Çengiler Taksim Taksim’de Hayat Buldu

Son günlerin en popüler konularından biri Osmanlı dönemindeki haremin içerisinde yaşananlar… Berrak Yedek ise o döneme çok farklı bir açıdan bakan bir dansçı. Osmanlı’da saray dansına merak saran Yedek, araştırmaları sonucu haremde kadrolu olarak çalışan 12 çengi ile karşılaşır. Altı müzisyen ile kafa kafa verip Osmanlı’da saray dansını gerek müzikleri gerek kıyafetleri ile anlatan Taksim Taksim’i ortaya çıkarırlar. Berrak Yedek dansı ile sizi o günlere sizi alıp götürüyor…

Uzun yıllardır yaşadığı Prag ve Paris’te birçok modern dans gösterisine imzasını atan Berrak Yedek şimdilerde ise çok farklı bir proje ile İstanbullu dans tutkunları ile bir araya geliyor. Taksim Taksim adlı proje haremin dansçı kadınlarına ayna tutuyor. Berrak Yedek, “Oryantal dansa merak sardım. İlk Taksim Müşterek diye bir oyunum çıktı. Prag ve Fransa’da oynadık. Oradan solo dansa geçtim. Mahrem Taksim’i yaptım. Mahrem haremin içi gizli ve saklısını anlatıyordu. Taksim Taksim ise burada oynayacak. Haremlerde olan Osmanlı saray dansını yapmak istedim. Müzik konusunda çok kaynak var ama dans konusu sınırlı” diyor.

Haremdeki dansçılar entelektüel kadınlardı

Yedek’in araştırmalarına göre o dönemde kamu alanlarında dans eden kadınların çoğu genellikle Ermeni ve Rum’lar yani Müslüman olmayan kadınlardı. Saray çengilerinin ise ne uyruklu olduklarını söylemek çok zor. Yedek çengilerin kültür ve birikimini ise şöyle tarif ediyor, “Saray çengileri diye bir kurum varmış. Bunlar maaşlı olarak çalışırmış. Saraydan saraya, haremden hareme gösteri ve eğlence yaparlarmış. 12 kadından oluşuyorlar. Dans ederken o kadar güzel müzikler ile dans ediyorlar ki bunları becerecek kadınların kültür seviyesi de yüksek olmalı. Entelektüel kadınlar. Bu kadınlar belli bir eğitimden geçmişler. Saz çalıyorlar, şarkı söylüyorlar, şiir yazıyorlar, beste yapanları bile var. Bir kadının hareket ediş tarzı sadece kalça ve göğüs sallamak değil. Gerçekten müzikle uyumu yakalayarak bir güzelliğe ulaşmak. Etiğinin hareketinden tutun, elindeki tefi tutuşuna, aşağıya doğru bakan gözleri minyatürlerde anlatılıyor.”

Beden ve müziğin muhabbetini izleyeceksiniz

Özellikle 3. Selim döneminde sarayın kültürünün çok arttığını belirten Yedek, Taksim Taksim’de ise size sunduğu gösteride beden ve müzik dünyasının muhabbetini izliyorsunuz. Kostümler ise İngiliz Christopher Vinz tarafından tasarlandı. Yedek, “Araştırmalar yapıp saray kostümlerinin replikaları yapıldı. Kostümlerle ilgili çok bilgi var. 4 kostüm olacak” diyor. “Muhteşem Yüzyıl’da bu dansı görebilecek miyiz?” sorusunu ise ünlü dansçı şöyle cevaplıyor, “Gerçekten sarayda ciddi anlamda bir sanat yaşamı varmış. Yıldız Sarayı’nda opera alanları var. Sanat olayı gibi olmalı dizide de. Yakın zaman da görürseniz şaşırmayın. Mesela sarayda musiki, dans ve edebiyatın büyük önemi var. O insanların ruhlarını besliyormuş. Saraydaki kişiler çok kültürlü ve eğitimliler. Birkaç yabancı dil biliyorlar. Haremde yeni bir kültürü öğrenip, kendini göstermek çok beceri isteyen şeyler.”

Yurt dışında oyunları sergilerken insanların çok ilginç bulduğu için Türkiye’ye gelip yine bu dansı araştırdığını belirten Yedek, Doğu modasının arttığını belirtiyor. Çalan müzikler ise o günün önemli ezgilerinden oluşuyor. Nedim Ağa’dan Sultan-i Yegah, Tamburi Cemil Bey’den Çeçen Kız, Acemlerden anonim şarkılar, İranlı bir bestecinin yazdığı ise arp ve tambur ile sahnede hayat buluyor. Arp o dönemde yurt dışından saraya gelen yabancı bestekerlara bir itaf niteliğinde.

Eğer sizde Taksim Taksim’i canlı izlemek istiyorsanız 13 Aralık Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü, 29 Aralık’da ise Oyun Atölyesi’nin yolunu tutun. Bambaşka bir dünyanın kapılarını aralayın…

Vatan