7 Evre Bir Ömür… 7 Şekspir Müzikali

İhsan Ata

Shakespeare, erkek egemen bir toplumda bir erkeğin 7 evresini anlatan şu satırlarda bir ömrü şöyle özetliyor.

“Doğduğumuz anda

şarlatanlarla dolu bu koca dünyaya geldik diye

basarız çığlığı,

ve kundakta başlayan yolculuk mezarda son bulur.

Yaşamın sonu yaşamdan daha çok önemsenir,

güneşin batışı, müziğin bitişi gibi

en son söylenen en çok hatırda kalır.”

Oyun Atölyesi’nin sahneye koyduğu “7 Şekspir Müzikali”, Shakespeare’in oyunlarından ve sonelerinden alınan bölümlerden oluşuyor. Kemal Aydoğan’ın yönetmen koltuğuna oturup aynı zamanda kolajlarını yaptığı bölümlerin çevirileri, İrfan Şahinbaş, Selahattin Eyüboğlu, Talat Sait Hamlan, Can Yücel, Bülent Bozkurt, Sevgi Şanlı ve Zeynep Avcı’dan yola çıkarak müzikal için Haluk Bilginer uyarlamış. Sahne tasarımı Bengi Günay’a, ışık tasarımı İrfan Vanlı’ya, müzikler ise Tolga Çebi’ye ait.

“Bütün dünya bir sahnedir ve kadın erkek herkes birer oyuncudur” diye başlayan o meşhur tiradın zemin alındığı, insan yaşamının yedi perdesini yedi ayrı sahneyle derleyerek benzer konulu tirat ve sonelerle kolaj haline getirilip özgün müziklerle desteklenen 7 Şekspir Müzikali, izleyiciye geniş bir yelpaze sunuyor. Bu anlamda izleyenlerden; müzik sevene müziğin, komedi sevene komedinin, dram sevene dramın, dans sevene dansın, tiyatro sevene tiyatronun bulup iliklerine kadar hissedeceği muhteşem bir müzikal çıkmış ortaya.

Uzun bir araştırma sürecine ihtiyaç duyan bu tür oyunların ciddi bir birikime de ihtiyaç duyduğu su götürmez bir gerçektir. Teatral bir sunumla beraber metni oluşturan tiratlar yeni bir oyun gibi özgün bir sahnelemeye neden olmuş. Tiratlar oyunu değil sanki oyun tiratları oluşturmuş. Yeni bir oyun yazılmış da oradaki uzun konuşmalar bu tiratları niteliyor gibi.

Diğer yandan tiratlar “Şekspiryan” bir havada değil de, doğumla ölüm arasındaki o doğal yaşamın doğallığına dönüşmüş adeta. Öncelikle Shakespeare’i bu kadar içselleştirmiş bir yönetmen, Shakespeare aşığı Kemal Aydoğan’ı, kolajlarıyla oluşturduğu rejisinden dolayı kutlamak gerek. Yaşamın tüm evreleri, yalın ve gerçekçiliği kadar müzik ve danslarıyla da bir o kadar abartılı sahneye yansıyor. Zaman zaman oyunun temposunun düşmesini tıpkı hayatımızdaki dengeler gibi normal karşılamak gerek.

Hafiften bir müzik, sonra ışıkla beraber sahnedeki basamaklarda seyirciye verdiği selamla beliren Haluk Bilginer, “Yeni bir şey yoksa yalnız eskiler varsa diyerek” başlar müzikaline. Haluk Bilginer, sırasıyla bebeklik, okul yılları, gençlik, askerlik, yargıçlık, yaşlılık ve ölümü epizotlar halinde doğumdan ölüme kadar olan yedi dönemi şarkılarla, danslarla ve soykarılarla beraber bir bütün içerisinde sahneliyor.

Rol yapmasının yanı sıra doğal oyunculuğuyla izleyenleri bir yaşamın gerçekliğiyle buluşturuyor. Ayrıca oyunun bir bölümünde İngilizce tirat atması da oldukça etkileyici… Yer yer geriye giderek soykarıları ön plana çıkarıyor. Kısacası samimi oyunculuğu, rahat tavırları, renkli oyunculuğu ve güzel sesiyle tam bir “Şekspir” oyunculuğu sergileyerek bugüne kadar önünde düğme ilikleten Shakespeare’i eğlenceli ve anlaşılır bir hale getirmiş.

Bu müzikalde Haluk Bilginer’e eşlik eden soykarıların sergilediği performans yer yer Haluk Bilginer’i bile gölgede bırakıyor. Dört soykarının cilveleri ve şeytanlıkları beden diliyle muhteşem bir uyuma dönüşüyor. Oyun boyunca sahnede dans eden, şarkı söyleyen, akrobasi yapan soykarılar, ritmi ve tempolarıyla bir an bile düşmeyen bir oyunculuk çıkarıyorlar. Soykarıları oluşturan Evrim Alasya başta olmak üzere Selen Öztürk, Zeynep Alkaya ve Tuğçe Karaoğlan’ın oyun boyunca düşmeyen temposu tüm izleyenler tarafından coşkuyla alkışlanıyor.

Müzikalin öne çıkan isimlerin başında şüphesiz oyunun müziklerini yapan Tolga Çebi geliyor. Transparan bir perdenin arkasında yer alan sekiz kişilik orkestranın çaldığı müzikler ve yer yer oyuna girmesi bizi bambaşka bir boyuta taşıyor. Bestelediği müziklerle izleyenleri bazen Paris’e bazen de Kumkapı’ya götürüyor. Öyle ki müziklerinin bir albümde toplanması ve satışa sunulması bile isteniyor.

İrfan Vanlı’nın kullandığı renkler bu müzikal oyunda oldukça eğlenceli ve oyunun demecine uygun. Bengi Günay’ın sahne tasarımı oldukça görsel ve müzikal anlayışa önemli ölçüde katkı sağlıyor. Sahnenin gerisinde transparan bir perdeyle oturttuğu orkestrayı, sahnenin önünde 7 kutu ve küçük objelerle oyuncuların rahat hareket etmesine olanak sağlamış.

Özetle Shakespeare’in ruhuyla günümüzdeki insanların anlatıldığı 7 Şekspir Müzikali, Haluk Bilginer’in ve soykarıların muhteşem performanslarıyla özellikle de Tolga Çebi’nin müzikleriyle, şüphesiz sezonun en iddialı oyunu.

 

(OYUNUN KÜNYESİ):

7 Şekspir Müzikali

Söz: William Shakespeare

Çeviren: Haluk Bilginer

Yönetmen: Kemal Aydoğan

Sahne Tasarımı: Bengi Günay

Işık Tasarımı: İrfan Varlı

Müzik Tasarım: Tolga Çebi

Maske ve Tasvir Tasarımı: Özlem Karabay

Hareket Düzeni: Gizem Erden

Rol Dağılımı: Haluk Bilginer, Evrim Alaysa, Selen Öztürk, Zeynep Aklaya, Tuğçe Karaoğlan



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: