Aziz Nesin’in Gözünden: Nereye Gidiyoruz?

Aziz Nesin’in ölümünün 15. yılı nedeniyle, usta oyuncu Genco Erkal, büyük yazarın öykü, şiir, masal ve taşlamalarından uyarlayarak sahneye koyduğu tek kişilik yeni oyunu “Nereye Gidiyoruz”u Muammer Karaca Tiyatrosu’nda sahnelemeye devam ediyor. Sahnede devleşen Genco Erkal, 1,5 saat aralıksız harika bir performans sergiliyor. Seyircilerin zaman zaman gözyaşlarını sildiğini görüyorsunuz ama salonda kahkaha sesi de hiç eksik olmuyor. Kalaslardan oluşan dekorun üzerinde rahatça yürürken, oturup kalkarken, adeta bir pantomim sergileyerek, bedenine ne kadar hakim olduğunu, beden dilini ne kadar ustalıkla kullandığını gösteriyor usta oyuncu. Büyük beğeni toplayan oyunun yönetmenliğini ve sahne tasarımını da Genco Erkal üstlenmiş; müzikleri Türkiye’nin ilk özgün film müziği sanatçılarından, mimar, müzisyen, tiyatro-sinema oyuncusu Arif Erkin tarafından hazırlanmış. Özlem Kaya’nın giysi tasarımını, Hakan Özipek’in ışık tasarımını üstlendiği oyunda Karagöz tasvirleri Haluk Yüce tarafından yapılıyor. Dostlar Tiyatrosu tarafından sahneye konulan oyun Nisan ayı boyuca da devam edecek.

ÜLKENİN NEREYE GİDECEĞİNE YANIT ARIYORUZ

“Aziz Nesin’in gözünden ülkenin toplu bir fotoğrafını çekmek istiyoruz, küçük küçük taşlardan oluşan, mozaik gibi taşlar bir araya gelince memleketin resmi ortaya çıkıyor” diyen Genco Erkal; “Oyunda biraz kabaremsi, biraz ortaoyunu Karagöz, Meddah ve masallar var, padişahlardan söz ediyoruz, günümüzün padişahlarından da.. Birazcık da suskun, susturulmak istenen bir toplumdan söz ediyoruz. İnsan hakları, demokrasi gibi kavramların ülkemizdeki durumu nedir üzerine çeşitlemelerle cıvıl cıvıl bir oyun. Güleriz ağlanacak halimize derler ya, o tür bir şey” diyor.

“Aziz Nesin büyük bir dil ustası; tekerlemeler, soyuta varan kelime oyunları, masal tiplemelerini, Karagöz’ün ortaoyunu tiplemelerini günümüze uyarlamış. Sahne üstünde, hem perdede Karagöz var, hem de ben hem Karagöz, hem Hacivat olarak oynayabiliyorum. Bütün bunlarla güncel bir taşlama boyutu içinde ülkemizi anlatıyoruz, nereye gideceğimize yanıt arıyoruz” diye anlatıyor “Nereye Gidiyoruz?”u.

MENDERES DÖNEMİ GİBİ

Genco Erkal Usta, Aziz Nesin’in yazdığı yazıların büyük bir çoğunluğu Menderes döneminde yazdığını hatırlatarak o dönemle bugünkü arasındaki benzerliklere dikkat çekiyor. “Menderes dönemindeki, gölgesinden korkan insanların yaşadığı korku toplumu bugünden çok farklı değil, yine korku imparatorluğundan söz ediliyor. Birazcık sesini yükselten bütün muhalifler şöyle ya da böyle ortadan yok ediliyor. İşte bütün bu olaylara, Aziz Nesin’in zekası, o derin mizahçı görüşüyle bakarak; hem güldüren, hem acıtan bir oyun hazırladık. Acıtıyor çünkü baya ciddi eleştirileri var.”

