Yeniden ‘Son Bir Kez’

Yedi ayrı yazar ve yedi ayrı yönetmenin biraraya gelmesiyle ortaya çıkan ‘Son Bir Kez’, iyi bir kolaj ve dramaturji çalışması

Tiyatro Oyunevi’nin geçen yıl oynamaya başladığı ‘Son Bir Kez’, Kasım ayında da devam ediyor. Yedi ayrı yazar ve yedi ayrı yönetmenin biraraya gelmesiyle oluşturulan oyun, iyi bir kolaj ve dramaturji çalışması. Yazarlar Aslı Erdoğan, Bejan Matur, Beliz Güçbilmez, Ece Temelkuran, Murat Uyurkulak, Şamil Yılmaz ve Ümit Kıvanç. Yönetmenler ise Mahir Günşiray, Bedir Bedir, Fırat Aygün, Ezgi Yentürk, Nilay Erdönmez, Serhat Erekinci ve Nalan Kuruçim.

Mahir Günşiray, oyunun çıkış fikri ve temasında Wajdi Mouawad’ın “Bir çocuğun – şartlar farklı olsaydı şair olabilirdi ama bombacı oldu – kısa bir süre önce ölen annesine yazdığı aşk mektubu” metninden esinlenmiş. Her şey farklı olsun isterken, geldiği ya da getirildiği noktada sadece hayal kırıklığının ve acının tadını alan insanlar var bu oyunda. Şartlar başka olsa şefkatli, sevecen bir anne olabilecek, kendisini incitmemiş babasına güvenle sarılabilecek, sevgilisini yitirmeyecek, bir mezartaşı başında babasına isyan etmeyecek insanlar bunlar. Ama şartlar diyor ya yazar, izin vermiyor elbette kimsenin kaderini kendisinin belirlemesine.

Masal kaçkını

Aslı Erdoğan’ın ‘Taş Bina ve Diğerleri’ kitabından çekip çıkarılan melek figürü, izleyiciyi anlatıcı misali gezdiriyor öyküler arasında. Ama bu melek, masal kitaplarından ya da sevimli biblolardan aşina olduğumuz gülümseyen, haleli melek değil yıpranmış, hırpani bir melek. “Taş bina insanları”nın sesini sesi bellemiş, onların zihni, belleği olmuş bir masal kaçkını. Gökçe Yiğitel ile bedene kavuşan meleğin elini uzattığı her yerden bir haykırış duyuluyor. Şamil Yılmaz, bir sokak arasında tecavüze uğrayan ve hamile kalan kadının, bebeğinden vazgeçişini anlatıyor. Her şeye rağmen anne olmaya heves etse de, rüyasında kendisine tecavüz edenlerin yüzlerini, bebeğin yüzünde gördüğü an, vazgeçiyor bebeği dünyaya getirmekten. Neslihan Demirel’in alışıldık tecavüz ve doğum sergilemelerinden uzak, durumun kendisini kavramsallaştırarak sergilediği performansı görülmeye değer nitelikte. Murat Uyurkulak, kardeşinin mezarı başında, babasıyla hesaplaşan bir adamı anlatıyor. Bedir Bedir tarafından canlandırılan adam, kardeşini teröristlerin öldürdüğüne inanan ve giderek daha da milliyetçileşen babasına ölümünün ardından isyan ediyor. Bejan Matur, bir kadının ölen sevgilisinin ardından çektiği acıyı anlatıyor. Oyunun bu en uzun öyküsünde Ezgi Çelik, her ne kadar başarılı bir oyunculuk sergilese de, diğer performansların daha yukarılardaki duygu eşiğini yakalayamadığından, anlatının takip edilirliği bir zaman sonra azalıyor. Beliz Güçbilmez, babası tarafından taciz edilmiş genç bir kızın, cinayet fikrine kapılışına ışık tutuyor. Nalan Kuruçim’in, oyun içindeki en yüksek duygu tonuna sahip oyunculuğu çarpıcı bir etki bırakıyor. Ece Temelkuran, Filistin’deki bir doktorun gözünden ironik bir savaş sonu panoraması çiziyor. Yaman Ceri tarafından adeta okuma tiyatrosu havasında anlatılan öykü, hikayeler arasındaki düşünsel bağın en zayıf olduğu öykü olarak beliriyor. Ümit Kıvanç ise bir kadının son kez yaktığı, tek nefeslik sigarasına izleyiciyi ortak ediyor. Son öyküde, Banu Fotocan’ın yaktığı sigarayla, son bir kez tüm öyküler, tek bir nefeste içe çekilip köhne duvarlara geri üfleniyor.

Claude Leon tarafından yapılan sahne tasarımında, sadece yedi ayrı insan bedeni, yere saçılmış kırmızı karanfiller ve işlevsel aksesuarlar var.

Temsil etme

Oyunda Günşiray’ın amacına uygun bir “temsil etme” durumu söz konusu. Söze yaslanan yapısıyla, tam olarak oyuncu bedenini anlatı aracına dönüştüren teatral bir gösterim olmasa da, geleneksel sahneleme düsturlarından uzak duran bir çalışma. Yedi ayrı oyun kişisi, kendi öykülerine hayat vermedikleri zaman dilimlerinde ortak bir “yok oluş”un takipçileri olarak sahnedeler. Her birinin soluğu, izleyicinin soluğuna karışıyor, yanı başınızda birisi haykırıyor, gözlerinizin içine bakarak ağlıyor. “Şimdi ve burada” olan, zihinlerde kayda geçerken, olmak isteyip de olamadığınız her şey için, yok yere bir acı çörekleniyor içinize.

Oyun 19, 26 ve 27 Kasım’da Sahne’de. 0505-778 52 36

Vehice Özge Zeren

Radikal