Ankara Festivali’nin Ardından

Mimesis – Söyleşi / 15. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivalinin ardından, Festival Yönetmeni Yener Aksu ile yaptığımız söyleşiyi yayınlıyoruz.

“Bu Festival Tiyatronun Bütün Renklerini Kucaklamaya Çalışıyor.”

Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali, Festival Yönetmeni olarak, 15. Festival’in ardından bu yılki festivale dair kısa değerlendirmenizi alabilir miyiz? Festivalin hedefleri neydi ve bunlara ulaşılabildi mi?

Uluslar arası Ankara Tiyatro Festivali’nin tanıtımına verdiğiniz önem açısından Mimesis’e TAKSAV-Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf ve Festival ekibi adına teşekkür ederim.

15.Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali, 26 Kasım – 06 Aralık 2010 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Sekizi yurt dışı olmak üzere toplam 58 tiyatro topluluğu, festivalde 83 etkinlikle yer aldı. Özel ve amatör tiyatrolar, belediye şehir tiyatroları, üniversite tiyatro toplulukları ve çocuk tiyatroları olmak üzere yurdun farklı bölgelerinden katılım sağlanarak tiyatroların bir arada harmanlandığı, buluştuğu bir şenlik havasına dönüştü festival. On gün boyunca yoğun bir programın gerçekleştirildiği festivale bine yakın sanatçı katıldı. Sanırım ülkemizin en büyük tiyatro festivali olma özelliği taşıyan Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali bu yıl 50.000’e yakın rekor bir izleyici sayısına ulaştı. Salonların yüzde yüz doluluğa ulaşmış olması hem festival hem de tiyatro sanatı adına sevindiriciydi. Sokak tiyatrolarının gösterileri bu yıl sayıca daha fazla oldu. Üç yıldır festival kapsamında sürdürdüğümüz “Sosyal Sorumluluk” projesi kapsamında salon oyunlarının yanı sıra okullarda 56 çocuk oyunu gösterimi gerçekleştirildi. “Sosyal sorumluluk” projesinin amacı hayatında hiç tiyatro izlememiş kişileri ücretsiz olarak tiyatroyla tanıştırmak. Beş yılda 10.000 kişiye ulaşma hedefiyle tasarladığımız proje üçüncü yılında hedefe ulaşmaya çok yaklaştı. Ortaya çıkan tablo; hedefe ulaştığı için sevindirici, tiyatro salonlarının en fazla olduğu başkentimizde hiç tiyatro izlememiş kişilerin oranının fazla olması ise, kültür sanat adına bir o kadar üzücü. Bu konunun hem festivalimiz hem de ülkemiz açısından düşündürücü olduğunu belirtmek istiyorum.

15 yıllık gelenekselleşmiş bir festival olarak Ankara Tiyatro Festivali, tarihsel açıdan nasıl bir yere oturuyor?

“Başka bir dünya” kurulabileceği inancını taşıyan bilim insanları, aydın, sanatçı, işçi, memur, işsiz, öğrenciler ve yaşamın her alanından katılan insanlar tarafından 1993 yılında kurulan TAKSAV; çağdaş yaşamın bir gereği olan sanatı kitlelere ulaştırmak, genç yetenekleri tiyatroya kazandırmak, toplumun estetik beğeni düzeyini sanat yoluyla yükseltmek, ulusal ve uluslararası özel ve amatör tiyatro topluluklarını destekleyerek etkinliklerini sürekli kılmak, uluslararası dayanışmaya ve barışa sanat yolu ile katkıda bulunmak amacıyla 1996 yılından bu yana Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali’ni düzenliyor.

Sanat; kültüre katkıda bulunan, bireyi ve toplumu çağdaş bir dünyaya yönlendiren önemli bir varoluştur. Yeni anlayışlar, çağdaş düşünceler, topluma en güçlü ve kalıcı biçimde sanat yolu ile ulaşmaktadır.

Uluslararası Ankara Tiyatro Festivalinin kendine özgü bir kimliği var. Ülkemizde düzenlenen festivallerle çok fazla bir benzerliği yok. Festivalimizin eleştirilecek yanları mutlaka olacaktır, ancak her yıl ellinin üzerinde tiyatronun katıldığı, yüze yakın etkinliğin yer aldığı bu festivalin ikinci bir örneği yok. Bu anlamda tiyatroyu ve tiyatro sanatını geniş halk kitlelerine ulaştırmayı, tiyatro sanatını yapan, düşünen tiyatrolarımız için de ürettiklerini geniş kitlelere sunma zemini hazırlıyor festivalimiz. Ayrıca, tiyatro örgütlülüklerinin sorunlarını tartışarak birlikte hareket etmeleri ve mesleki örgütlülüklerini oluşturmaları için festival programında olabildiğince geniş yer açıyor ve bu çabaları sonuna kadar destekliyoruz. On beş yıldır aralıksız olarak her yıl gerçekleştirilen festivalin yalnız Ankara için değil, ülkemizdeki tiyatro ortamı için de çok önemli bir kazanç olduğunu söyleyebiliriz. Festivalde 400’e yakın tiyatro, 700’ün üstünde oyun sergiledi. Onlarca söyleşi, panel ve atölye çalışması gerçekleştirildi. 400.000 civarında izleyiciye ulaşan festivale 80’in üzerinde yabancı tiyatro topluğu katıldı. Temennimiz hem Ankara Tiyatro Festivalinin devam etmesi,  hem de yurdumuzun başka bölgelerinde de benzer etkinliklerin yaratılması ve büyümesi.

Ulusal ve uluslararası pek çok topluluğu festivalinizde yıllardır konuk ediyor, oldukça yoğun bir program içinde pek çok grubu senelerdir ağırlıyorsunuz. Dolayısıyla da pekçok gözlem yapma imkanınız olmuştur. Türkiye’deki teatral ortama, festivalden beri baktığınızda, gördüğünüz tablo nasıl bir tablo?

Bilinen bir konuyu tekrar etmek istiyorum. Tiyatro, opera, bale kısacası sanat genelde elit bir kesimin uğraş alanı olarak bilinir, aristokrat bir sahne ve salon profili vardır. Bir yanıyla doğrudur bu yaklaşım. Yeni anlayışlar, çağdaş düşünceler topluma en güçlü ve kalıcı biçimde sanat yoluyla ulaşmaktadır. Şenlikler, festivaller yüzyıllardır toplumun çeşitli kesimlerini bir araya getiren yaşam, içtenlik ve dayanışma alanları olmuştur. Bu açıdan bakıldığında festivaller her bakımdan toplumun gençleşmesi, yeniden canlanması ve olağan yaşam içinde pek yaşamaya alışkın olmadığımız coşku ve dayanışma duygularını harekete geçirebilecek gücün kaynağı olmuştur. Her türden kültürel ve sanatsal etkinliğin birarada ve iç içe yaşandığı, herkesin kaygısızca katılıp izleyebildiği, hayatın kendisinin yaşandığı, yaratıcı üretici özelliklerin geliştirildiği festivaller gerek ulusal gerekse uluslararası toplumsal ilişkiler açısından büyük önem taşımaktadır. Toplumlarla sanat arasındaki bağın kopukluğu çağdaş bir dünyaya yönelik beklentileri boşa çıkarıcı gelişmelerin önünü kapamakta, yaratıcı, özgür düşüncenin gelişmesini engellemektedir. Bu amaçlarla yola çıkan festival tiyatronun her kesimini buluşturmakta, cesaretlendirmekte, teşvik etmekte ve kaynaştırmaya çalışmaktadır. Yeterli olmasa da son yıllarda başta Devlet Tiyatroları olmak üzere tiyatroyu Anadoluya götürmek için salonlar açılmakta, tiyatrolar kurulmakta, yerel yönetimlerin tiyatroyu desteklemeleri özendirilmeye çalışılmakta, amatör ve özel tiyatroların sorunları muhataplarıyla tartıştırılarak bu toplulukların desteklenmesine yardımcı olunmaya çalışılmaktadır. Festival olarak bu çabalara desteğimiz her zaman olacaktır. Temennimiz tüm Türkiye’deki, başta Devlet Tiyatrolarına ait olan tiyatro salonları olmak üzere, tüm salonların tüm özel ve amatör tiyatrolara açılmasıdır. Kendi programlarını aksatmadan boş olan günlerdeki salon kullanımının ücretsiz olarak izin vermeleri bile tiyatronun gelişimine önemli katkılar sağlayacaktır. Bütün sorunlara ve engellere karşın her yıl tiyatro adına iyi şeylerin yeşerdiğini görmekten yine de mutluyuz.

