ adıyla Can Yücel’in Türkçe’ye uyarladığı oyunu, 1967’de Stockholm’da, Scala Tiyatro’da sahnelenir. Bunu, bir siyasi seyirlik olan ‘ Bay Mockinpott’un Acısı Nasıl Çıkarılacak?’ ve Vietnam savaşını lanetleyen oyunu ‘Vietnam Diskurs’un Frankfurt’ta sahnelenmesi izler. Sonrasında da, ‘Troçki Sürgünde’ ve ‘Hölderlin’ adlı oyunları ve Kafka’dan oyunlaştırdığı ‘Dava’ seyirciyle buluşur. 1957’de 1. cildini yayınladığı ‘Direnmenin Estetiği’ adlı yapıtının, 1978’de 2. cildini, 1981’de de son cildini yayınlar. Bu son yapıtıyla 1982’de “Bremen Edebiyat Ödülü”nü alır. Resimleri Stockholm, Berlin, Paris, Bochum, Münich gibi şehirlerde sergilenen ve müzelere de giren P. Weiss, 10 Mayıs 1982’de Stockholm’de yaşamdan ayrılır.

Yöneten: Ragıp Yavuz

1958’de İstanbul’da doğdu. Tiyatroya 1974’te, İ.B.Ş.T. Üsküdar Sahnesi’nde, A.Ç.O.K.’un (Anadolu Çocuk Oyunları Kolu) ‘Mor Gezegen’ adlı oyunuyla başladı. 6 yıl süreyle A.Ç.O.K. ve İ.B.Ş.T.’de oyuncu olarak çalıştı ve TRT yapımı dizilerde rol aldı. Aynı süreçte DAT-DER ve Tİ-SAN gibi meslek kuruluşlarının yönetimlerinde bulundu. 1980’de, 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu ile İ.B.Ş.T.’deki görevine son verildi. 1980 – 1994 yılları arasında mesleğini yurtdışında sürdürdü. İsveç Kraliyet Tiyatrosu – Dramaten, Halk Oyuncuları Nybroteatern, Schaubühne, Halk Oyuncuları – Les Comediens du Peuple ve Theatre Liberte gibi tiyatrolarda çalıştı. Almanya, İsviçre, Hollanda, Yunanistan, İngiltere, İsveç ve Fransa’da, Türkçe dışında Fransızca ve İsveççe yapımlarda yer aldı ve aralarında Avignon, Zürich, Stagedoor gibi festivallerin de bulunduğu 13 uluslararası festivale katıldı. Türkiye’de, Marmara Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi ve İngiltere – Bracon’da I.S.T.A. (International School of Theater Antropology) nın ‘Under Score Tekniği’ eğitim dönemini bitirdi (1992) ve İngiltere – Cardiff’de, Performing Research Center’ın ‘Tiyatro’da Kodlama’ konferanslarına katıldı. Stockholm’de, Mats Nolemo School’da ‘Palyaço ve Akrobasi’, Paris’te, Jean Clod Faustino ile ‘Enerji Kullanımı’ ve ‘Atinalı Timon’ çalışmaları sırasında Habib Nagmouchi ile ‘Ses – Mask Kulanımı ve Katarsis’ atölyelerinde yer aldı. Aynı yıllar içinde SCHAUBÜHNE’de, Peter Stein ve Klaus Gruber’in sahneleme süreçlerini izledi.1994 yılı sonlarında, hakkındaki yasaklamaların kalkması üzerine Türkiye’ye döndü. BEYAZ SAHNE’yi kurdu ve Foks – Fun Kültür Merkezi’nin yöneticiliğini üstlendi. ‘Ayrılık Müziği’, ‘Dört Mevsim’, ‘Bir Tutam İnsan’, ‘Bosna, Taş ve Kadın’ gibi oyunları bu süreçte yönetti, tiyatro, sinema ve TV oyunculuğu yaptı, çeşitli tiyatro atölyelerinde oyunculuk dersleri verdi ve araştırmacı ve eleştirmen olarak yazıları yayınlandı. 2000 yılında, İstanbul Şehir Tiyatroları’na döndü ve “Suç ve Ceza”, “Gılgameş”, Ferhad ile Şirin”, “Tekrar Çal Sam”, “Sokak Kedileri” ve “Mefisto” gibi oyunların yönetmenliğini üstlendi. “Gılgameş” ile “2004 Lions, En Başarılı Yönetmen Ödülü”, “2004 İsmet Küntay, En Başarılı Yönetmen Ödülü” ve “2005 Ukrayna – Kırım Agones, Antik Tiyatro En Başarılı Yönetmen Ödülü” gibi ödüller aldı. ‘Ferhad ile Şirin’ oyunuyla ‘2005 Lions, Canlandırmada Bütünlük Ödülü’ ve ‘Mefisto’ ile ‘2010 Lions, En Başarılı Yönetmen Ödülü’ne layık görüldü. 2007’de, Ray Cooney ve Gene Stone’dan uyarlamasını yaptığı ‘Kim O?” adlı oyun Tiyatro Kare’de sahnelendi ve Yeditepe Üniversitesi ve Mimar Sinan Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 2009’da ilk özgün oyunu olan “Mecbur Adam”, İ.B.B.Ş.T’de sahnelendi. Halen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda yönetmen olarak çalışıyor.

“Rağmen” bir seçim daha!..

Kişi, seçimlerini özgürce ve gerekçelendirerek yapamadığında, sanatçı – aydın bireyin ‘YAŞAMI DEĞİŞTİRMEK’ adına, ‘İNSAN’ adına, bir aidiyet kaygısı olmadığında, hangi vizyon adına, hangi oyun seçilmiş, ne önemi var… Ama yine de ve ‘rağmen’ seçimlerimiz var!.. Tıpkı sürdüregeldiğimiz, ‘RAĞMEN’ yaşamlarımız gibi…

Ben, bu kez ‘MARAT – SADE’ı seçtim…

‘MARAT- SADE’, insanlık tarihine ışık tutan dev bir sosyal devinimden, 1789 Fransız Sosyal Devrimi’nden küçük bir kesit. ‘Deli’lerin, ‘akıllı’ları oynadığı bir oyun. Ve, ‘Akılcı yaşamak kadar büyük bir çılgınlığın olmadığı’ bir dünyaya yöneltilen sorular… Savaş adına, paylaşma adına, emek adına, aşk adına, mücadele adına, yaşam ve ölüm adına, seçme ve seçilme adına, iktidar ve güç adına sorular… Bir yanda, kökten devrimci Marat… Yalnız… Kitlelerden kopuk, hasta ve çağının sınıf bilincinden yoksun. Ama tarihin ve toplumsal değişimin yasalarına bağlı. Onlara ait. Diğer yanda, Marquis de Sade… Kökten bireyci… O da yalnız… Ama cebi soru dolu. Çağını kavramaya çalışan her aydının yanıtlaması gereken sorular. Hepimizin yanıtlaması gereken belki… Bize zaman zaman, bireyciliğinin aydınlık yüzünü gösteriyor sanıyoruz. Özgürlükler… Özerklikler… Kendimize karşı sorumluluk… Ama üzerimizde gölgesi büyüyen karanlık yüzüyle de yüzleşiyoruz Sade bireyciliğinin. Atomlaşma… Yalnızlık… Bunaltı… Şiddet… Öfke… Başa çıkılamayan hırs ve ego… Ve, tarihteki duruşları, üstü örtülemeyecek biçimde kabartılanmış bu iki bireyin kıyasıya düellosu… Bir ‘polemik’ oyunu değil ‘MARAT – SADE’. Çünkü, ne bir ‘dava’yı savunuyor, ne de bir ‘ahlak tezi’ sürüyor ortaya. Ama çağına ve yaşama kafa tutmayı öneren bir değişimden söz ettiği kesin. Bu yargı, Marat’nın ağzından dökülen şu sözlerde gözlenebilir:

‘Önemli olan, insanın kendi kendini saçlarından kavrayıp ayağa kaldırması, kendini bir eldiven gibi ters yüz edip, evrene yepyeni gözlerle bakmasıdır…’

İnsan, ister istemez, ‘Nasıl?’ diye sorabilir. P. Weiss, oyununda bunu yanıtlamayı bilgece reddediyor. Bizi, zıtlar arasında ilişki kurmaya ve çelişkilerle yüzleşmeye zorluyor. Bir tek şeyin tanımlamasını yapmak yerine, farklı anlamlar arıyor ve yanıt bulma yükümlülüğünü de ‘ait’ olduğu yere teslim ediyor. Bize… Aktaranı ve izleyeni ile, ‘tören’ yaratacak bir tiyatroya…

Tiyatro, risk almalı… Aktaranı ve izleyeniyle… Artık!..

Ragıp Yavuz  

Haber Oku