‘Sallanan Bir Şey Görsünler İstemedim’: Nasıl Çıplak Dans Edilir?

Judith Mackrell

Mimesis Çeviri – Sahnede çıplak dans etmek nasıl bir duygu? Peki ya seyirciler çıkıp giderse ne hissedersiniz? Deneyimli çıplak dansçılar Judith Mackrell’le konuştu.

Guardian, 30 Mayıs 2011, Çeviri: Burak Akyunak


Korkular ve fanteziler… Un Peu de Tendresse Bordel de Merde! (Fotoğraf: Dave St-Pierre)

Sally Marie, kendisine çağdaş dans için soyunması gerektiği söylendiğinde teorik olarak seve seve yapabileceğini düşünmüş. İngiliz dansçı, 2009 yılında, Luca Silvestrini’nin vücut güzelliği takıntısına sahip kişilerin sıkı diyetlerini, jimnastik salonu çılgınlığını hicveden Dear Body [Sevgili Beden] adlı çalışması için çağırılmış. Marie bu çalışmanın politik tavrını, kendi mesleğine de uygun olduğunu düşündüğü için onaylamış. “Uzun zamandır dans alanında çok daha çeşitli yaş aralığına ve bedenlere sahip insanlara ihtiyacımız olduğunu savunuyordum” diyor, diğer dansçılardan daha ağır ve on yıl daha yaşlı olmayı rahatlıkla kabul eden Marie. “Sahnede memelerimi göstermek bana çok önemli bir ifade gibi gelmişti.”

Ama iş sahnede gerçekten soyunmaya geldiğinde Marie donup kalmış. “Sauna’dayken tamamen doğal geliyor. Ama sahnedeyken gerçek anlamıyla apaçık teşhir ediliyorsunuz.” İronik bir şekilde, Dear Body’yi icra etmeye geldiğinde çok daha zayıfmış: “Yemek yemekten çok korkuyordum.”

Venezüella doğumlu koreograf Javier de Frutos onun bu korkusunu anlıyor. 1990’larda rol aldığı solo gösteri Gypsy and the trio Grass [Çingene ve Grass üçlüsü] gibi gösteriler sayesinde, onun sıkı kalçaları ve sallanan penisi seyirciler için tanıdık bir görüntü haline gelmişti. Ne var ki ilk başta De Frutos’un da çıplaklığa geçişi travmatik olmuş: “Gençken, jimnastik salonuna gittiğimde kıyafetlerimi çıkarmadan önce herkesin soyunma odasından çıkmasını bekleyen bir adamdım.” Akıl hocası, Amerikalı dansçı ve koreograf Sara Rudnor onu değişmeye ikna etmiş. “Sara bana sahnede olabildiğince çok duyguyu keşfetmem gerektiğini söyledi. En çok korktuğum şeyi yapmam gerektiğini söyledi. Benim için bu, çıplak olmaktı.”

De Frutos ve Marie, bu hafta İngiltere’ye gelen Un Peu Tendresse Bordel de Merde! [Bağırmak için biraz şefkat!] gösterisinin kadrosuna biraz sempati duyabilirler. Kanadalı koreograf Dave St-Pierre tarafından sahnelenen bu gösteri, acımasız bir dünyada aşkı arayan 22 karakterin korkuları ve fantezileriyle ilgili. Ama aynı zamanda dansçıların genelde çıplak dans etmek zorunda oldukları bir çalışma; hatta çıplaklıklarını koridorlarda boğuşarak, koltukların üzerinden atlayarak, göğüsleri, cinsel organları ve kalçaları seyircilerin fazlasıyla yakınından geçecek şekilde salona taşımaları gerekiyor.

