Pink Floyd Balesi

Valentine 12 yaşında bir Pink Floyd hayranıydı. Koreograf olan babası Roland Petit’den grup için bir bale yazmasını istedi. Babası baleyi yazdı ve grupla tanıştı. Sonunda küçük Valentine’in hayali gerçek olmuştu. Hatta ünlü rock grubu balenin 1972’deki ilk gösteriminde sahnedeydi. İşte o bale ay sonunda İstanbul’da

Pink Floyd dediğimizde konuya ve bu müziğe uzak kişiler bile kulak kabartabilir. Another Brick in The Wall, Wish You Were Here, In The Flesh, Hey You ve Shine On You Crazy Diamond gibi klasiklerin sahibi grubu canlı seyretme şerefine nail olmuş kaç kişi var meçhul, fakat onları La Scala’nın bale topluluğu eşliğinde dinleyeceğiz. Grubun hayranı 12 yaşındaki kızının isteği üzerine baleyi yazan koreograf Roland Petit’nin Pink Floyd Balesi 25-28 Kasım’da İstanbul Kongre Merkezi’nde sergilenecek.

1960’larda yazılmaya başlanan gösterinin dünya prömiyeri 1972’de Fransa’da hem de Pink Floyd’un canlı performansıyla gerçekleşmişti. Balenin yazarı Roland Petit’in gösterinin hikayesini şöyle anlatıyor: “Kızım Valentine, o zaman 12 yaşındaydı. Bir gün elinde bir kasetle gelip, Pink Floyd için bir bale yazmam gerektiğini söyledi. Ona hayal gördüğünü ve bunun imkansız olduğunu söylediğimde inat etti ve ‘Hayır, bunu yapmalısın’ dedi.”

Petit kasedi bir kez daha dinlediğinde kızının haklı olduğunu anlamış ve Pink Floyd’un parçalarıyla bir bale yazmanın muhteşem olabileceğini düşünmüş. Baleyi yazmaya karar verince bir feribota binip İngiltere’ye giden Petit, bir stadyum konserinden sonra grupla da tanışmış: “Pink Floyd’u severdim ama modern bir rock müzikle bale kompozisyonunu birleştirmek çok uçuk bir fikirdi. O kadar garipti ki, gerçekleştirdiğimizde alacağımız tepkiyi öngöremiyorduk. Fakat çok büyük bir başarı elde ettik.”

PINK FLOYD 8 KEZ CANLI EŞLİK ETTİ

Pink Floyd Balesi şu ana kadar Paris’ten Tokyo’ya dünyanın pek çok şehrinde yüzlerce kez sahnelendi. 2009’da ünlü İtalyan La Scala Operası tarafından telif hakları alınan gösterinin başarısı daha da katlandı, son bir yılda tanınırlığı arttı. İlk gösteriminden beri, seyredenler büyülenerek çıktı salonlardan. “Gösterinin etkileyici olması için ışık, müzik ve koreografinin aynı anda çok başarılı olması gerekiyor. Müzik için grubun en popüler parçalarını seçerken, klasik baleyle uyumunu da gözönünde bulundurduk. Bu sırada ışık oyunlarıyla hareketleri tamamladık” diyen Petit, baleyi yazarken Pink Floyd üyelerine projesini anlatmış, fikirleri almıştı. 86 yaşındaki kkoreograf o günleri heyecanla hatırlıyor: “Grupla tanışmak için 1969’da Londra’daki konserlerine gitmiştim. Kendinden geçmiş 9 bin kişi vardı. Bu kitlenin bu müzikler eşliğinde bir bale seyretmesi fikri, beni çok heyecanlandırmıştı. Konser sonrası Pink Floyd üyeleriyle görüştük. Güzel bir teklifle karşıladılar projemi. ‘Senin bale ekibinle sahneye çıkıp şarkıları canlı çalmayı çok isteriz’ dediklerinde, hiç düşünmeden kabul ettim. Bir yıl üzerinde alıştık. Grup daha sonra Paris’e gelip gösterinin dünya prömiyeri de dahil, toplam 8 kez art arda bizim ekiple sahneye çıktı. Hem çok heyecanlandım hem de hedeflediğimizden daha büyük bir başarıya imza attık.”

Pink Floyd üyelerinin gösterimlerde yer alması gayet normal. Projeden ne kadar etkilendikleri, Roger Waters ve David Gilmour’ın 1970’te Kanada Vancouver’de yayınlanan bir dergide söyleşiden anlaşılıyor: “Roland Petit’in üzerinde çalıştığı bale eseri sanırım önümüzdeki haziranda sahnelenecek. Konuyla ilgili fazla bilgimiz yok fakat eserinin bizim müziklerimizden oluşacağı kesin.” Waters, verdiği başka bir röportajda da: “Şu sıralar deli gibi Marcel Proust okuyorum çünkü, bu bale A La Recherche Du Temps’ın (Kayıp Zamanın Peşinde) üzerine kuruluyormuş. Romanının üzerine oturtulmuş yirmi bölümlük bir eser olacak. Yeni şarkılar mı yazacağız yoksa hazır şarkılar mı kullanılacak bilemiyorum, fakat Roland’ın aklında güzel şeyler var” diyordu.

13 PINK FLOYD ŞARKISI

1972’de tamamlanan eser 1991 ve 2004’de iki kez değiştirildi. Bu versiyonlara yeni parçalar eklendi ve ışık şovları değiştirildi. 2004’te eklenen parçalarla birlikte seyredeceğimiz gösteride on üç parça olacak: Run Like Hell, Money, Is There Anybody Out There, Nobody Home, Hey You, One Of These Days, Careful With That Axe, Eugene, When You’re In, Obscured by Clouds, The Great Gig in the Sky, Echoes (2 kez) ve Run Like Hell. İstanbul’daki gösterinin saati 20.00, ancak 27 Kasım’da iki gösteri sahnelenecek. İlkinin başlama saatiyse 15.00. Fiyatları 57-415 lira arasında değişen biletler www.biletix.com’da.

EFSANE DANSÇI

Roland Petit; 1933’te 9 yaşındayken Paris Operası Dans Okulu’na başladı. 1940’te bale dansçısı oldu. Madame Rouzane ile Wacker Stüdyosu’nda çalıştı. 1943’te artık başdansçıydı. 20 yaşında, Paris Operası’ndan ayrıldı. İlk koreografi çalışmasını Paris’teki Sarah Bernhardt Tiyatrosu’nda ‘Dans Geceleri’ isimli balesi için sundu. Aynı dönemde yerde egzersiz barı kullanımı hareketinin yaratıcısı Brosi Kniaseff ile çalışmaya başladı. 1945’te, Roland Petit Les Forains, Le Rendez-vous ve Le jeune Homme et la Mort gibi balelerden oluşan Les Ballets des Champs-Elysées’yi (Champs-Elysées Baleleri) kurdu. 1948’de de Les Ballets de Paris-Roland Petit’yi (Roland Petit’nin Baleleri) yarattı. Bu topluluk, özellikle Margot Fonteyn için Les Demoiselles de la Nuit (Gecenin Hanımefendileri) balesini de yarattığı Théâtre Marigny Tiyatrosu’nda sahne aldı. 1960’da Notre-Dame de Paris Operası’nı yönetti. 1972’de Marsilya’da kurduğu Ballets de Marseille topluluğu 1981’de Ballet National de Marseille-Roland Petit’ye (Marsilya Ulusal Balesi Roland Petit) dönüştü ve dünyaya açıldı. (Barış Akpolat)

Hürriyet