İsrail’de Yaşamın Sınırlarında Dönerken

Janice Ross, Kudüs

Mimesis Çeviri – İsrail’de, her taraftan bölünmüş bir ulus, çağdaş dans gibi hiç beklenmeyen bir alanda, muhafazakarlar ve laikler arasında hassas bir barış anlaşması yapılıyor. Şehrin öncü alternatif sanat çevrelerindeki gibi bir çeşitliliğe sahip olan forumlarda, Batı Şeria’daki muhafazakar bir kadın koleji, İsrailli bir TV dizisi, dini okulda okuyan erkekler ve genç muhafazakar Musevi kadınlar boşluklar arasında köprü olmak için hareket ediyorlar.

The New York Times, 14 Ocak 2011, Çeviri: Ömer Ongun

Tel Avivli koreograf Ronen Izhaki’nin yönetiminde çalışan beş Ortodoks erkekten oluşan grubun, Ka’et’in bu mücadelenin sembolü olduğu söylenebilir. Bir arada, küçük ama duygusal olarak oldukça zengin bir iş ortaya çıkarıyorlar. Günlük ibadet hareketlerindeki jestleri nazikçe değiştirip ilahiler eşliğinde ve sinagog kıyafetleri içinde postmodern bir dansa dönüştürüyorlar. Bu, hem Ohda Naharin’in tartışma yaratan koreografilerinin patlayıcı yapısını hem de onun sosyal karşıtlığını yani muhafazakar Musevilerin derin bir ibadet anında transa benzer salıntılarını yansıtan bilgi ve sezgi dolu bir hareket biçimi. “Biz sahneyi vücutlarımız ve hayatlarımız arasında yeni bir tartışma yaratmak için kullanıyoruz” diyor grubun en genç üyesi olan 25 yaşındaki Amitai Stern.

Ka’et’in (sözcük İbranice’de “vakitli” anlamına geliyor) erkekleri profesyonel dansçılar değiller. 20’lerinde ve 30’larındaki bu adamların bazılarının aileleri var; ve hepsi gündüzleri bir işte çalışıyor; biri din okulunda haham, başka biri ultra-Ortodox evlerde firarilerle çalışıyor. Ancak Kudüs’ün önemli alternatif alanlarından biri olan Lab’da premierlerini yaparken ve daha sonra biletleri tükenen başka konserlerde  sahneye çıkarken, artık icra deneyimlerindeki eksikliğin pek bir anlamı kalmıyor. Hareket, kostüm ve ses skorlarının Musevi dini pratiklerinden beslendiği, şaşılacak derecede yoğun bir dans sergiliyorlar: Highway No.1 [Otoyol No.91].

İçine dinsel Kabala parçalarının yerleştirildiği Emmanuel Witzthum’un tekno müzikleriyle başlayan dans, ibadeti sadece kendisi için bir araç olarak değil bir obje olarak da sunuyor. Eski püskü pantolon ve gömlekler giyen çıplak ayaklı adamlar avuçları karşıya dönük ve gözleri geriye düşmüş vaziyette, dudaklarını sessizce hareket ettirerek salınıyorlardı. Aniden biri hareketlerini hızlandırdı. Gittikçe büyüyen bir heyecanla, bir uyurgezerin bir kabustan uyanması gibi, etrafını çevreleyen diğer dansçıların üzerine tırmanmaya çalıştı. Grup refleksif bir şekilde cevap verdi, çırpınan kollarını iki yanına indirip kendi ibadetlerinin sabit ritmini bozmadan onu sakin ibadet duruşuna geri döndürdüler.

Bay Izhaki’nin dans okulundan olan ve performansı izleyen din adamlarından bazıları bu pasajı izlerken kahkahalarını zor tuttu; Yuval Azulay, “Bu kesinlikle bende de ibadet ederken ortaya çıkıp beni dürten yanlış düşünceleri hatırlatıyor. Sen onu kafandan atıp ibadete devam etmeye çalışırsın ama o geri gelip durur.”

Otoyol No.1 adını İsrail’de muhafazakarlığın ve laikliğin sembolü olan Kudüs ve Tel Aviv’i birbirine bağlayan yoldan alır. “Eğer Kudüs’te muhafazakar insanlarla çalışıyorsanız, sağcısınızdır.” diyor 38 yaşındaki Bay İzhaki. “Ancak Tel Aviv’de yaşayan bir dansçıysanız, solcu ve vejeteryansınızdır. Ama ben bunların hiçbirini pek kaale almadım.”

Bay İzhaki’nin yaptığı ise bu kategorileri bozmaktı.  İzhaki, İsrail’in Akka şehrindeki bir din okulunun müdürü tarafından 2000 yılında yürütülen bir deneysel bir projenin bir parçası olarak, oradaki din adamlarıyla çalışmaya başladı. Bu projedeki temel düşünce dansın, öğrencilerin ruhsal çalışmalarındaki dini niteliği artırabileceğiydi. Bu ilk girişim sadece bir kaç ay sürdü, ancak Bay İzhaki, “Bambaşka bir hareket dili keşfettim” diyor.

Eski bir din öğrencisi olan Eyal Ogen 2007’de, İzhaki’den eski bir öğrenci grubuna dans öğretmesini teklif edene dek projeden pek de bir şey çıkmamıştı. Bay İzhaki bu fikri beğendi ve bu gelişme küçük bir okulun başlanmasına ön ayak oldu. İlk zamanlar eğittiği dansçılar İzhaki’ye sürekli ne zaman sahneye çıkacaklarını sordular ancak İzhaki onlara beklemelerini söyledi ve sergileme yapmak yerine derslerde ve atölyelerde onların hareket biçimlerinden yararlanarak özgün bir hareket dağarcığı oluşturmaya devam etti. Onlar ise kendilerini, provalarda kendi dini hayatlarını inceleyen ve buldukları hareketleri sergileyen etnograflar olarak görmeye başladılar.

Bu çalışma etrafta duyuldukça, profesyonel İsrailli dansçılar da Ka’et ile çalışmak istediler. Ancak hepsinin erkek olması şarttı, çünkü Ortodoks erkeklerin kadınları dans ederken hatta dansı gösterirken bile görmeleri yasaktı. Benzer şekilde, Batı Şeria’da muhafazakar bir kadın grubu olan Noga da sadece kadınlara açık gösteriler yapıyordu. 2009 yılında başlayan bu topluluk, dini temalara dayanan çağdaş işlere odaklanıyordu, ancak Ka’et’e kıyasla hem daha gelenekseldiler hem de etkileri çok daha sınırlıydı.

Erkeklerin, muhafazakar ve laik İsrailli’leri bir dans performansını izlemek üzere aynı salona toplayabilmesi oldukça sıra dışı bir durum. Bir tur rehberi ve Ka’et üyesi olan Ben-Yaacov -Ortodoks Musevilerin payo adını verdiği uzun ve kıvrımlı favorileriyle- ailesinin dansa olan isteğini anlamasının üç yılı sürdüğünü ancak şu anda onu desteklediklerini söylüyor.

Bu muhafazakar-laik dans akımına İsrail medyası da katılıyor. İşin içinde olan herkesin bir tesadüf olduğunu söylediği, bu sonbahar ilk defa seyirci karşısına çıkan İsrail televizyonu dizisi Another Life’ta [Başka Bir Hayat], ünlü İsrailli oyuncu Oz Zehabi’nin canlandırdığı çelişkiler içindeki bir din öğrencisinin Tel Aviv’deki bir dans stüdyosunda gizlice dans dersi almak için Talmud’u[i] nasıl bıraktığı konu alınıyor. Bu dizi için çalışan araştırmacı Yochai Hadad, Ka’et hakkında bir belgesel çekti ve bu belgesel bir sonraki aydan itibaren İsrail televizyonlarında gösterilecek.

Topluluğa yönelik farklı tepkiler oluştu. Biletlerin tamamını tüketen izleyiciler performansları mutlulukla izlerken bazı dans yazarları ve blogçular ise “teknik nerede” diye soruyorlardı. Ka’et’in genç hahamlarından Hananya Schwartz, hahamı dansını izleyeceği için endişeliydi. Ancak endişesi bir anda kaybolmuştu; gösteri sonrası haham yanına gelip Talmud’dan alıntıladığı, özetle şu anlama gelecek bir şeyler söylemişti: “Enteresan ama zamanını harcıyorsun.”

Ancak ne o ne de Ka’et’in diğer üyeleri vazgeçmediler. Bay İzhaki yapımcılarla bir dahaki yaz için İsviçre’de gerçekleştirmek istedikleri turne hakkındaki görüşmelerine devam ediyor ve dansçılar, hareketleri din okullarında ve dini merkezlerde öğretmenin yollarını aradıklarını söylüyorlar.

Birçok dansçı, performans esnasında kendilerini gerçekten ibadet ederken bulduklarını belirtiyorlar -bu his o kadar yoğundu ki Bay İzhaki onları bir şey düzeltmek için durduğunda bu müdahaleden rahatsız oluyorlardı. Bay İzhaki burada bir bağ görüyor ve büyük bir hayranlıkla “Bir Talmud sayfası çalışırken gösterdikleri dikkati kendi bedenlerine taşıdılar.” diyor.


[i] Yahudi medeni kanunu, tören kuralları ve efsanelerini kapsayan dini metinler (ç.n.).