SAĞLIĞINDA İSTEĞİMİ DİLE GETİREMEDİM

“1973 yılından beri onun oyunlarından bölümleri, öykülerini, şiirlerini, makalelerini, köşe yazılarını, romanlarından bölümleri uyarladım, sahne üzerinde canlandırdım. Kendisi de sağlığında gelip izlerdi, dostlarını getirip izletirdi. Yaş günü toplantılarına ‘Genco da gelsin’, derdi. Onun da en büyük isteği tek kişilik bir oyun yapmamdı. Bana örnek verirdi, ‘Sovyetlerde ünlü bir Rus oyuncu var, komedyen, o tek başına çıkıyor, benim bütün eserlerimden meddah gibi oynuyor, sen öyle bir şey yapsana’ derdi. Ben sonunda bunu yapmaya karar verdim. Foça’da bir araya geliyorduk, bir festival nedeniyle orada bu kararımı kendisine açıklayacaktım, ‘kendimi iyi hissetmiyorum, İstanbul’a dönüşte konuşalım’ dedi ve vefat etti.” diyen Erkal; “Ben sağlığında bu isteğimi ona iletemedim, yeniden gündeme gelmesinin ilk nedeni ölümünün 15.yılı olması. En son ‘Azizname’, ‘Bir Takım Azizlikler’ isimli oyununu öldüğü yıl yapmıştım. Onu değişik bir biçimde uyarlayarak günümüzde yapmanın doğru olduğunu düşündüm.”

Son yıllarda “Sivas93”, “Marx” “Kerem gibi” gibi hep ciddi oyunlar oynadıklarını söyleyen Genco Erkal, “insanlar bunaldılar, çok sıkıntılar içinde yaşıyorlar, onları birazcık güldürerek, eğlendirerek anlatmak istediklerimizi anlatalım diye düşündük ve ilk başvurduğumuz büyük yazar  Aziz Nesin idi. Metin üzerinde 2 ay çalıştım, 2 ayda sahne provası ile geçti 4 ayda bitti” diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)

MUAMMER KARACA’NIN KORUNMASI GEREKİR

Büyükşehir Belediyesi’nin Muammer Karaca ile ilgili kötü emelleri olduğunu söyleyen Erkal, “Muammer Karaca, Beyoğlu’nun ikinci eski tiyatrosu, birincisi Ferhan Şensoy’un tiyatrosudur. Burası bir kültür mirasıdır, başka bir ülkede olsa baş tacı edilecek, her tarafından özenle korunacak bir bina olması gerekirken, Beyoğlu Belediyesi burayı çok hoyratça kullanıyor, en ufak bir masrafta bile bulunmuyor. Pislik ve bakımsızlık içinde amatör tiyatrolara açmış burayı, zaman zaman da siyasi yakınlıkları olan insanlarla toplantı ve anma gecelerinin yapıldığı bir yer” sözleriyle yılların tiyatrosunun nasıl kullanıldığını anlatıyor.  Muammer Karaca’nın koruma altına alınması gerektiğini aktaran usta tiyatrocu, “böyle bir deprem tehlikesi varsa, aynen muhafaza edilip, tadilat yapılıp, yeniden topluma kazandırılması lazım. Ama duyduğumuza göre amaç başka, amaç burayı turizme açmak, Beş yıldızlı otel yapmak, bu olmaz işte, hiçbir uygar ülkede böyle bir şey düşünülemez, burası Muammer Karaca’nın alnının teriyle yaptırdığı bir tiyatrodur ve bu isimle en iyi biçimde korunması gerekir.” diye konuştu.

DEVAMLI iNŞAAT HALiNDEKi ÜLKENiN DEKORU

“Nereye gidiyoruz?”un dekoru çok enteresan. Seyircinin yüreğini ağzına geliyor. Usta oyuncu, ileri yaşına rağmen risk almaktan çekinmiyor, kalasların üzerinde bir oraya bir buraya zıplıyor. Seyirci bir an bile oyundan kopamıyor. “Ben oyunlarımda risk almayı seviyorum, cambazlık, tehlikeli işler yapmaktan hoşlanıyorum” diyor. “Bir buçuk saat tek başınıza seyircinin ilgisini ayakta tutmak zorundasınız, o yüzden bu tehlikeli durumlar. Bazen rolümü unutmuş gibi yapıyorum, seyirci şaşırıyor, “eyvah ne yapacak şimdi!” diye düşünüyor, o aslında oyunun bir parçası. Dekor da öyle, düştü düşecek hissi uyandırmak amaç. Bitmemiş bir inşaat gibi düşünüyorum, inşaat kalasları var, sırat köprüsü gibi yerlerden geçiyorum. Biraz gecekondumsu, devamlı inşaat halinde tam olarak çağdaşlaşamamış bir ülke, öyle bir hava yaratıyoruz.”

Evrensel