Tiyatrodaki “Tragedya” Sokaktaki Kadar Gerçek Değil…

Mimesis-Söyleşi (Amed / Diyarbakır’dan Abdullah Arı’nın Diyarbakır Büyükşehir Belediye Şehir Tiyatrosu (DBBŞT) Genel Sanat Yönetmeni Rüknettin Gün ile yaptığı söyleşiyi yayınlıyoruz.)

Sizi tanıyabilir miyiz?

Rüknettin Gün, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Sanat Yönetmeniyim. 2007 yılında Dramaturg olarak Şehir Tiyatrosu’nda çalışmaya başladım. 2009 yılından beri sanat yönetmeni olarak çalışmaktayım.

Diyarbakır Şehir Tiyatrosu’na gelmeden önce tiyatro alanında neler yaptınız?

2001 yılında Dicle Üniversitesi’nde öğrenciyken, şehir tiyatrosunun düzenlediği tiyatro atölyesine katıldım. İki yıl kadar süren tiyatro eğitiminden sonra da 2003 yılında Ankara Üniversitesi Dil- Tarih-Cofrafya Fakültesi, Tiyatro Bölümü, Tiyatro Tarihi ve Teorisi Ana Bilim Dalına yerleştim. Mezun olduktan sonra da şehir tiyatrosunda Dramaturg olarak çalışmaya başladım.

Büyükşehir Belediyesi Tiyatro’sunun geçmişini kısaca anlatır mısınız? Hangi süreçlerden bugüne geldi?

1990 yılında Ziya Demirel’in genel sanat yönetmenliğinde kurulan Diyarbakır Belediyesi Orhan Asena Şehir Tiyatrosu, aynı sezonda Orhan Asena’nın “Atçalı Kel Mehmet”  adlı oyunu ile perdelerini açıyor. 1993’te Kültür Bakanlığı’ndan Şehir Tiyatrosu statüsü alan tiyatromuzun 1995 yılında yerel seçimleri kazanan Refah Partili belediye başkanı Ahmet Bilgin tarafından Şehir Tiyatrosu statüsü feshediliyor.

Kültür Bakanlığının onayladığı tiyatroyu belediye nasıl tasfiye edebiliyor?

Yönetmelikle ilgili bir durum olsa gerek. Belediye meclisi isterse sanatçı kadrolarını fesh edebiliyor. Büyükşehir Belediye Başkanı ve meclisi isterse sanatçı kadrolarını fesh edebiliyor. 1995 yılında Refah Partili belediye başkanı Ahmet Bilgin ve belediye meclisinin yaptığı da buydu. Sanatçı statülerini feshettiler ve Diyarbakır Şehir Tiyatrosu’nu tamamen kapattılar.

Şehir Tiyatrosu tamamen tasfiye ediliyor.

Evet, sanatçı kadroları kaldırılıyor. Sanatçılar belediyenin çöp toplama birimi veya başka birimlerine dağıtılıyor ve şehir tiyatrosu kapatılıyor. 1999 yılında HADEP (Halkın Demokrasi Partisi) yerel yönetimde iktidara gelinceye kadar şehir tiyatrosu kapalı kalıyor. 1999 yılında belediyenin yeni yönetimi, Mete Ayhan’ın Genel Sanat Yönetmenliğinde Şehir Tiyatrosu’nu yeniden açıyor. Daha önce sanatçı kadroları feshedilen ve dağıtılan tiyatro sanatçıları biraraya getiriliyor ve oyunlar çalışılıyor. Şehir tiyatrosu 1995 yılında feshedilen resmi statüsünü edinmek için yeniden Kültür Bakanlığı’na başvuruyor. Bu başvurular 2009 yılında yerel yönetimler yasasında yapılan değişikliklere dek sürüyor. Bu süre zarfında (1999-2009) sanatçılar hizmet alımlarıyla çalışmalarını sürdürüyorlar. Yeni yerel yönetimler yasasına göre bir belediye başkanı ve belediye meclisi isterse oyuncuları sanatçı statüsünde istihdam edilebiliyor. Böylece tiyatrocular tekrardan sanatçı statüsünde çalışmaya başlıyorlar.

Geçmişte Kültür Bakanlığı’na bağlı tiyatrolar yerel yönetimlere mi devrediliyordu?

Evet, bu değişiklik üzerine bizler de gerekli yönetmeliği hazırlayıp belediye meclisine sunduk. Şu an Şehir Tiyatrosu’nda bulunan arkadaşlarımız sanatçı statüsünde çalışıyor. Yani Diyarbakır Şehir Tiyatrosu’nun statüsü ile diğer şehir tiyatrolarının statüsü aynı.

Bugün Şehir Tiyatrosu’nda çalışmalarınızı kaç kişi ile sürdürüyorsunuz?

Toplam 18 sanatçı ve 8 teknik alanlarda görevli arkadaşımız bulunmakta.

Şehir Tiyatrosu’ndaki Kürtçe oyun çalışmalarınız ne zaman ve nasıl başladı?

2004 yılına kadar da şehir tiyatrosunda oynanan Türkçe oyunlar için dahi Emniyet Müdürlüğü’nden izin alınmaktaydı, ya oyun tekstleri emniyetçe inceleniyordu ya da prömiyer akşamları oyunlar emniyet kamerasına alınıyordu. Emniyetin sıkı sansüründen dolayı Kürtçe oyun oynamak mümkün olmuyordu. Yanılmıyorsam 2000 yılında olacak, Metin Boran’ın yönettiği Murathan Mungan’ın “Mahmut ile Yezida” adlı Türkçe oyunda Kürtçe bir ağıt kullanıldığı için dava açılmıştı. 2004 yılından sonra da oynanan ilk Kürtçe oyunlarımızın Türkçe çevirileri inceleniyordu. Bu sıkı denetim mekanizması giderek çözülmeye başlandı ve Şehir Tiyatrosu repertuarına Kürtçe oyunlar almaya başladı.

Peki, geçen sezonu değerlendirirseniz, sizin açınızdan nasıl geçti?

Geçen sezon sahnelediğimiz 4 Kürtçe ve 1 Türkçe oyunun yanısıra ilk kez düzenlemiş olduğumuz Kürtçe Oyun Yazma Yarışması’na baktığımızda iyi geçtiğini en azından dolu geçtiğini söyleyebilirim. Şehir Tiyatrosu 2004 yılından beri her yıl bir Kürtçe oyun sahnelerken bu sayı 2008 yılından sonra – bir kısmı çeviri olmakla birlikte – iki veya üçe çıktı. Şehir Tiyatrosu repartuarı için yılda iki üç Kürtçe oyun bulmak kolay olmuyor. Çünkü Kürtçe yazılan özgün ve güncel metinler bulmak kolay değil. Bu sadece Şehir Tiyatrosu için değil, Kürtçe tiyatro yapan tüm grupların yaşadığı bir sorun. Bu nedenle Kürtçe oyun yazma yarışması düzenledik ve iyi sonuçlar aldık.

Kürtçeye çevrilen metinler hangi dilde yazılmış metinlerdi?

Genellikle Türkçe metinlerden çeviriler yapıldı. Tabii Şehir Tiyatrosu’ndaki sanatçı arkadaşlarımızın yazdığı “Mala Dînan” (Deliler Evi), “Mala Extiyaran” (İhtiyarlar Evi) ve “Tu Kî Ye” (Sen Kimsin?) gibi özgün metinler de sahnelendi.

Geçen yıl hangi oyunları sahneye koydunuz?

Geçen yılki repertuar oyunlarımızdan biri, Şehir Tiyatrosu’nda ilk kez denediğimiz Kürtçenin Zazakî/Dimilkî lehçesiyle sahnelediğimiz Aziz Nesin’in “Sen Gara Değilsin” (Ti Gara Nîyi) adlı oyunuydu. Bununla birlikte, Özer Tunca’nın “Otobüs Durağında Üç Bencil” adlı çocuk oyunu Kurmancî adıyla “Li Rawestgehê Sê Ezezok” sahnelendi. Ömer Polat’ın “Aladağlı Mıho” adlı oyunu M.Emin Yalçınkaya’nın “Mihoyê Girêsor” adlı Kurmancî çevirisi ve rejisiyle sahnelendi. Bu oyunların yanında “Kürtçe Oyun Yazma Yarışması”nın ödül gecesi için hazırladığımız “Memê Alan” oyunuydu.

