Yakındoğu’da İhanet

“Öğretmen camı kimin kırdığını öğrendi. Gözleri çok zalimdi öğretmenimin. Gözleri yılan gözleri. Herkes bana bakıyordu. Ben çocuğum, çocuk. Okulun ikinci katındaydı sınıfımız. Otuz tane üniformalı çocuktuk bir odanın içinde. O odanın dışına çıkmalıydım. Bütün odaların dışına.”

Hem “herkes”, hem de “hiç kimse” diye tanımlanan oyun kişisi süresi belirsiz bir suskunluktan sonra ilk defa konuşur. Kendini bulunduğu yere de, doğduğu toprağa da ait hissetmeyen, ihanete uğramış ve ihanet etmiştir. 

Oyun, bir yandan terk edilmek isteyip de bırakılamayan bu yerin karanlık ve siyasi tarihine göndermeler yaparken, öte yandan da aşk, aile gibi kişisel alanın karanlıklarından söz ediyor. 

Özen Yula’nın paranoyadan şizofreniye geçen bir toplumun izdüşümlerini yansıttığı “Yakındoğu” üçlemesinin ilk oyunu olan “Yakındoğu’da İhanet”, Melis Tezkan ve Okan Urun tarafından oluşturulan “biriken” topluluğunun rejisinde video ve oyuncunun birlikteliği üzerinden sahneye taşınacak.

Yazan : Özen Yula 
Sahneye koyan: biriken 
Teknik: Ünal Bostancı