Peki, bu kadar saldırgan bir çıplaklık nasıl haklılaştırılıyor? Tabulara ve onları yıkmaya dair yoğun bir ilgisi olan St-Pierre, dansçı ve seyirci arasında katıksız bir fiziksel yakınlık yaratmaya çalışıyor ve aynı zamanda bizi güldürmek istiyor. Dansçılarından biri olan Michael Watts birçok kişinin çıplak sahneleri komik bulduğunu söylüyor ama ekliyor: “Çocuk gibi oluyoruz; altı yaşında oğlanlar gibi davranıyoruz ve yaşlı kadınlardan popolarımıza bolca şaplak yiyoruz”. Öte yandan, zaman zaman öfkeli tepkilerle karşılaştıkları da oluyor. “Bir kadın yüzünü tamamen kapatmıştı” diye anlatıyor Watts: “Ceketiyle yüzünü kapattı. Başka bir adam kalkıp kaçmaya çalıştı ve birkaç dansçıya çarptı ve itti.”

Koreografların çıplaklık için birçok önemli motivasyonu olabiliyor; politik, estetik veya psikolojik. Ne var ki bazı insanların güzel ve etkileyici bulduğu bir şeyi diğerleri iç gıdıklayıcı veya heyecanlandırıcı, başkaları ise utandırıcı veya tiksindirici bulabiliyor. Kesin olan şey ise bir dansçının ne kadar et gösterdiğinin her zaman tartışmalı olduğu. 1725’te balerin Marie Camargo daha fazla hareket özgürlüğü edinmek için eteklerini ayak bileğine kadar kısalttığında Paris Operası’na onun ustalığını alkışlamak için değil de bir parça baldır veya kalça görmek umuduyla gidenlerin sayısı hiç de az değildi. Camargo, dans ederken biraz iffetli olmak için paçalı kadın külotunun ilk modellerinden birini icat etmesiyle hatırlanır.

Göz alıcı ve radikal dans resitallerine 1900’lerde başlayan Amerikalı Isadora Duncan’a göre beden kutsaldı. Korseleri bırakıp çıplak ayakla dans ederek ve dökümlü ve bol tuniğinden bir göğsünün fırlamasına zaman zaman izin vererek Duncan sadece dansa hizmet etmiyor, aynı zamanda insan ruhunu da kutluyordu. Ve edindiği şöhret ve verdiği ilham birçok dansçının yüksek sanat adına soyunmasını sağladı. Kanadalı Maud Allan nerdeyse çıplak olduğu Salomé rutiniyle Edward dönemi İngiltere’sinde bir yıldız oldu ve Josephine Baker Paris’te üzerinde sadece pembe tüylerden oluşan bir kemer veya yapay muzlardan oluşan kısacık bir etekle dans ettiğinde siyahî Venüs olarak anılmaya başlandı.

1960’larda sahne sansürü yasaları gevşetilmişti ve cilveli bir peçe dahi vazgeçilen bir şeydi. Oh! Calcutta! [Oh! Kalküta!] gibi müzikallerin kadrosundaki dansçılar bedenlerini zevkle sergiliyorlardı, öte yandan avangart koreograflar çıplaklığın neyi simgelediğini araştırmaya başlamıştı. 1970’lerin New York’unda Yvonne Rainer, Vietnam savaşını protesto etmek için bir ABD bayrağı önünde çıplak dans etmişti. Ve Lloyd Newson gibi koreograflar çok daha yaşlı ve çıplak dansçıları sahneye koyma potansiyelini keşfetmeye başladıklarında, emektar İngiliz dansçı Diana Payne-Myers adeta ikinci bir kariyer yapmaya başlamıştı.

1990’ların sonlarından itibaren Payne-Myers’in minyon, kırışık ve esnek beden formatı, hayatta kalma, savunmasızlık ve hatta yaşlı insanların kendilerine biçilen kalıpların dışındaki davranışlardan aldıkları zevki anımsatan imgeler sundu.

De Frutos’a göre, çıplak dans etmenin verdiği kırılganlık duygusunu keşfettiğinde, başka meseleler gün yüzüne çıkmış. Seyircilerinin doğal röntgenciliği ve kendisinin bunu yansıtma yolları onu büyülemiş. “Dikkatlerini cinsel bölgemden alıp bedenimdeki tüm küçük kaslara çekmek ve onların da ne kadar dokunaklı olduğunu göstermek istedim. Tenin duyusal gerçekliğiyle ve tene düşen ışıkla ilgili yeri doldurulamaz bir şeyler var. Sürekli olarak bunun en iyi şekilde nasıl arşivlenebileceğini düşünüyordum.”

De Frutos görsel olarak ressam Caravaggio ve ressam ve heykeltıraş El Greco’dan başka kimseden ilham almamış. Ama gerçek hayatta insan bedeni azılı bir canavar olabiliyor: kızarıyor ve morarıyor, kilo alıyor, kıllanıyor, adet görüyor. De Frutos diğer çıplak dansçılarla dans ederken ereksiyon olmaktan asla korkmadığına dair yeminler ediyor: “Çıplak dans etmek yaptığım en az seksi olan şey” diyor. Sally Marie de Dear Body’deki tüm erkeklerin “çok endişeli” olduğuna ikna olmuş: “Temas anında herkes belleri arasında bir boşluk bırakmaya çalışıyordu. Çok komikti.”

Pastoral bir komedi olan Camp’in [Kamp] Londra çıkışlı koreografı Arthur Pita’ya göre mesele sadece kendi kibriyle alakalı. Camp’te dans etmeyi planlamamış ama dansçılardan birisi sakatlandığında ve onun yerini alması gerektiğinde çıplak sahnesine hazırlanmak için doğruca sıkı bir “mekik ve şınav” rejimine girişmiş. “Seyircinin sallanan bir şey görmesini gerçekten istemiyordum” diyor.

Pita, birlikte çalıştığı Payne-Meyers’in kendinin farkında olmayışlığına çok imrendiğini söylüyor. “83 yaşında bir kadın olduğunu gayet iyi biliyor ama kendisini tamamen sanatına adamış ve hiçbir şekilde utanmıyor. Onun vücuduna bakmak çok heyecan verici. Sadece deri, kemik ve kastan ibaret ama çok yaşlı bir deri, kemik ve kas. Bu sağlıklı ve dürüst yaklaşıma hayranım; her dansçının ilham alması gereken bir şey.”

Tendresse gösterisi için 18 yaş sınırı uyarısı veriliyor ve yayınları üstünde “yetişkinlere özel materyal” ibaresi yer alıyor. Öte yandan, Michael Watts dansçıların sahnede yaptıkları şeyden açıkça nefret eden bir seyircinin üzerine gitmediklerini ısrarla belirtiyor. “Genellikle insanların ne hissettiğini sezebiliyoruz” diyor ve ekliyor: “Üzerlerine tırmanan peruklu ve kıllı bir adama maruz kalmayacaklar.”

Çıplak dansçılar için önemli ipuçları:

Sally Marie

Fotoğraf çekiminde çıplak olmaktan kaçının. Aksi halde tüm ulusal basında ve internette resimlerinizi bulabilirsiniz. Ve bu resimler asla yok olmazlar. Provalarda tişörtünüzü üzerinizden çıkarmayın. Sahnede birkaç meme görebileceğini umut eden kaç tane “teknisyenin” gelebileceğini görmek sizi şaşkına çevirebilir.

Javier de Frutos

Neden çıplak dans ettiğinizi bilmek zorundasınız. Ve bu sebebi bulduğunuzda, çıplak dans ettiğinizi unutmalısınız.

Arthur Pita

Ne yapmanız gerekiyorsa onu yapın, egzersiz yapın falan; böylece deneyimden gerçekten zevk alabilirsiniz. Ve iyi bir ışık tasarımcınız olduğundan emin olun. Tüm farkı o yaratabilir.

Yorum


işlemi tamamlayınız: