Aziz Nesin’in Güleç Yüzlü Ve Hüzünlü Öyküleri: ‘Nereye Gidiyoruz?’

Üstün Akmen

Ülkemizin parmakla gösterilecek, parmakla sayılacak, kendisine uzanacak herhangi bir parmak “behemehal” ve ivedilikle kırılacak, ülkesine karşı sorumluluk duygusuyla sarmalanmış Usta Tiyatrocu Genco Erkal ve Dostlar Tiyatrosu, 2011-2012 sezonuna ölümünün 15. yılında Aziz Nesin’e saygı duruşuyla girdi. Genco Erkal’ın, Aziz Nesin’in öykü, şiir, oyun, masal, taşlama, köşe yazılarından cımbızladıkları sahneye uyarlandı, Genco Erkal yönetti, sahne tasarımını yaptı ve oynuyor.

Oyun, bugünlerde sürekli olarak birbirimize sorduğumuz: “Ne olacak bu memleketin hali”nin, “Nereye gidiyoruz”un yanıtlarını arıyor, ararken bir yandan insanın içini acıtıyor, acıtırken güldürüyor, çimdikliyor, “o” insanları harekete geçirebilmek amacıyla neredeyse kaba etlerine beton çivisi sokuyor. Ülkesinin her derdini kendi derdi bilen, tüm yaşamı boyunca düşünceleri uğruna yılmadan uğraş veren bir aydın üzerine ışıklar yağası Aziz Nesin (1915-1995). Genco Erkal, Aziz Nesin’in koluna giriyor onun gözünden ülkesinin fotoğrafını çekiyor. Dünya görüşü, güldürü yaratmadaki o mükemmel üstü ustalık, ülkemiz yönetimine ve insanlarına incelikli eleştirel yaklaşım “Nereye Gidiyoruz”un konusunu oluşturuyor.

Genco Erkal, 1973’ün yaz aylarından birinde çekinerek de olsa Aziz Nesin’i telefonla arıyor. “Aziz Ağabey,” diyor, “Sizin öykülerinizden bir oyun yapmak istiyorum. Adı ‘Azizname’ olacak, köşe yazılarınızdan ‘Merhaba’yla başlayacak ‘Selam’la bitecek.” Genco Erkal bütün bunları söylerken çekiniyor, çünkü daha önce bu tür önerilerle gidenlerin “akıbetini” biliyor. Aziz Nesin’in her gideni: “Ben oyun yazarıyım, öykülerimden oyun yapılacaksa kendim yaparım,” diyerek geri çevirdiğini oradan buradan sezinliyor. Hayret! Aziz Nesin öneriyi olumlu karşılıyor, hatta “‘Merhaba’ ile ‘Selam’ı ben de düşünmüştüm,” diyor.

O tarihte dört yıllık geçmişi olan Dostlar Tiyatrosu, meddah-ortaoyunu-kabare özelliklerini taşıyan bu müzikli “taşlama”yı, Genco Erkal’ın sahne düzeni, Arif Erkin’in müziği, Mehmet Akan’ın koreografisi, Arto Berberyan’ın dekoru, Altan Erbulak’ın karikatürleri ve Cevza Şipal, Genco Erkal, Cihat Tamer, Macit Koper, Mehmet Akan’lı oyunculuklarıyla 1973-1974 sezonunda sahneledi. Gülmecenin büyük ustası Aziz Nesin’in, “fıkra” ve “öykü” türlerinde ürettiklerinde yer alan toplumcu duyarlık, bu kere bir sahne olayı haline geldi.

“Azizname”, Genco Erkal’ın usta ellerinde 1994-1995 sezonunda bu kere “Birtakım Azizlikler”e dönüştü (Mitos-Boyut Tiyatro Yayınları / 2007). Erkal, Aziz Nesin’in öykülerinin, şiirlerinin, oyunlarının, masallarının, taşlamalarının ve köşe yazılarının kimilerini yeniden sahneye uyarladı, yönetti, sahne tasarımını yaptı ve oynadı. Oyunun Karagöz betimlemeleri Cengiz Özek, ışık tasarımı Hakan Özipek ve müzikleri gene Arif Erkin imzalarını taşıyordu. Oyun, Aziz Nesin’in dünyaya bakışını ve güldürü yaratmadaki ustalığını seyircisine pek güzel yansıttı, bu arada insanımıza yepyeni eleştirel bir bakış açısı getirdi. Demokrasi sınavında sınıfta kalmış; insan hakları, düşünce özgürlüğü gibi konuları daima boşlamış; korkak, pısırık toplumumuzun kendi halindeki insanları kendi hallerini sanki bir ayna karşısındaymışçasına izledi, her tabloda kendi haline güldü. Aziz Nesin’in güldürüsü, Genco Erkal’ın yorumuyla yargılayan, coşturan, sonunda da hüzünlendiren bir tiyatro eseri olmuştu.

Kuruluşundan (1969) bu yana, bir kuşağı yaşlandıran, yaşlanan o kuşağın evlatlarını orta yaş çizgisine getiren, orta yaş kuşağının dün bebe olan çocuklarına başarının temelinin toplumun özgürlüğü ve esenliği adına verilen inançlı savaşım olduğunu öğretmeyi sürdüren Dostlar Tiyatrosunun Genco Erkal’ı, Aziz Nesin’in dünyasını, yani içinde yaşadığımız dünyayı, insanlarımızı, yani bizi/bizleri bir kez daha sahnede resmetmiş. Sözde liberal ekonomik yapıdaki siyaset cambazları, darbeci generaller, din bezirganları… Ah ne yazık, ne yazık ki bizlere, onlar gene varlar. Aramızdalar… Yani sadece sahnedeki rollerde kalmıyorlar.

Neyse! Genco Erkal, Aziz Nesin’in öykü, şiir, oyun, masal, taşlama, köşe yazılarından derlediği ve bütüne eriştirdiği eserini gene maharetle sahnelemiş. Rejisinde müthiş bir tempo elde etmiş. Özel ile genelin uyuşmazlığından, paradokstan komik olanı çıkarmış. Aziz Nesin’in gerçekle, mantıkla bağdaşmaz izlenimi veren; tuhaf, garip, çarpıcı, abartmalı ve şaşırtıcı durumlardan yarattığı alışılagelmedik gülünçlüklere sahne tozu serpmiş. Kimi tablolara güncel, siyasal ve toplumsal iletiler de şırınga etmiş.

Genco Erkal, canlandırma ve benzetme öğelerinden yararlanarak öyküleri anlatıyor. Anlattığı öykünün konusuyla ilişkili olarak çeşitli etnik gruplardan kişilerin, değişik yaştaki ve tipteki insanların, hayvanların, makinelerin ve doğa olaylarının taklidini de yapıyor. Elinde bir değnek yok, omzundaki kaşkolü de kullanmıyor, ama sahnede çağdaş bir Meddah oluyor, Aziz Nesin’in, genç kuşaklara da kestirme yoldan tanıtılmasına Nesin’in yıllar önce kaleme aldığı metinlerin güncelliğine tanık olmalarına, yazarın gözlem ve değerlendirme başarısıyla tanışmalarına aracılık ediyor.

“Nereye Gidiyoruz?”, içinde yaşadığımız toplumun çelişkilerini ve çıkmazlarını “aha” diye insanın gözüne sokan bir uyarlama. Sorunlara tuttuğu ışık oyun sonunda düşünme yetisini henüz yitirmemiş seyirciyi düşünmeye sevk ederek amacına ulaşıyor.

Özlem Kaya’nın kostümlerinde öyle “aman aman”lık bir şey yok, ama düşünsel işlev görür nitelikte. Genco Erkal’ın Ece Göktay’a danıştığı dans düzenindeki adımlamalar iyi. Hakan Özipek’in ışık tasarımında kullandığı projektörler doğru ayarlanmış. Doğru ayarladığı için, en küçük detay ve oyuncunun yüzü seyirciye son derece net ulaşıyor. On parmağında on marifet Arif Keskin’in müzikleri pek güzel. Haluk Yüce’nin Karagöz tasvirlerine diyecek yok.

Genco Erkal’ı sorarsanız…

Ne diyeyim bilmem ki!

O oyunculuğunda ortalamalar-klişeler dizgesini çoktan silip atmış bir usta. Anlattıklarını bu kere de kişisel olanla yoğuruyor, süzgeçten geçiriyor, biçimlendiriyor, biricikleştiriyor. Belli anlatım sınırlarından zerre kadar taşmıyor. Merkezde duruyor, oyunculuk sanatının bilinçle, cesaretle üzerine üzerine gidiyor.

Genco Erkal’ın bedeninin sahne üzerindeki yaşamı, oyuncunun yerine getirdiği hareketlerin ya da hareket parçalarının bütünden ayrılması ve belirgin kılınmasından oluşan bir eleme sürecinin sonucu olarak bu kez de büyülüyor.

Genco Erkal gene yüceliyor.


“GÖZLEMEVİ”NİN GÖZLEME NOKTASI İBRAHİM TATLISES…

Seçim yasaları nedeniyle görevini Osman Güneş’e devreden Eski İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ı, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’yu, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’ı, Emniyet örgütümüz mensuplarının tamamını can-ı yürekten, kutluyorum.

Türkücü İbrahim Tatlıses’e yapılan saldırının faillerini, vallahi yirmi dört saat geçmeden enselediler.

Birbirleri ile omuz omuza çalışan otuzar kişilik otuzdan fazla ekip failleri belirledi, belirlenen failler serinkanlılıkla “Delilleri tamamlamak” uğruna bekletildi, yüz on kişinin ifadeleri dinlendi, üçüncü günün sabahı olaya karışan kim varsa tek bir operasyonla emniyete getirildi.

Şimdi böylesine başarılı bir teşkilatın (örneğin) Hrant Dink suikastını arapsaçına çevirmesini gel de anla!

“Gel de anla” sözüm, elbette ki anlayanlara.

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: