Bir Özgürlük Oyunu Olarak “Birdy” İstanbul DT’de!

Savaş Aykılıç

Yazan: William Wharton

Çeviren: Serkan Erdemli

Yöneten: Attila Şendil

Dekor Tasarımı: Behlüldane Tor

Giysi Tasarımı: Medine Yavuz

Işık Tasarımı: Nejat Karaorman

Müzik: Server Acim

Dramaturg: Sündüz Haşar

Asistan: Yeşim Çapanoğlu

 

Oyuncular:
Burak Karaman

Can Yılmaz

Kerim Altınbaşak

Emre Çakman

Onur Demircan

Hakan Yufkacıgil

KONU: (Broşürden…)

“Savaştan geri dönen iki yakın arkadaş. Birisi fiziksel olarak yaralar almışken, diğeri savaş travmasını atlatamayarak ruhen onulmaz yaralar almıştır. Özgürlüğünü kafasının içindeki kuş imgesi ile yaşayan bu gence, arkadaşı ve psikologu yardım etmeye çalışırlar. Bir zamanların kült romanının ve filminin tiyatro uyarlaması ve gelmiş geçmiş en etkili savaş karşıtı eserlerden birisi…”

Polonya Asıllı Amerikalı Ressam –Yazar William Wharton’un Özyaşamından İzler Taşıyan En Ünlü Eseri Olarak: “Birdy”…

Eserin yazarı William Wharton, asıl mesleği ressamlık olan Polonya asıllı bir Amerikalı… Özyaşam öyküsünden esinler, izler ve paralellikler taşıyan “Birdy”nin; – bir ressamın fırçası ile zıtlıkları, karanlığı ve ışığı ustaca tuvaline yansıtması gibi – o da, bu destansı bir dostluğun, sistem eleştirisinin ve savaş karşıtlığının anlatıldığı bu sıra dışı başarılı eserin önce romanını, daha sonra da film senaryosunu kaleme almış…

Bir Yazarlık, Reji Ve Dekor Tasarımı Harikası Olarak “Birdy” Oyunu…

Sahnede iki katlı metal bir dekor…. Alt kat; şimdi; “Birdy”nin “tedavi” gördüğü askeri hastanede iki oda; birisi askeri psikoloğun diğeri Birdy’nin…

 Üst kat; geçmiş; Birdy ve Çavuş arkadaşının çocukluk dönemi; o soyut metal konstrüksiyon pek çok mekana dönüşebiliyor; kah Birdy’nin kuşları izlediği bir çatı katı, kah tren rayları, kah yüzdükleri deniz, kah içine düştükleri donmuş göl, kah gelip geçen arabaları gözlerini kapatarak tahmin ettikleri apartman köşesi…

Neden böyle bir dekor tasarımı? Çünkü reji konsepti bunu gereksiniyor. Olaylar örgüsü, şimdi (ve burada), 2. Dünya Savaşının hemen bitiminde başlıyor ve geriye dönüşlerle açılıyor ve ilerliyor.

Oyunun rejisine, konseptine, dramaturgisine çok kafa yorulduğu çıkan sonuçtan belli oluyor…Oyundaki stilizasyon (soyutlama) sayesinde “Birdy”nin sadece Amerika için geçerli olmadığını görüyoruz…

Eseri tiyatroya uyarlayan (uygulayan) Naomi Wallace, oyunun ana karakterleri olan Birdy ile All(fonzo)’yu; çocuk-gençlikleri (ergenlikleri) ve olgunlukları (askerlikleri) olmak üzere iki bölüme ayırarak dört oyuncu arasında bölüştürmüş.

İstanbul DT. Yapımı “Birdy” oyununda, (üst katta) gençleri Kerim Altınbaşak (All) ve Onur Demircan (Birdy); (alt katta) askerleri Can Yılmaz (Çavuş All) ve Hakan Yufkacıgil (hastanedeki Birdy) canlandırıyorlar. Emre Çakman (Vicdani redci)’yi ve Burak Karaman ise (Psikolog Albay Albany)’yi…

“İnsanların Yaşama Sarılmak İçin Garip Şeyler Yapmalarını Neden Yadırgamalı!”

Birdy ve All, iki yakın çocukluk arkadaşı… Birdy’nin babası okulun bekçisi, All’ınki ise Kanalizasyon temizleyicisi; zor(ba) babalar, zor bir çocukluk ve gençlik ve çeşitli zorlanmalar; ailesel, okulsal, çevresel, askersel ve sistemsel…

Bu zorlanmalara her ikisinin de tepkisi farklı; All daha ekstrovert (dışadönük) iken Birdy ise daha introvert (içedönük)…

Sonuçta aşırı “zor”lanan, ezilen, örselenen ruhların travma geçirmeleri, aşırı içe dönmeleri veya aşırı tepkisellikle saldırganlaşmalarında şaşıracak ne var…

Birdy, “Teneke Trampet”in (Günter Grass) kahramanı gibi “büyümek mi istemiyor ve büyüme eşiklerini aşmada mı zorlanıyor”, yoksa, “Küheylan”daki gibi “bir özgürlük timsali hayvanla özdeşleşerek özgürlüklerini kısıtlayan her şeye” -pasif bir şekilde de olsa- isyan mı ediyor, bilinmez ama bir gerçek var ki; O, hepimizin özgürlük savaşı için hiç olmazsa “frene basıyor”, “bu iki yüzlü uygarlık ve özgürlük adı altındaki tutsaklık oyununu oynamayı” reddediyor…

Sonuçta All da, Birdy de “yaşama ya da yok olma korkusu”ndan intihar etmek yerine –her şeye rağmen- aktif ya da pasif; direnişi, “çeşitli garip şeyler yapmalarına ve garipliklerine karşın”, son çözümlemede, -yine de en nihayetinde- onlar da, öyle ya da böyle, hayata sarılmayı tercih ediyorlar…

All ise babasından şiddet göre göre şiddete meyilli ve şiddet dolu biri olarak askerde bir arkadaşını şiddetle dövmekten ceza almış bir şiddetsever… Gençliğinde Birdy’yi kuş sevgisinden ve tutkusundan kurtarabilmek için elinden geleni yapmış ama başarılı olamamış biri olarak şimdi ikinci defa iyice kuşa dönüşmüş olan Birdy’yi yeniden hayata döndürme görevi ona veriliyor.

All ve Birdy, bir yerde, sistemin “zor”lamalarına bilinçsiz ama pasif direniş içinde iken; Birdy’nin hastabakıcı Vicdani retçi ise bilinçli bir kararlılıkla sisteme aktif bir şekilde direniş gösteriyor ve eyleminin sonuçlarına da cezasını pasif görevde (cepheye gitmeyi reddettiği için hastanede hasta bakıcılığı yaparak )/ çekerek katlanıyor.

Hastanenin psikologu Albany ise, “sistemin adamı”nı temsil ediyor ve sitemin zorbalığının canlı rütbesini… All ‘ı getirterek bir kuşa dönüşen Birdy’ye ulaşmak, onu açmak ve yeniden sisteme kazandırmak istiyor. Sonuçta başarılı da oluyor. Bir ara All’ın kuşkuculuğu paranoya aşırılığına varıp da,( Birdy’yi bir kafese kapatarak bir sirkte “denizkızı” gibi “insan-kuş” olarak gösteri yapacağını sanması) kendisine engel olmaya kalksa da; All’ın zorbalıkla ikna ediciliği karşısında (!) kısa zamanda All’ı geldiği yere geri göndermek yerine ona biraz daha zaman vererek onun Birdy’yi “uyandırmasını sağlıyor…

“Sevgi Kuşa Dönen Bir İnsanı Yeniden Gerçek Yaşama Döndürebilir Mi?”

Oyunun başında seyirciye sorulan bu sorunun cevabı ikinci perdenin sonunda veriliyor.:Evet, arkadaş sevgisi, kuşla özdeşleşerek, gerçek hayattan ve gerçeklikten elini eteğini çekerek artık kuşa dönüşmüş bir insanı tekrar gerçek hayata döndürebilir; sevgi, kozasına çekilmiş ve sürünen bir tırtılı bir kelebeğe dönüştürebilir… Yeter ki umut kesilmesin, mücadeleden vazgeçilmesin…

Her iki katta ve katmanda, her iki All, “bütün” sevgileriyle oyunun başından sonuna (Birdy’ye yardım etmek, onu bu dünyada tutmak, zorlukları aşmasında yanında olmak), zorlanmalarında ona destek olmak için yanıp tutuşuyor, kanla başla çalışıyor, çaba sarf ediyor ve didiniyorlar…

Üst kattaki genç Birdy, özgürlük tutkusunu kuşlarla özdeşleşerek gitgide bir kuşa dönüşürken alt kattaki Birdy ise iyice kuşa dönüşmüş ve tekrar gerçek hayata ve insana dönüşmeye direnmektedir. Kendisini tamamen kozasına gönüllü hapsetmiş, kapatmış ve kilitlemiştir.

Reji

Oyunun başında, oyunun yazarının, oyunun yönetmenin seslendirmesiyle dediği gibi: “İnsanlar düşüncesi ile uygarlık kafesini yarattı; şimdi bu kafesten nasıl kurtulacağımızı düşünme zamanı”…

İşte size oyunun dekorunun ve oyunun kendisinin ve tamamının çerçevesini çizen konseptin esin kaynağı… Gerçekten de oyunun demirden dekoru; tel örgüleri, içindeki yükseltileri ve katmanları ile tam bir “kafes” formunda; çerçevesinde…

Bunun için olmalı ki; 2011 İsmet Küntay Ödülleri, “İsmet Küntay Özel Ödülü”nü oyunun yönetmeni Atilla Şendil’e layık görmüş… Bence bu oyun potansiyel olarak daha çoook ödül alır…

Oyunculuk

Oyunun devlet tiyatrosu kadrolu oyuncusu Burak Karaman, duyarsız ve otoriter askeri psikolog rolüyle sistemin alegorik tiplemesini başarıyla işlemesini bilmiş…Hem oyunda deneyimli oyunculuğunu konuşturuyor hem de gençlere ağabeylik yaparak oyunun temel payandası ve ritmi görevini görüyor…

“Vicdani retçi”de Emre Çakman, yazarın direkt sözcüsü/anlatıcısı olarak ironik bir dille, savaşa karşı olmanın bedelinin sadece kendisinin ölüm korkusu çekerek değil; aynı zamanda ailesine her anlamda .ok atılarak, çevre tarafından nasıl yadırganarak yargılanarak ve ötekileştirilerek toplum dışına itilerek ödetildiğini anlatıyor…Yumuşacık ve dokunaklı bir oyunculukla Çakman, içimize işleyen; hem aklımıza hem yüreğimize seslenen bir yorumla karşımıza çıkıyor ve partnerleri gibi o da alkışı fazlasıyla hak ediyor…

Genç Birdy rolünde –Aşk Tanrısı “Eros”u andıran sevimliliği ile- Onur Demircan, naifliği, saflığı, hayalperestliği, narinliği, ruh inceliği ve derinliği; özgürlük tutkusunun uçma ve kuş olma sevdasına dönüşmesine engel olamayan genç kompozisyonu ile –eserin aynı adlı filminde Birdy’yi oynayan- Matthew Modine ile yarışıyor… Partneri (Kerim) ile birlikte keyifli bir oyunculuk performansı sergiliyorlar…Özellikle kız tavlama dersi sahnesinde bu ikili kabere-varyete-burleks oyunculukları ile seyirciyi gülme krizine sokuyorlar…

Yine All’ın gençliğini oynayan-Burt Lancester’in gençliğine benzeyen- Kerim Altınbaşak da, babasından yediği dayaklarla gitgide babası gibi şiddete meyleden ama aslında içi arkadaş sevgisi ve bir de ergenliğin karşı cinse olan taşkın ve yaşama coşkusu ile dolu olan dirimselliğini/canlılığını vermedeki üstün başarısını –sinema izleğinden gidersek; eserin aynı adlı filminde All’ı oynayan Nicolas Cage ile kıyaslanabilecek olan oyunculuk temperamanı ve performansı ile göz dolduruyor…

-Müşfik Kenter’in gençlik versiyonu- Hakan Yufkacıgil, “kuş”a dön(üş)müş hasta asker tiplemesi ve gözleri, bakışları, ritmi ve temposu, hareketleri, bedenini soktuğu zorlu biçimle; birebir kuş taklidi (ki bana eski hocam Taner Barlas’ın “Martı” oyunundaki “Jonathan” kompozisyonunu anımsattı) ile ve kuş taklidi eylemine son verdikten sonraki duru ama etkili oyunculuğu ile unutulmaz bir seyir keyfi sunuyor izleyiciye…

Can Yılmaz ise sinirli/agresif, alıngan, takıntılı (obsesif), önyargılı, bir bomba tarafından paramparça edilerek ölmekten ölürcesine korkusuyla aslında kabadayı görünümlü bir korkak olan ama arkadaşı söz konusu olduğunda onu yeniden hayata döndürmek için hiçbir çabadan kaçınmayan fedakar arkadaş rolündeki sıra dışı performansı ile; Çavuş All rolünde gösterdiği başarılı dönüşüm hikayesi ile oyunun gizli ve asıl başrolü olarak bu tragedyanın asıl kahramanı o…

