Kaplumbağalar Şişmanlamaz Çünkü….

Mehmet Zeki Giritli

Son zamanlarda tek kişilik oyunların (veya gösterilerin) sayısında ve popülerliğinde bir hayli artış olduğunu düşünüyorum. Tiyatro kariyerini büyük çoğunlukla bu tarz oyunların (gösterilerin) üzerine inşa eden tiyatro insanları da var, Metin Zakoğlu ve Merve Engin gibi.  En son bu tür gösterilere bir örnek olabilecek Merve Engin’in “Kaplumbağalar şişmanlamaz çünkü kabukları vardır” oyununu (?) seyretme fırsatım oldu. Oyun (?) bir hayli eğlenceli, son zamanlarda pek popüler olan interaktif bir bakış açısı var. Merve Engin, çoğu yerde seyircileri de hikayesine dahil ediyor, kimi zaman sataşıyor, kimi zaman birisini kolundan tutup sahneye kaldırıveriyor. Benzer bir tarzı Metin Zakoğlu’nda da görmüş fakat komik ve eğlenceli olmak adına gelen seyirciyi rencide ettiğini ve seyircisiyle dalga geçtiğini düşündüğümden bir daha bu tarz gösterilere gitmemeye karar vermiştim fakat bu anlamda Merve Engin önyargılarımı yenmeme yardımcı oldu. Seyirciyi gösteriye dahil ettiği gibi bunu yaparken de hiçbir şekilde bel altına vurmuyor. Tabii diğer gösterilerini seyretme fırsatım olmadı belki onlarda o da Zakoğlu’nun yöntemini kullanıyordur, bu konuda bir bilgim yok. Kafamı karıştıran olay, bu tür gösterileri tiyatro oyunu olarak lanse etmek ne kadar doğrudur? Sırf bir tiyatro sahnesinde sergilenen bir performans olduğu için bu performansları bir tiyatro eseri, bu oyuncuları ise tiyatrocu sayabilir miyiz? Şunu belirtmek isterim ki bu soruyu asla bir önyargıyla veya yapılan işleri küçümser bir tavırla sormuyorum. Gerçekten cevabını merak ettiğimden soruyorum. Herhangi bir retoriklik aramayın yani. Benim sınırlı bilgim dahilinde düşündüğüm, bu tür gösterilerin, tiyatro oyunundan çok stand-up gösterisi kategorisine dahil edilmesi gerektiğidir. Çünkü bu gösterilerin birincil amacının gelen seyirciyi güldürmek ve eğlendirmek olduğu aşikardır. Bu anlamda, stand-up gösterilerin amacıyla bir ortaklık söz konusu. İkinci sebep olarak ise, performans sergileyen kişi seyirciyi güldürmek amacıyla kendi özel hayatından örnekler ve hikayeler (tabii ki gerçek olmak zorunda değil, tamamen kurmaca öyküler de olabilir) ile günlük hayatta karşılaştığımız komik durumları konu edinmektedir. Bu açıdan bakıldığında da stand-up gösterileriyle bir paralellik olduğu görülebilir. Stand-up gösterinin tanımına baktığımızda da “Performansçının seyirciyle doğrudan konuşarak, komik olayları anlattığı komedi tarzı gösteri” gibi bir açıklamayla karşılaşıyoruz. Bu anlamda Merve Engin ve Metin Zakoğlu’nun yaptıklarının tiyatrodan çok bu tanıma uygun olduğu kanaatindeyim ve bu tür gösterilerin reklamı yapılırken de “tiyatro oyunu” tabirinden ziyade “stand-up gösterisi” tabirinin kullanılması taraftarıyım.

 



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: