Derebeylere Çağrı…

Volkan Taha Şeker

Bazı kentler vardır, cadde boyunca sıralanan binaların çoğunun boyları eşittir.

– New York.

Bazı kentler vardır ki binaları gece konar, -zengin masalarında kararlar alınır- o kondular gece yıkılır.

– Çoğu Anadolu kentleri.

Öyle kentler de vardır ki, cüceleri, boylarına inat gökdelenler dikerler arşa…

– İstanbul mu?

– Bunun yanıtının pek önemi yok. Gölgesinden uzun insanlar var. Bükemediğimiz bilekler şimdilik bunlar…

Yılaşırı İstanbul’a gelenlerin hemen fark ettiği, yıllar yılı İstanbul’da yaşayanların kabullenmek istemediği gerçekliklerden biri de geometrik şekillerden esinlenilmiş, oyuncak legolar gibi inşa edilen binalar.

Dahası, binalarla dolu siteler…

Onlarca kat uzunluğunda, yüzlerce araçlık yeraltı otoparkları ve tabi ki usul gereği yeşil alanları da var. Hatta yüzmece çukurları da yapıyorlar, sosyal ve kültürel tesis adı altında. Bu gibi büyük projeleri gerçekleştiren kişilerin çoğunun etrafında silahlı adamları var. Araçları zırhlı ve yanlarında pahalı kadınlar gezdiriyorlar. Kimseden de korkmuyorlar. Çünkü fazlaca paralılar.

Bina, site ve gökdelen yapılabilmesi için, belediyelerce belirlenen imar planlarında belirli şartlar bulunuyor. Ancak kültürel alanlar konusunda taraflar pek duyarsız. Medya da sadece reklama bağlı hareket ediyor. Hatta uzun yıllar aynı televizyon kanalında başarılı programlar hazırlayıp bu yıl transfer olan bir gece programcısı, aldığı paradan ‘8’ köşe olmuş ki, şimdilerde bu kişilere savaş açmış durumda. “Sitelerde yapılan iş kalitesiz ve aldatmacalıymış.” Ancak uzun yıllar çalıştığı o kanaldaki programının ana sponsoru, yine çok büyük bir konut şirketiydi de hatırlayan yok.

Sanat adına elini taşın altına koyacak kişilerin, oportünist olmak yerine, istikrarlı bir süreçten gelmesi; mert mücadele için daha mânâlı olacaktır. Gerçi eleştirenlerin çoğu da sponsor kapabilme ümidiyle bir anlamda kalemini sayıyor ya…

Asıl meram bu değil.

İçerisinde iki bin kişinin yaşayabileceği binalar yapılıyor. Dipleri araba mezarlığı. Hatta göstermelik de olsa pahalı ağaçlar dikiliyor, adeta ağaç kondu.

Bu lego binalarda her şey var. Velâkin 50 metrekarelik dahi, bir tek sahne yok.

Dahası, site üyelerinin çok büyük çoğunluğunun, böylesi bir istekte bulunmadığına o kadar eminim ki. Çünkü tiyatro hâlâ bir hafta sonu eğlencesi olarak görülüyor.

Siz, sanatı satın almaya uğraşan bir üst sınıf…

Arabanızla gidersiniz yemeğe, sizi güldüreceğine inandığınız bir tiyatrodan biletleriniz hazırdır.

Pahalı giyinmişsinizdir.

Gideceğiniz tiyatronun ne anlattığından çok, sizin yarın mesai saatlerinde nasıl oyunun havasını atacağınız önemlidir. Tıpkı, son Osmanlı oyunları gibi.

Büyük projelerde… Sadece o en büyük projelerde, çok amaçlı salon adı altında yapılan üç basamak yüksekliğinde platformu olan sünnet salonlarını kastetmiyoruz.

O milyonlarca TL’lik projelerde özellikle tiyatro salonu olmalı. O büyük maliyetlerin içinde bunun maliyeti yok pahasına.

Hatta bir sahne olarak kabul gören televizyonu kullanarak, kendini tanıtan büyük amcalar… Sahne sayesinde var olmadınız mı?

Ama yapmıyorlar.

O binaların yapımcıları olan derebeylere çağrı…

Para dahi kazanabilirsiniz, sitelerinize tiyatro salonu yaparak. Ama sakın ola ki insanları sahnelerden uzaklaştırmayın. Yüzmece çukurlarınızın katına dahi olsa bir sahne…

Var olmak için…

Her gökdelene bir sahne.

Belki belediye başkanının bir direktifi yetecektir buna.

Gerçekleştirilmesi imkânsız değil, gerçekleşirse imkânsız başarılar beraberinde gelecektir.

Bükemediğimiz bileklere ricadır, hatta tekliftir,

Bükemediğimiz bileklere, takım elbiseli derebeylere…



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Okuyucu Yorumları

“Derebeylere Çağrı…” yazısına bir yorum var.

  1. Gerçekten osmanlı tokatı gibi bir yazı olmuşşşş. bence derebeylerin temizlenme vakti geldi……

Yorum


işlemi tamamlayınız: