TEKEL Direniş Tiyatrosu

(Nazım Alpman’ın 22 Kasım 2010 tarihinde internethaber adlı haber sitesinde yer alan köşe yazısını yayınlıyoruz.)

Kurban Bayramının son günü (19 Kasım Cuma) akşamüstü İstanbul’un 4. Levent semtinde küçük bir parkın içinde büyük düşünceli, büyük yürekli bir grup insan toplanmışlardı. Mavi branda çadırın yanında küçük bir meydanı banklarla çevrelenerek seyirlik bir alan oluşturulmuştu.

Birazdan (saat: 16.00’ya geldiğinde) “2. TEKEL Direnişçileri ile dayanışma amaçlı İşçi-Aydın buluşması” adlı toplantı başlayacaktı. Banklardan birine oturup başınızı yukarı doğru kaldırdığınızda her biri büyük bir sermaye kuruluşunu temsil eden gökdelenlerin ışıklı zirvelerini görüyordunuz.

Bu görkemli binalar ile mavi branda çadır arasında güç dengesi bakımından kıyaslanabilecek bir ölçü bulunmuyordu. Ama mavi çadırdaki ruhu da temelinden çatısına kadar o gökdelenlerin hiçbir yerinde göremezdiniz.

ÖRGÜTLÜ DAYANIŞMA

Toplantıya yazar Bilgesu Erenus, oyuncu Mehmet Esatoğlu, Hale Öztin, Mehmet Ekinci, Faik Başaran, Kenan Yersiz, Aşık Sinem Bacı, SES Yönetim Kurulu üyesi Köksal Aydın, İstanbul Tabip Odası’ndan Nazmi Algan ve CHP Parti Meclisi Üyesi Begüm Yavuz katılmışlardı.

Bir de örgütlü mücadelenin temsilcileri vardı. Eğitim-Sen, BES şube yöneticileri, Kamu Emekçileri Cephesi, Devrimci İşçi Hareketi, İdil Kültür Merkezi, Grup Yorum, Halkın Hukuk Bürosu, Halk Cephesi, Devrimci İşçi Komiteleri, Ay Işığı Sanat Merkezi, Mücadele Birliği, Sol Defter, İşçi Demokrasisi, Sınıf Mücadelesi, Ezilenlerin Kurtuluşu, İşçinin Yolu, EHP, Proleter Devrimci Duruş, Tiyatro Simurg, İFSAD üyesi fotoğrafçılar ve tek başına bir örgüt etkisine sahip olan Paşabahçe Hastanesi Direnişçisi Türkan Albayrak parktaki nitelikli kitleselliği oluşturuyorlardı!..

TEKEL ÖNLÜKLÜ BİR GÜN

Bilgesu Eranus’un önerisiyle sanatçılar, aydınlar, gazeteciler TEKEL Direşin Gömleğini giyerek bir gün İstanbul’un gündelik yaşamına karışmışlardı. Bunu ilk olarak da Eranus yapmıştı. Üzerinde Direniş Gömleğiyle Taksim’de dolaşırken, Atatürk Kültür Merkezi önünde sete gitmek için servis aracı bekleyen dizi oyuncularıyla karşılaşmıştı. Önce ona yakınlık gösteren genç sanatçılar, Bilgesu Eranus’un gitarını çıkartıp TEKEL İşçileri için Nazım Hikmet’in aynı adlı şiirinden Tarık Öcal’ın bestelediği “Tahir ile Zühre” şarkısını söyleyince birden kaçışmaya başlıyorlar.

Eranus, bunları anlattıktan sonra “işte dizi oyuncularını kaçıran şarkımız” diyerek güzel sesi ve usta gitarıyla küçük şenliğin açılışını yaptı.

Bayramda yurt dışında bir konserde olan Pınar Sağ, nöbet gününü mektupla iletiyordu. Pınar direniş gömleğiyle farkındalık yaratmak için kalabalık yerleri seçmişti. Onu gömleğiyle görenlerden bazıları “bak zavallı işsiz kalmış” diyerek şöyle destek vermişlerdi:

-Oh anam, bu kızda çok iş var!

Gazeteci Musa Ağacık, üzerindeki gömleğini bir delikanlıya göstermişti:

-Biliyor musun 4-C nedir?

-Valla ağabey bilmiyorum ama her halde cezaevidir!

Tiyatrocu Mehmet Esatoğlu’nun iyi anıları oluşmuştu:

-Tophane’den iniyordum iki yaşlı kadın ‘dur sana bir sarılalım’ dediler.

Sarılıp kucaklaştıktan sonra kadınlar durumu izah ediyorlar:

-Benim Malatya TEKEL’de yeğenim var, onu çok özledim de!

ERANUS’UN SON OYUNU

Bugüne kadar kapalı gişe izlenen sayısız tiyatro oyununa imza atan Bilgesu Eranus TEKEL direnişçi işçiler için kısa bir oyun yazmıştı:

“Burjuvanın Bayram Klasiği!”

Mehmet Esatoğlu’nun da misafir oyuncu olarak katıldığı oyunu TEKEL işçileri sahnelediler. Performanslarıyla da izleyicileri kırıp geçirdiler.

Uzun zamandır Bilgesu Eranus oyunu izleyememiş olmanın mutluluğuyla kendini oyuna kaptıranlar finalle birlikte kendilerine geldiler:

-Her Yer Tekeeel/ Her yer direniiiiş!

Şimdilik İstanbul’da küçük bir parkta tohumlanan yeni direniş hareketi fazla uzak olmayan bir gelecekte yeniden bütün ülkeyi saracak gibi görünüyor. Çünkü TEKEL’de önümüzdeki günlerde 4500 işçilik yeni 4-C operasyonu başlatılacak.

Derinişçilerin sözcüsü Cevizli TEKEL’den Metin Arslan eylemin hedefini açıklarken bu olguya işaret ediyor:

-Sadece Tek Gıda-İş değil DİSK, KESK gibi emekçi örgütlerini kapsayacak bir mücadele platformu oluşturmak, AKP’nin saldırılarına karşı geniş bir emek cephesiyle pozisyon almak için buradayız ve direniyoruz!

NOT: Bugün (22 Kasım 2010 Pazartesi) saat:11.00’de Üsküdar 3. İş Mahkemesi’nde Paşabahçe Direnişçisi TÜRKAN ALBAYRAK’ın işe iade davasının duruşması var. Türkan Hanım sorunu fiili olarak çözdü, işe geri döndü ama yasal sürecin peşini de bırakmıyor. Dostlarını bekliyor.

İnternethaber