(Çünkü o yakın arkadaşı Birdy üzerinden kendi ile hesaplaşıyor, kendini sorguluyor, kendi ile yüzleşiyor, kendi ile önce savaşıyor sonra barışıyor, karşısındaki (Birdy’den) önce kendi kendisini yaşama, yeniden sivil hayata dönmeye, “bu lanet yerden”; kafese ve hapishaneye benzeyen sözüm ona bu “hastaneden” “çıkmaya” ikna ediyor…)

İç ve dış aksiyonunun yoğunluğundan oyunun sonunda sırılsıklam olan gömleğinden onun rolünün hakkını fazlasıyla verdiğini, unutulmaz bir kompozisyon çizdiğini söyleyerek ona hakkını teslim etmeliyiz. Partnerleri gibi onda da büyük oyuncuların kumaşı var…

Dekor

İlk başta anlattığım “kuş kafesi” konsepti ile yalın ama oyunun karşıt güçlerini /dinamiklerini/aktörlerini ortaya çıkarmaktaki ustalığı; özgürlük-tutsaklık, “zor”balık ve “insan”lık, otorite baskısı ve birey çaresizliği, ezenler ve ezilenler, sistemin zorlanmaların yol açtığı travmalar ve ruhsal bunalımların, yabancılaşmanın ve iletişimsizleşmenin vb. görselleştirilmesinde; sistemin soğuk ve antihümanist yaklaşımını dekor malzemesinin özellikle seçilen soğuk maden/demir konstrüktif bir dekorla verilmesindeki tasarım gücü için oyunun dekoratörü Behlüldane Tor’u kutluyoruz…

Kostüm

Yukarıdaki gençlerin aşağıdakilerin hem gençlikleri hem de bilinçaltları olarak yorumlanmasının kostüm tasarındaki karşılığı olarak stilizasyon ve soyutlama yoluna gidilerek beyaz hastane pijamaları ile verilmesi; Çavuş All’ın ve Psikolog’un kostümlerindeki özenli ayrıntıların gözetilmesi sayesinde oyunun yorumu ile Medine Yavuz’un kostüm tasarımı ile görsel anlamda iyice bir görünür kılınmış.

Işık

Işık Tasarımcısı Nejat Karaorman, fırsat verildiğinde genç oyuncuların neler yapabileceğini kanıtlayan yetenekli mezun oyuncular gibi, fırsat tanındığında uzun yıllar ışık kumandada çalışan deneyimli ustaların ne harikalar yaratabileceklerinin canlı bir örneği… Sadece sistemin insanı ezen, sindiren, yok eden çarkının dekordaki görsel karşılığı olan dev vantilatör çarkının gölgesinin Birdy’yi kuşatan karanlığı (ışık) tasarımı bile onun yeteneği hakkında bir fikir verebilir…

Müzik

Özellikle genç Birdy ile Çavuş All’ın ayrı ayrı ve ikili olarak çıplak sesle (müziksiz/akapella) söyledikleri şarkılar ile oyunun ruhuna uygun insanı korkutan ve ezen sistemin yansıtıldığı karabasan ve insanı kişiliksizleştiren, kimliksizleştiren, insanlıktan çıkaran otomatizm ve otoriterizmi imleyen müzikleri ile Server Acim de oyunun yorumuna son derece hizmet eden bir müzik tasarımı gerçekleştirmiş…

Dramaturgi

Sündüz Haşar, oyunun yorumlanmasında, konseptin belirlenmesinde, oyun kişilerinin birbirleri ile olan ilişkilerinin analizinde, ana ve yan temaların belirlenmesinde ve belirlenen bu temaların nasıl verileceği ile ilgili sanatsal seçeneklerin gözden geçirilmesinde ve karar verilmesinde yönetmenin baş yardımcısı olduğuna ve oyuna önemli katkıları olduğuna hiç kuşkumuz yok…Dramaturg/tiyatrobilim uzmanı ile çalışmanın farkı bu…

İyi bir tiyatro “izleyicisi” olup da bu sezon İst. DT. Oyunlarının en iyilerinden biri olan bu oyunu izlememek büyük bir kayıptır, kaçırmayınız…



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: