Türkiye’nin Karanlık “Kök”leri Aydınlanıyor…

Yaşam Kaya

Mekan Artı, Kasım ayında kurularak, öncelikle İstanbul’a daha sonra Türkiye’nin gösteri sanatlarına sunulan önemli bir proje. Tiyatro Artı’nın uzun zamandır üzerinde çalıştığı, bugün itibariyle yaşama geçirdiği Mekan Artı, tiyatro sanatının öteki yüzünü görmek isteyen seyircilere farklı alternatifler sunuyor. Suya sabuna dokunmayan tiyatro gruplarının hızla arttığı bir dönemde, hem fikirsel olarak insanların aydınlanmasına katkı sunan hem de “öteki” denilerek dışlanan önemli toplumsal sorunlar bu yeni sahnede seyirci karşısına geçiyor. “Kök” söylediklerimizi destekleyen, yakın tarihimizde yaşanılan “göç/mübadele” konusunu aydınlatan bir oyun. Tiyatro Artı’ nın geçmiş dönem oyunlarında olduğu gibi, yine şaşırtan, eleştiren, aydınlatan bir gösteri ile karşı karşıyayız!

Mekan Artı ile yeni bir sayfa

Özellikle 2000’li yıllardan sonra son on senedir büyük kabuk değiştirerek toplumsal zafiyet yaşayan ülke tiyatrosu, fikirsel ve düşünsel anlamda iyice yalnızları oynuyor. Sosyal konuların sahnelerden git gide dışlanması, sahnede küfrederek, cinselliği kullanarak sanatsal çarpıklar üretmeye çalışan grupların sayısının artması, tiyatro sanatının halklar üzerindeki gücünün zayıflamasının başlıca nedeni. Mekan Artı’nın kurularak, toplumsal sorunları aydınlatmak üzere cesur işlerin ortaya çıkması tüm tiyatro severlere umut oluyor. Genç tiyatro oyuncularının sırtlanarak, el ele vererek tiyatromuza kazandırdığı sahne, sosyolojik anlamda teatral çıkış kapısı konumunda. Ve herkesin böylesine önemli bir kurumu desteklemesi gerekir. Bebeklik evresini yaşayan bir mekanın ürettiklerine bakarak ilerleyen zamanlarda neler yapabileceklerini bir hayal edin…

“Kök” Zorunlu Bir Göç Trajedisi

1923 yılında Türk ve Yunan hükümetleri tarafından imzalanan “zorunlu mübadele” antlaşması gereği, her iki ülkede yaşayan Rumlar ve Türkler karşılıklı olarak yer değiştirmişlerdir. Oyun, bu olay üzerinden tarihin yaşadığı en önemli trajediye ışık tutuyor. Yüzyıllarca barış içinde yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalan halkların dramını sahnede izliyorsunuz. Zenginlik ya da fakirlik içinde mutlu süren hayatlarının yok edildiğini gören insanların yaşamları, ırkçılıkla bütünleşmiş her iki ülkenin sistemlerini mahvediyor. Zorunlu mübadele sonucunda ekonomileri alt üst olan Türkiye ve Yunanistan… Peki kazanç nedir? Kocaman bir hiç! Sadece halkları kronikleşmiş bir düşmanlığın içine itmek! Yüzyıllarca kardeşliğin kol gezdiği topraklarda ırkçı sistemler oluşturmak!

Kapitalist paylaşım savaşları!

“Kök” oyununda dikkat çeken önemli üç ayrıntı var. Birincisi sahnede bedenlerini kullanarak ezilen halkları temsil eden 4 oyuncu izliyoruz. İkincisi bu oyunculara Türk ve Rembetiko şarkılarla canlı destek sunan bir grup var. Üçüncüsü ise anlatılan trajik öykülerin sahnenin bir bölümünde perdeye yansıtılarak seyirciye gösterilmesi… Kapitalist paylaşım savaşları sonucunda yerlerinden yurtlarından edilen Rum ve Türk toplulukların yaşamları, insan bedeninin şekilleri ile resmediliyor. İnsanları birbirine düşman eden kapitalist sistem sahnede müthiş bir eleştiri yağmuruna tutulurken, akordeonda Aydın Çıracıoğlu, gitarda Ali Yağız Şen ve vokalde Melike Şahin, ortak dilde harika şarkılar dile getiriyorlar. Berrin Karabaş, Candaş Çetinkaya, Melis Avçil, Murat Baykan sahnede müthiş bir performans ortaya koyan dört isim! Oyuncular sayesinde insan bedeni acıların, trajedilerin resmedilmiş birer tablosuna dönüşüyor.

Ufuk Tan Altunkaya’nın konsept, kurgu ve yönetim anlayışındaki başarısı grubun tamamına yayılmış. Yeni kurulan Mekan Artı, “Kök” oyunu ile elini taşın altına sokmaktan çekinmiyor. Irkçı bakış açılarının eleştirisi, kapitalizmin yarattığı acılar gösteri boyunca sizlere tarihin öteki yüzünü gösteriyor. Sezon içinde bu harika gösteriyi mutlaka izleyin…

Tiyatronline



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: