İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezi’nin Kapatılma Sürecine Dair

Emre Alican, Hüseyin Erdoğdu

1990’da kurulan İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezi (ÖKM), yirmi yılı aşan bir üretim süreci sonunda yeni bir döneme girdi. ÖKM’nin Haziran 2010’da kapatılması için düğmeye basıldı ve tüm çabalara rağmen ÖKM, okul yönetimi tarafından yeni bir fakülteye çevrildi. Aslında ÖKM’nin kapatılması yeni konuşulan bir şey değildi. Daha önce de çok defa bu yönde girişimler olmuş ama öğrencilerin direnç göstermesi ile geri adım atılmıştı.

ÖKM kurulduğundan bu yana bünyesinde 20’ye yakın kulüp, kültürel ve sanatsal faaliyetlerde bulunmuş, burası İstanbul Üniversitesi’nin sosyal-kültürel-politik dinamiği için çekim merkezi olmuştur. Bünyesinde yer alan edebiyat, dil, resim, fotoğrafçılık, sinema, tiyatro, halk oyunları, müzik kulübü gibi kulüpler sanatsal faaliyetlerini ÖKM açık olduğu sürece aktif olarak yürütmüştür. Bu sayede öğrenciler neredeyse her sene sanatsal birçok ürüne kesintisiz ve ücretsiz ulaşabilmiştir. Üyeler eğitim sezonunun açılışı ile başlattıkları çalışmalarını sezon boyunca sürdürmüş ve bu çabaların sonucu örgütledikleri çeşitli etkinlikleri (şenlik vb.) okul içinde öğrencilerle, okul çevresinde-dışında halkla paylaşmışlardır. Bu çalışmaları yürüten üyeler, mezun olduktan sonra da sanatla bağını koparmamış ve ÖKM’de edindikleri birikimleri yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde çeşitli kurum ve platformlarda zenginleştirerek sanata katkılarına devam etmiş, İ.Ü.’yü başarılı bir şekilde temsil etmişlerdir.

İ.Ü. öğrencileri gerek İ.Ü.’nün tarihsel kimliğinden, gerekse içinde bulunduğu (ÖKM’nin faaliyette olduğu) dönemin politik gelişmelerinden uzak kalmamıştır. Öğrenciler kendilerine yönelik baskılara ve güncel politik olaylara karşı tepki geliştirmiş, siyasal faaliyetlerini okulun diğer siyasi alanlarının dışında burada da örgütlemiş ve koordine etmiştir. Bu da hem okul içindeki hem de okul çevresindeki ırkçı-faşistler için bir bahane olmuş, ırkçı-faşist çevreler bu bahane ile kültür merkezinin üyelerine (fiziki şiddeti de eksik etmeyerek) sistemli olarak saldırmışlardır. Okul yönetimi de çıkan olayları gerekçe göstererek bazen haftalarca bazen aylarca ÖKM’yi kapalı tutup öğrencileri ÖKM’den uzaklaştırmıştır. Tamamen kapatmak için de tehditlerini eksik etmemiştir. Bazı kulüplerin (özellikle son senelerde), kültür merkezinin kültürel-sanatsal faaliyetlerin zemini olduğunu unutup sadece siyasi üs olarak kullanmaları da buna hizmet etmiştir. Yukarıda da söylediğimiz gibi okul yönetiminin bu devamlı kapatma tehditlerine öğrenciler direnç göstermiş ve her seferinde yönetim geri adım atmak zorunda kalmıştır. Ta ki en son kapatmaya kadar.

Son süreci özetlersek:

Her seneki kapatılma söylentileri yaza doğru sıklık kazanmış, bu sefer işin ciddi olduğu tarafımızdan (İÜEAT) anlaşılmıştı. Yaz dönemine gelindiğinde okul çevresinden edindiğimiz bilgiler ÖKM’nin bu sefer kesin olarak kapanacağı yönündeydi. Hatta yönetim ÖKM bünyesindeki çoğu kulüple bir toplantı yaparak olacakları duyurmuştu. Aslında ÖKM kulüplerinin kendi içindeki sıkıntıları da yok değildi. Yeri değil ama bu konuda bir parentez açmak şart. Belki öğrencilerin sanat yapma, ilgileri yönünde yeni şeyler üretme ve eğlenme gibi en doğal hakları olan zeminlerin, sırf para kazanmak adına çeşitli çevrelere tasfiye edilmesine karşı neler yapılır, nasıl beraber hareket edilir gibi önerilerle yeni bir yazı yazılabilir.

Daha önce çok defa olduğu şekilde, ÖKM içinde bazı kulüplerin topluluğumuza (kısaca tüm üyelerini ifade eden İÜEAT) karşı antidemokratik ve dışlayıcı tavrı yine kendini göstermiş, bizi toplantıya çağırmadıkları gibi toplantı sonunda da tarafımıza herhangi bir bilgilendirme yapılmamıştır. Ki bu ilişkisizlik ve iletişimsizlik daha sonra da devam etmiş ve bu tavır kültür merkezini bu sefer kesin tasfiye etmek için harekete geçen okul yönetimine karşı oluşturabilecek örgütlenmenin önünü kapatmasa bile asıl etkisinin çok altına düşürmüştür.

Daha sonra kurulan ÖKM komisyonu mevzuyu kamuoyuna taşımak için bildiriler hazırlarken yönetim yazılan dilekçelere cevap vermemiş, nabız yoklamak için ortaya söylentiler atmıştır. Stratejisini bu sefer kesin sonuç almaya yönelik kuran yönetim (tasfiyenin yaz döneminde yapılması tesadüf değildir) ÖKM kulüplerinin de dağınıklığını net olarak gördükten sonra yeni döneme dair duyurusunu yapmıştı. ÖKM artık yeni kurulacak fakültenin (Uzaktan ve Açıköğretim Fakültesi) mekanı olacaktır. Dekanı bile atanmıştır…

Komisyon üyelerinin 23 Temmuz’da eylem planı için ÖKM’de yapacağı toplantıya yönetim polis çağırarak cevap vermiş, basının haberdar olup olay yerine gelmesi ile polisler geri çekilmiştir. Yapılan toplantıda acil bir imza sitesi açılması ve okul yönetimi ile görüşülme kararı alınmıştır. Bu dönemde İ.Ü. öğrencileri dışında Boğaziçi Üniversitesi kulüplerinden Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları (BÜO), Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü (BÜFK), Tiyatro Boğaziçi (TB) ve İTÜ çevresinde tiyatro faaliyeti yürüten Taşkışla Sahnesi komisyonda bizleri yalnız bırakmamış ve bize aktif olarak destek vermişlerdir.

29 Temmuz’da yönetimle yapılan toplantıda devam eden kapatılma mevzusuna yönelik net bilgi talep edilmiştir. Toplantıdan üç gün sonra (2 Ağustos) İ.Ü. resmi sitesinden gerçekleri yansıtmayan ve öğrencilerin tepkisini çeken bir açıklama yapılmıştır. Bundan sonra ÖKM komisyonu daha önce karar verdiği imza sitesini aktive etmiş, 16 Ağustos’da basın açıklamalı eylem kararı almış ve rektörlükle yeni bir görüşme talep etmiştir. Görüşmede kendilerine net bilgi verilmesi yönünde ısrar etmeyi ve en az on kulüp odası talep etmeyi düşünen öğrencilere yönetim ÖKM’deki kulüp odalarının boşaltılması ve kulüplerin tamamen yeniden düzenlenmesini içeren yeni bir yönergeyi antidemokratik şekilde hazırlayıp yayınlayarak cevap vermiştir.

7 Eylül’e gelindiğinde imza kampanyasında 1600 gibi bir sayıya ulaşılırken ÖKM yönetimi neredeyse tüm odaları boşaltmış durumdaydı. 20 Eylül’de ise Rektör okul açılış konuşmasında ÖKM’nin yeni misyonunu açıklıyordu. Aynı dönemlerde komisyonca alınan kararla kültür merkezinin kapatılmasını konu alan bir tiyatro oyunu düşünülüyor ancak ilerleyen dönemlerde yeni yönergeye uygun kulüp kurma çalışmalarının yıpratıcı etkisi kendisini gösteriyor ve oyun oynanamıyordu. ÖKM kulüplerinin kendi içindeki ideolojik sürtüşmelerinin de etkisiyle yönetim bürokrasisinin yeni kulüp kurma yönündeki yıpratıcı işlemleri çok etkin olmasa da var olan komisyonu işlevsiz hale getirmiştir. Bu dönemden sonra yeni bir eylem için verilen 15 Aralık tarihinde de (Drama ve Sinema kulübünden başka) kimsenin ortalıkta olmayışı komisyonun tamamen dağıldığını göstermiştir. Önümüzde yeni bir süreç vardır artık…

Sürecin başından beri yukarıda isimlerini yazdığımız topluluklar dışında bizi yalnız bırakmayan sanat dostu, demokrat kişi ve kuruluşlara, basın-yayına teşekkürlerimizi bir borç biliriz. Bundan sonra da bütün insanlığın özlemi olan daha eşit daha özgür bir hayatın yaratımı için alternatif sanat üretimine yönelik çalışmalarımıza ve çabalarımıza destek vereceklerine kuşkumuz yoktur.

Yorum


işlemi tamamlayınız: