Başarısızlıklar Sayesinde Akıllandım

İLKER GEZİCİ- Şu sıralar izleyici karşısına, yel değirmenleriyle savaşan ‘Don Kişot’ olarak çıkan usta tiyatrocu Haldun Dormen, “Ben de yel değirmenleriyle mücadele ettim. Bazılarını yendim, bazılarına yenildim. Başarısızlıklarımdan ders aldım” diyor

Türk tiyatrosununun en önemli isimlerinden biri olan Haldun Dormen; sanat hayatının 55’inci yılında ‘Don Kişot’ olarak izleyiciyle buluşuyor. “Ne kadar tecrübeli olursanız olun, hangi oyunun tutup hangisinin tutmayacağını tahmin etmek mümkün değil” diyen Dormen; Don Kişot’un yanı sıra İstanbul’un fethini anlatacağı yeni projesinin heyecanını yaşıyor. “Türk tiyatrosundaki oyuncuların yüzde 75’i benim elimden geçti” diyen Haldun Dormen ile ‘Don Kişot’ oyunu ve yeni projelerini konuştuk…

Cervantes’in önemli eseri ‘Don Kişot’u canlandırıyorsunuz… Nasıl gidiyor oyun?

‘Don Kişot’ şimdilik pek iyi gitmiyor. Çok fazla seyirci gelmiyor. Şu sıralar bütün oyunlar böyleymiş sanırım. Zaten daha dört kez perde açtık.

‘Don Kişot’ olma süreciniz nasıl gelişti?

Benim hiç böyle bir niyetim yoktu. Bana “Oynar mısın?” dediklerinde ilk önce reddettim. Çünkü o romanın, çok kolay oynanacağını düşünmüyordum. Sonra yine her zamanki gibi altımdan girip üstümden çıktılar ve bana “Evet” dedirttiler. Bu rolü oynayacağım hiç aklıma gelmezdi.

BANA AYKIRI BİR TİP

‘Don Kişot’ rolüne kendinizden neler kattınız?

‘Don Kişot çok sevdiğim bir karakter ama sahneleme açısından tip bana çok aykırı! Çünkü ‘Don Kişot” birçok şeyi başarmak isteyip de hiçbir şeyi başaramamış bir adam. “Ben bunu yapamıyorum” diye geri çekiliyor ama biz durumu biraz değiştirdik. Bizim ‘Don Kişot’, her şeye rağmen uğraşacak.

Aynı sizin gibi…

Evet ben hiçbir zaman “Yapamıyorum” deyip de geri çekilmedim, yılmadım. Tuttuğunu koparmaya çalışan biriyim. Hiçbir işin peşini bırakmam. Bir sürü işte de başarılı oldum ama ‘Don Kişot’ karakter olarak benden uzak bir tip.

Zorlandınız mı oynarken?

Ezberi beni çok zorladı. Laflar çok değişik geldi; karıştıracağım diye çok heyecanlandım. ‘Şahane Düğün’ ya da ‘Kibarlık Budalası’ kadar rahat ettiğim bir oyun değil. Zamanla daha iyi olacak. Bana çok aykırı olmasına rağmen ‘Don Kişot’u anladığımı sanıyorum.

YEL DEĞİRMENLERİNİ YENERİM

‘Don Kişot’, yel değirmenlerine karşı savaşan bir kahraman… Siz de kendinizi tiyatro dünyasının Don Kişot’u olarak görüyor musunuz?

Biz yel değirmenleriyle savaşıyoruz ama onları yeniyoruz. Gerçi hepsini de yenemiyoruz. Her sanatçının hayatında inişler çıkışlar vardır. Bu yolda benim de başarısız olduğum şeyler var.

Hangi projelerde başarısız oldunuz?

Mesela ‘Pasifik Şarkısı’ diye bir müzikal yaptım; büyük başarısızlık oldu. Çoğunlukla başarılı olduğumu düşünüyorum ama o başarısızlıklar beni akıllı yaptı. Ders aldım, o derslerden yola çıkarak tekrar aynı hataları işlememeye çalışıyorum.

1998 yılından beri devlet sanatçısısınız. Bu titrinizin bir faydasını görüyor musunuz?

Aslında hiçbir faydasını görmedim. Uçakta birinci sınıf bilet alabiliyorsunuz o kadar. Belki faydası vardır da ben bilmiyorumdur…

HANGİ OYUNUN İLGİ GÖRECEĞİ BİLİNMEZ!

Tecrübelerinize dayanarak bir oyunun tutup tutmayacağını anlayabiliyorsunuz değil mi?

Onu hiçbir zaman bilemiyorsunuz. Hissiniz biraz daha kuvvetli oluyor ama bazen yanılabiliyorsunuz. “Yüzde 100 tutar” diyemiyorsunuz. Örneğin, Betül Mardin’le evliyken ‘Şahane Düğün’ diye bir oyun sahneye koyacaktık. Genel provayı izleyen herkes Betül’e telefon etmiş, “Oynamayın! Dormen Tiyatrosu rezil olacak” demiş. Betül bana söyleyemedi tabii… Oyunu sahneye koyduk, perde açıldığı günden beri inanılmaz bir başarı oldu. Ağlayanlar mı istersiniz, sahnenin arkasında bayılanlar mı, boynumuza sarılanlar mı? Yani tiyatroda neyin ne olacağını bilemezsiniz.

YÖNETMENLİĞİ TERCİH EDİYORUM

Oyunculuğunuzun yanı sıra eğitmenlik ve yönetmenlik yönünüz de var. Hangisi size daha çok keyif veriyor?

Ben aktörüm ama asıl işim yönetmenlik. Birini tercih etmem gerekirse yönetmenliği tercih ediyorum. Çünkü, bir şeyi paylaşarak yaratıyorsun. Aktörlükte ise kendi başınasın. Bu yüzden ben, oynamaktansa sahneye koymayı daha çok seviyorum.

POPÜLERLİKTE EKRAN DAHA ETKİLİ

Tiyatroda onlarca oyun oynamış biri olsanız da esas popülerliği televizyondaki işlerinizle kazandınız. Bu durum usta bir tiyatrocu olarak sizi üzüyor mu?

Üzüyor ama dünyanın her tarafında böyle oluyor. Bir tiyatrocuyu kaç kişi seyrediyor tiyatroda? ‘Dadı’nın veya ‘Popstar’ın bana yaptığı şeyi tiyatro yıllarca yapamadı. Yine de herkes bana tiyatrocu diyor!

FATİH’İ MURAT BOZ OYNASA İYİ OLACAK

‘Don Kişot’ dışında tiyatro projeniz var mı?

Allah ömür verirse hedefim 200 oyunu bulmak. Şu sıralar, Fetih projesiyle uğraşıyorum. Kültür Bakanlığı’nın da destek verdiği çok büyük bir proje. 20 dansçı ve 20 şarkıcının yer aldığı müzikal tarzında bir oyun olacak.

Fatih Sultan Mehmet’i kim oynayacak?

Genç iyi bir şarkıcı olsun istiyorum. Şarkıcı olması şart, çünkü çok şarkı var. Emre Altuğ olabilir… Son zamanlarda Murat Boz’u beğeniyorum. Çok sempatik geliyor. Oyunculuk deneyimi var mı bilmiyorum ama o oynarsa çok iyi olur. Fatih’in kim olacağı konusu dışında beni en çok kadın karakterlerin azlığı zorluyor. Birkaç kadın rolü yerleştirmeye çalışıyorum.
mayıs’ta perde!

Harem olacak mı?

Oyunun haremle pek ilgilisi yok. Fatih Sultan Mehmet, yedi kere evlenmiş. Analığını, eski karılarını anlatacağız. Fatih’in aklı fikri İstanbul’u almakta…
Seyirci hangi dönemi görecek? İstanbul’u alma sahnesi olacak mı?
Bizim hikayemiz genç Fatih ve fetih üzerine kurulu. Ulubatlı Hasan’ın bayrağı dikmesiyle sonlanıyor oyun. Sinema var, mehter takımı var, ışık, kostüm, dekor falan çok büyük bir iş. Başarırsak çok güzel olacak. Mayıs’ta sahneye koyacağız. Mart’ta da devlet tiyatrosunda ‘Bir Kış Öyküsü’nü sahneye koyacağım.

EN FAZLA YUHALANIRIZ!

55 yıllık sanat hayatınızda 100’den fazla oyunda rol aldınız, 197 oyun sahneye koydunuz. Sayısız ödüller aldınız. Buna rağmen çok mütevazısınız. Bunu nasıl koruyorsunuz?

Bir tiyatro sanatçısının böyle olması gerekir. Ben gençlere de bunu öğretiyorum. Tevazunun bizim işimizde çok önemli olduğunu ve şımarırsan hemen tepetaklak olabileceklerini anlatıyorum.

Siz işinizi çok seviyorsunuz…

Yaptığım işi çok seviyorum ama dünyanın en önemli işini de yapmıyorum. Bir hakim, bir doktor kadar hayati bir iş değil tiyatro. Bir hakim yanlış karar verirse adamı idama gönderebilir, bir doktor yanlış yaparsa hastayı öldürebilir. Biz yanlış yaparsak en fazla yuhalanırız! Onun için yaptığımız işin çok büyütülecek bir tarafı yok. Hal böyleyken tevazu dışına çıkanları da kınıyorum.

NEVRA VE METİN’LE SİT COM YAPACAĞIZ

Televizyonla ilgili yeni bir proje var mı?

Evet, yakında Metin ve Nevra Serezli’yle birlikte yeni bir diziye başlıyorum. Onlar benim eski öğrencilerim. Birlikte çalışmanın çok keyifli olacağını düşünüyorum.

Tiyatro dünyasında sizin yetiştirdiğiniz pekçok oyuncu olması neler hissettiriyor?

Tiyatro oyuncularının yaklaşık yüzde 75’i benim elimden geçmiştir. Metin Serezli, benim tiyatroma geldiğinde hukuk talebesiydi. Nevra Serezli, esas eğitimini Dormen Tiyatrosu’nda yaptı. Erol Günaydın, Erol Keskin, Yılmaz Gruda gibi deneyimli oyuncuların yanında; yetiştirdiğim sayısız genç oyuncu da var. Tiyatronun benim öğrencilerimle devam etmesi çok gurur veriyor.

Sahneye devam edecek misiniz?

Ben çıkamayacak hale gelinceye kadar sahnede olmak istiyorum. Allah’a şükür şu an sağlığım da, enerjim de yerinde. Saatlerce rahat rahat ayakta durabiliyorum.

Bu enerjinin formülü nedir? Beslenmenize nasıl dikkat ediyorsunuz?

Hayatı ve işimi seviyorum. Paylaşmaktan hoşlanıyorum. Beslenme konusunda çok dikkat etmiyorum ama aşırıya da kaçmıyorum.

Sabah