Pina Bausch’un Dehasına Üç Boyut Yakışır

Alman yönetmen Wim Wenders, memleketlisi büyük koreograf Pina Bausch’u üç boyutlu formatta yad ediyor. ‘Pina’, koreografın hayranları için de onu tanımayanlar için de başlı başına özel bir deneyim.

1998 yılında bir temsile gittim ve hayatım değişti. Ya da en azından dans tiyatrosuna olan bakışım. Pina Bausch’un ‘Fensterputzer’ini, 2000’de Masurca Fogo’sunu veya 2003’te İstanbul için özel hazırladığı ‘Nefes’i AKM’de seyretmiş olanlar, zaten Wim Wenders’in bu ikonik koreograf üzerine yaptığı filmi heyecanla bekliyor. Öncelikle Pina hayranlarına belirtmek lazım ki, film sahne performansının yerini tutamasa da, hayal kırıklığına uğratmıyor. Bunda 3D kullanımının da bir rolü var; zira Wenders de zaten ancak üç boyut teknolojisini kullanabileceğini fark ettikten sonra Pina’ya hakkını verebileceğini düşünmüş ve yıllardır aklında olan bu projeyi 2008’de, Bausch ölmeden bir sene önce pratiğe geçirme çabalarına girmiş.

Bu sayede biz de, dört oyundan bölümler, arşiv görüntüleri, dansçılarla sohbetler ve Bausch’un tiyatrosunu kurduğu Wuppertal şehrini mekân edinen dans sekanslarından oluşan bu filmle, dans tiyatrosunun en önemli ismini tekrar anma ve izleme fırsatını buluyoruz. 

Hikaye dansa emanet
Pina Bausch’u tanımayanlar ise belki daha bile şanslı, daha önce bilmedikleri bir dünyaya, Wenders’in rehberliğinde adım atıyorlar. Yönetmen, Bausch’a dair biyografik detaylarla seyirciyi yormuyor, hikayeyi dansın anlatmasına izin veriyor.

Böylelikle Pina’nın öyküsü, koreografilerinde olduğu gibi, hayatın, ilişkilerin, duyguların içten ve zarif bir ifadesine dönüşüyor. Almodovar’ın ‘Konuş Onunla’ filminde erkek karakterlerin seyrederken ağladıkları oyun neydi merak edenler de, Pina’da bu sorularının cevabını alabilirler.

Kentler üzerine koreografiler kuran Bausch, 2003’te İstanbul’u da bu kentler arasına katmış, ‘Nefes’ adındaki proje İstanbul’daki temsilinin ardından dünyayı da dolaşmıştı. Bausch’a en iyi gösterilerinden birini hazırlatan İstanbul izlenimleri şöyleydi:

”İstanbul’da o kadar çok şeyden etkilendim ki, şu anda İstanbul’u size anlatabilmek için şair olmam gerekiyor. Kelimeleri seçemiyorum. Bazı zamanlar çok yüksek enerji, bazen mutluluk, bazen de hüzün hissettim burada.”

“Eğer bir mekâna âşık olduysanız daha fazla seçeneğiniz olamaz. Bana göre İstanbul zor bir ‘vaka’. Çünkü herkes benim neler yapacağımı gereğinden fazla merak ediyor. Bu nedenle sanırım, şimdilerde küçük bir fare olmak ve bir delikte, tüm sorulardan, insanların merakından saklanmak istiyorum! Eminim, bu şehrin taşıdığı binlerce zenginliğin çok az bir parçasını yansıtabileceğim.”

Radikal