Ankara seyircisi festivali sahipleniyor mu? Nasıl bir seyirci profiliniz var?

Festivale katılan veya turne için Ankara’ya gelmiş tiyatrolar bilirler Ankara seyircini. Ülke geneline göre daha bir özeldir Ankara seyircisi. Festival izleyicisi ise daha da özeldir, Ankaralı izleyiciler festival ayı olan Kasım’ı bizimle beraber iple çekerler. Bu yıl 15. festivalde biletleri kırk gün önceden internette satışa sunduk, ilk gün bine yakın bilet satıldı. Ankaralılar festivali sahiplendi, amatör tiyatroların oyunları dahi dolu dolu geçiyor. Festival izleyicisi de festival gibi çok renkli, tiyatro eleştirmeni, klasik tiyatro izleyicisinin yanı sıra her yıl yeni yüzler katılıyor aramıza. Her yıl yeni yüzlerle hem sahnede hem de salonlarda hızla büyüyor festival.

Festival yapısal olarak nasıl örgütleniyor? Program nasıl oluşturuluyor?

Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali her yıl Kasım ayında düzenleniyor. Ocak ayından sonra bir sonraki festivale katılacak tiyatroların katılım başvurularını almaya başlıyoruz. Başvurular posta yoluyla olduğu gibi internet üzerinden de yapılabiliyor.Ayrıntılara www.taksav.org adresimizden ulaşılabilir.Festival başvuruları Eylül ayına kadar devam ediyor. Başvurular bittikten sonra Festival Komitesi ve Festival Danışma Kurumuz birlikte toplanarak başvuruları değerlendirir, oyun kayıtlarını inceler ve o yıl festivalde yer alacak tiyatrolar belirlenir. Yalnızca oyunların belirlenmesi yetmiyor, 10 günde yaklaşık 50 – 60 oyunun sergileneceği salonların da programlanması gerekiyor. Hangi oyun hangi salonda oynayabilir, istenen sahne, teknik altyapı uygunluğu vs…

Yalnızca oyun gösterimlerine mi yer veriyorsunuz, yoksa başka teatral paylaşımlara zemin oluşturmaya da çalışıyor musunuz?

Festivalde tiyatronun her yönünün sorgulanması, görülmesi, eleştirilmesi, iyi şeylerin desteklenmesi, yaşatılması için çalışılmaktadır. Atölye ve seminer konularının belirlenmesinde danışma kurulumuzun önerileri bizlere yol gösterici oluyor.

15 yıldır festivalde, 815 tiyatro oyunu sahne alırken, 40 atölye çalışması, 56 tiyatro konulu söyleşi, 32 panel ve 12 sinevizyon gösterimi yer aldı. Son yıllarda özellikle tiyatroların kendi aralarındaki organik ilişkilerin güçlenmesi, sorunlarının ortak platformlarda çözüm aranmasına yönelik “Tiyatroların Örgütlenmesi” panel-söyleşi konusuna festival programında özel yer vermeye çalıştık. Tiyatroların örgütlü birliğinin sağlanmasının tiyatro dünyasına getireceği yararın bilincini ortaklaştırmaya çalıştık, çalışıyoruz.

Son söz olarak;

TAKSAV olarak 15 yıldır düzenlediğimiz çok renkli, çok dilli, tiyatronun bütün renklerini kucaklamaya çalışan Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali ilk günkü çizgisini koruyarak bu günlere geldi. Prodüksiyon yapan özel tiyatrolarla, amatör tiyatroları, üniversite topluluklarını, çocuk tiyatrolarını aynı sahnede buluşturarak tiyatronun gelişimine katkı sunmaya çalıştık. Yeni ve özgün çalışmalara festivalde yer vererek yeni oyun yazarlarını, yönetmenleri cesaretlendirmek istedik.

Bu başarıyı bizlerle birlikte yaşayan başta Kültür ve Turizm Bakanlığı, Devlet Tiyatroları, Belediyeler, tiyatro toplulukları, irili ufaklı katkı veren herkese özellikle de salonlarımızı dolduran Ankaralı sanatseverlere teşekkür etmek istiyorum.

Aysel Yıldırım/MİMESİS