Çeviriyi Şehir Tiyatrosu’ndan birileri mi yapıyor? Yoksa dışarıdan başka insanlar mı yapıyor?

Şehir Tiyatrosu kadrosunda bulunan arkadaşlarımız da, Kürtçe edebiyat yapanlar da bizim için çeviriler yapıyor.

“Sen Gara Değilsin” oyununun çevirisini de sizin arkadaşlar mı yaptı yoksa dışarıdan birileri mi?

Sebahattin Gültekin adında Kurdi-Der de Zazakî/Dimilkî dil dersleri veren bir hocamız yaptı. Oyunun yönetmenliğini de ana dili Zazakî olan Ankara Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nden mezun olan Çoşkun Doğan yaptı.

İlk defa Zazaca tiyatroyu siz mi oynadınız?

Daha önce İstanbulda’ki Seyri Mesel tiyatro topluluğunun oyunlarında Zazakî bölümlere yer verildiğini biliyoruz. Sanırım bir bütün olarak Zazakî oynanan oyun “Ti Gara Nîyî” olacak. Bu oyunumuzun Diyarbakır’daki prömiyer ve temsillerinden sonra Dersîm ve Bingöl’e turneler yapıldı. Bu Zazakî oyun deneyimimizden sonra Kürtçe’nin lehçelerine dönük çalışmalara devam edeceğimize karar verdik. Tabi böyle bir seyirci talebinin de oluştuğunu görmekteyiz.

Bu tür talepler size nasıl geliyor?

Daha çok Şehir Tiyatrosu’nun çalışmalarını takip eden seyircilerden geliyor.

Türkçe oyunlar da oynandı mı?

2004 yılına kadar bir bütün olarak Türkçe oyunlar oynandı. 2004 yılından bugüne değin her yıl en az bir Türkçe oyun oynandı. Son üç sezonda da ağırlıklı olarak Kürtçe çalışıldı.

Peki, tiyatro oyun yazarlığı yarışmasını düzenleme ihtiyacı nasıl oluştu nasıl karar verdiniz?

Kürtçe tiyatro yapan toplulukların özgün güncel metinlere ihtiyaç duyduğunu biliyoruz. Şehir Tiyatrosu da her yıl 2 veya 3 Kürtçe oyun sahnelemektedir. Dolayısıyla şehir tiyatrosunun repertuarı için böyle bir yarışmadan yararlanabileceğimizi düşündük. Geçen yılki yarışmanın birincilik ödülünü alan “Qeyd” (Kayıt) adlı oyun bu yıl şehir tiyatrosunda sahneleyeceğiz.

Kürtçe oyun yazma yarışması nasıl yürütüldü?

Bir seçici kurul oluşturuldu. Bu seçici kurulda Kawa Nemir, Lal Laleş, Pervin Okur, Mem Mîrxan ve ben yer alıyorduk. Oyun yazma yarışması şartnamesi oluşturuldu. Yarışmanın duyuru ve reklamları yapıldı. Toplam 22 oyun metni geldi ve bu oyunlar seçici kurul tarafından belirlenen bazı kriterlere göre okundu ve derecelendirme yapıldı. Dereceye giren ilk beş oyuna ödülleri verildi. Yarışmanın ödül töreninde de bildiğimiz ilk Kürtçe oyun olan Rehmî Hekarî’nin yazdığı “Memê Alan” adlı oyununu sergiledik.

Rehmî Hekarî’yi de andığınız bir gece gibi oldu aynı zamanda.

Evet, en azından törene katılanlar Hekarî’nin “Memê Alan” eserini sahnede görmüş oldu. Bundan sonrada bu yarışmayı Evdirehim Rehmi Hekkarî adına gelenekselleştirmeyi amaçlıyoruz.

“Memê Alan” ilk Kürtçe tiyatro metni mi?

Yani bilinen ilk metin oluyor, 1918’de İstanbul’da yayınlanan Kovara Jîn (Jîn Dergisi) için kaleme alınmış. Bu yüzden de düzenlediğimiz “Kürtçe Oyun Yazma Yarışması”nı Rehmî Hekarî’ye adadık.

Oyunlar nerelerden geldi?

Türkiye’nin farklı illerinden ve ağırlıklı olarak bölge illerinden geldi. Ayrıca cezaevlerinden gelen metinler oldu. Yarışmaya gönderilen metinlerden sadece şehir tiyatrosu değil, diğer tiyatro toplulukları da yararlanmaktadır. Metinleri diğer topluluklarla da paylaştık. Bu yıl derecelendirmeye giren metinlerden birini de Dicle Fırat Kültür Sanat Merkezi Tiyatro Topluluğu çalışmaktadır.

Yarışmaya gelen tiyatro oyunlarından siz ve diğer gruplarca değerlendirilecek oyunlar çıktı.

Evet, Kürtçe tiyatro yapan topluluklar için bir kaynak oluşturabilir.

Gelen oyunlar kitaplaşacak mı?

Dereceye giren oyunlar Ekim veya Kasım ayında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Yayınları arasından çıkacak.

Kitaplar ayrı ayrı mı çıkacak?

Ben ayrı ayrı olduğunu biliyorum. Ama tek bir cilt olarak da çıkarılabilir.

Büyükşehir belediyesi ilk defa mı yayıncılık yapıyor? Siz biraz önce kendi çevirdiğiniz oyunlar da var dediniz, bu oyunlar da basıldı mı?

Çeviri metinler değil bizim arkadaşlarımızın yazdığı özgün metinler kitaplaştırıldı. Oyun yazma yarışması gelenekselleştiğinde yayınların da düzenli olarak yapılacağını tahmin ediyorum.

Peki, başka dillerde oyunların düzenli olarak çeviri yapılması için bir çalışmanız olacak mı?

Bu konuda bir çalışmamız var. Dünya tiyatro edebiyatının klasik metinlerini Kürtçe çeviri edebiyatına kazandırmak ve tiyatro topluluklarının repertuarına alınmasına olanak sağlamanın önemli olduğunu düşünüyorum.

Bu konuda somut bir çalışmanız var mı?

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin geçen yıl açmış olduğu, Aram Tîgran Kent Konservartuarı’nın Tiyatro Bölümü’nün ders müfredatı için, yaklaşık 25 klasik tiyatro metninin çevirisi yapılacak. Bu metinler Sofokles’ten günümüze farklı yazarların metinlerinden oluşmaktadır.

Sadece tiyatro oyunlarının mı çevirisi yapılıyor?

Bu oyunlar Kent Konservartuarı Tiyatro Bölümü’nün eğitim materyeli olarak çeviriliyor. Konservatuarın eğitim dili Kürtçe olduğu için öğrencilerin okumalarının da Kürtçe olmasına dönük bir çalışma. Tabi bu çeviri çalışmasından tiyatro toplulukları da yararlanacaktır.

Peki günümüz tiyatro ve seyirci ilişkisi konusunda ne düşünüyorsunuz?  Ya da seyirci potansiyeliniz nasıl? Bu konuda bir sıkıntı var mı?

Yaşamın tonunun değiştiği durumlarda seyirci-tiyatro ilişkisinin de doğal olarak değiştiğini görüyoruz. İçinde bulunduğumuz yüzyılda dünyadaki trajik deneyimlerin giderek arttığını görüyoruz. Ortadoğuda daha yıkıcı deneyimler var. Türkiye’deki çatışma iklimi giderek sertleşiyor. Bu yaşananların seyirci dolayımıyla tiyatro üzerinde etkili olduğunu, diğer bir ifadeyle seyirci tiyatro ilişkisi bağlamında belirleyici olduğunu düşünüyorum. Geçen sezon bölgemizde yaşanan yoğun şiddetin seyircinin ilgisini ve sayısını doğal olarak etkilediğini gördük.  Belki de şöyle düşünülebilir, tiyatroda izleyeceğimiz “tragedya” sokaktaki kadar gerçek değil. Bununla birlikte, seyircimizin “komedi”ye eğilimi de gözden kaçmıyor. Belki de bir an için yanılsama aracılığıyla rahatlıyoruz.

Tabi bölgede şiddetin sürekliliği olan bir hali var. Bu etkili ama bunun dışında seyircilerin komedi oyunlarını daha çok tercih etmesinde Kürt Tiyatrosu’nun daha çok komedi ağırlıklı oyunlar çıkarmasının etkisi olabilir mi?

Evet, bunun da etkili olduğunu düşünebiliriz. Köy seyirlik oyunlarındaki komedi geleneğini düşünecek olursak zaten böyle bir eğilim olduğunu söyleyebiliriz. Ama tragedya deneyimini dışlayan bir tiyatroyu da düşünmek imkansız gibi geliyor.

Diyarbakır Şehir Tiyatrosu olarak Devlet Tiyatrolarıyla ya da diğer Şehir Tiyatrolarıyla iletişiminiz nasıl?

Devlet tiyatrolarıyla herhangi bir diyaloğumuz ya da ortak bir çalışmamız olmadı. Şehir tiyatrolarıylada şimdiye kadar ortak bir çalışma yürütmedik ama diyaloglarımız var. Eskişehir Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Mete Ayhan 1999-2000 yıllarında Diyarbakır Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeniydi. Yoğun olarak Kürtçe tiyatro yapan gruplarla ilişkilerimiz var.

Bu gruplarla sürekli olan bir ilişki ağı var mı? Yoksa dönemsel olarak mı bir ilişki var?

İlişkilerimiz var, ve dönem dönem sahne tahsisleri veya prodüksiyon konusunda katkılarımız oluyor.

Şehir tiyatrosu son yıllarda farklı yönetmenlerle farklı tarzlarda oyunlar sahneliyor. Bu deneyimleri bize kısaca anlatabilir misiniz?

Şehir Tiyatrosu daha önce de farklı yönetmenlerle çalıştı, örneğin Almanya’da bulunan Theater a.d. Ruhr’da oyuncu/rejisör olarak çalışan Ferhat Keskin’le Aziz Nesin’in “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz” adlı oyunu iki dilde (Kürtçe-Türkçe) çalıştı. Bunun yanısıra Hollanda’da bulunan Rast Theater’in rejisörlerinden Celil Toksöz’ün sahnelediği “Dilek” adlı Türkü Operası’nda da Şehir Tiyatrosu’nun oyuncuları yer aldı. Şehir Tiyatrosu farklı teatral deneyimler edinmeyi ve seyircisiyle paylaşmayı önemsiyor. Bu nedenle farklı rejisörlerle çalışmakta. Haldun Dormen’le Kürtçe müzikal deneyimimiz ya da Luciano Iogna ile Kürtçe forum tiyatrosu deneyimimiz Kürt Tiyatrosu’nun farklı teatral üslupları  deneyimlemesi açısından önemli çalışmalar oldu. Aynı biçimde seyircilerimizin de önemsediğini ve ilgi duyduğunu gördük.

Yeni sezon ile ilgili hazırlıklarınız neler?

Şu an provaları yapılmakta olan ve 30 Eylül’de prömiyeri planlanan “Qeyd” (Kayıt) adlı oyun yazma yarışmasında birincilik ödülü alan oyunumuz var. Bu sezon için belirlediğimiz bir diğer oyunumuz da Sofokles’in “Antigone” adlı tragedyası olacak. Bu oyunumuzda Kurmancî olacak ve yönetmenliğini Seyyar Sahne tiyatro topluluğundan Celal Mordeniz yapacak. Bu iki oyun dışında bu yılki repertuarımız için yeni bir Zazakî oyun, iki de çocuk oyunu planlamaktayız.

Bize zaman ayırdığnız için teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim.

Abdullah Arı

 

Amed/Diyarbakır