“Blasted”, Kara Kutu Tiyatrosu’nun Kadrajında

(Habertürk kültür sanat yazarı Betül Memiş’in Kara Kutu Tiyatrosu’nun sergilediği “Blasted” adlı oyun ile ilgili yorum yazısını yayınlıyoruz)

İngiliz Tiyatrosu’nun nev-i şahsına münhasır yazarı Sarah Kane’in 1995 yılında yazdığı, ilk oyunu “Blasted”, Kara Kutu Tiyatrosu’nun kadrajında…

“Savaş tohumlarının barış dönemindeki sahte uygarlıkta bulunduğunu ve Avrupa’nın göbeğinde meydana gelen şeyin çok ince ve her an kırılabilir olduğunu düşünüyorum” diyen İngiliz Tiyatrosu’nun “kötü kızı”, sürrealist yazar Sarah Kena… 1971 yılında, muhafazakâr bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Kane, uzun yıllar depresyon tedavisi gördüğü hastanede ayakkabı bağcığıyla kalorifer peteğine kendini asarak veda eder hayata ve yaşı sadece 28’dir… Ama bu kısacık ömrüne, sahnelendiği dönemlerde herkes tarafından dikkat çekmiş ve ‘olumlu-olumsuz’ birçok eleştiriye maruz kalmış “Blasted” (1995), “Phaedra’s Love” (96), “Cleansed” (98), “Crave” (98), “4.48 Psychosis” (99) adlı tiyatro oyunları ve “Skin” (95) adlı bir senaryo sığdırır. (Tüm büyük yazarların başına gelen ‘anlaşılamamazlık’ durumu onun da başına gelir. Öyle ki; Yaşarken eleştirmenler ve entelektüellerce “iğrenç bir pislik ziyafeti”, “kafanın sakatat dolu kovaya sokulması” gibi hakaretlerle karşılanan yazar, ölümünden sonra herkesin sevgilisi olur.)

“Uçlar Tiyatrosu”(Theater of Extremes) olarak tanımlanan Kane’in oyunları, 90’ların sonuyla dünyada çığ gibi büyüyen ‘Yeni Metinler’ (New Writings) akımının da ilk örnekleri arasında yer alıyor. Benim bu nev-i şahsına münhasır yazarla ilk tanışıklığım ise; intiharından birkaç ay önce yazdığı, İstanbul’da 2002’de, Emre Koyuncuoğlu’nun yönettiği, Esra Bezen Bilgin’in rol adlığı “4.48 Psychosis” adlı oyunla başlıyor.

‘BLASTED’ KARA KUTU KADRAJINDA…

Neden mi Sarah Kane’e sardım bugün?! Şubat ayı içindeyiz ve 20 Şubat 1999, Kane’in intihar ettiği tarih… Belki buradan nidalandığımız kelamımızla selam ederiz, dedim. Nasıl mı?! 2010 yılında Ceylan Dizdar, Egemen Sancak ve Ercan Tulunay tarafından Beyoğlu Tünel’de kurulan Kara Kutu Tiyatro, Kane’in ilk yazdığı oyunu “Blaested / Havaya Uçurulmuş”u sahneliyor. Oyun ilk defa 1995’te,Londra’daki Royal Court Theatre Upstairs’de sahnelendiğinde, büyük tepkiler toplamış.

“Srebrenica kuşatma altındaydı, yaşlı bir kadın kamera karşısında ağlıyor, lütfen birileri bir şeyler yapsın diyordu. Kimsenin bir şey yapamayacağını biliyordum. Televizyonda gördüğüm tam da yazmak istediğim şeydi” diyen Kane oyunda; İngiltere’nin uzun yıllar iç sorunu haline gelen İRA (Kuzey İrlanda Cumhuriyet Ordusu) olaylarının yaşanan perde arkasında yer alan üç insanın hikâyesini anlatıyor.

SAVAŞ, KADIN DÜŞMANLIĞI, HOMOFOBİ VE IRKÇILIK…

“Blasted”in hikâyesini çok önceleri okuyan bir izlek olarak, Kane’in eserini böylesine akıcı ve düzgün bir anlatımla ve oyunculuklarla sahnede görmek güzeldi; Kara Kutu Tiyatro’yu kutluyorum. Öyle ki son zamanlarda izlediğim en iyi performanslardan bir tanesiydi. “Blasted”e can veren Ceylan Dizdar, Şefik Onatoğlu ve Egemen Sancak’ın kıvamında oyunculuklarına ise buradan mütemadiyen saygılar…
Egemen Sancak’ın yönettiği, Ercan Tulunay’ın yardımcı yönetmenlik yaptığı oyunun çevirisi Tuğçe Ayteş’e, reji asistanlığı ise Esin Erdem ve Suna Demirel’e ait.

Savaş, kadın düşmanlığı, homofobi ve ırkçılık karşıtlığı üzerine altı çizilesi bir kadraj yaratan  Blasted’in kahramanları; Bir gazeteci, bir genç kız, bir asker… Leeds’te pahalı bir otel odasında; Orta yaşlı-gazeteci Ian ve yaşı Ian’dan çok daha küçük, genç bir kız Cate ile birlikteyiz. Dışarıda yağmurun altında, savaşın çığlıkları, silah sesleri ve bombalar… Birazdan hem suç işleyenin, hem de kurbanın dilinden ve gözünden şiddeti yaşayacağız. Ian, Cate’i baştan çıkarmaya çalışır fakat Cate buna karşılık vermez. İlerleyen saatlerde, elde edemeyeceğini anlayan Ian, bütün gece Cate’ye tecavüz eder. Sabahın ilk ışıklarıyla uyanan Cate, Ian’a saldırarak banyonun camından kaçar. Kapı çalınır ve bir asker odaya girer. Dışarıda mermiler susmamaktadır. Asker, savaş sırasında tanık ve dahil olduğu tecavüz, ve işkencelerden bahseder. Sevdiği kadının nasıl tecavüze uğrayıp katledildiğini anlatır. Bu savaşın – barışın bir parçası olmadığını sadece intikamını almak için asker olduğunu dile getirir ve Ian’a tecavüz eder, gözlerini söker. Artık ‘kız arkadaşının intikamını’ almış(mı-?-)tır ve intihar eder… Cate, elinde ölü bir bebek ile Ian’ın yanına otele gelir ve kentin askerler tarafından işgal altına alındığını söyler. Bebeği odaya gömer ve yiyecek bulmak için gider. Ian elleri bağlı ve kördür. Açtır ve ölü bebeği yer. Ve odaya elinde sosislerle Cate girer…

ÇÜNKÜ GELECEĞİN…

Oyun böyle de bitmiyor tabi, sonu sizlere sürpriz olsun. Şöyle ki Kane’in oyunlarının sonundaki cümleler, sanrım onun yaşarken dünyadan ne beklediğinin kanıtı… İzleyin ve siz karar verin! Okurkenki hissiyatınızı, bir de Kara Kutu’nun anlatımından görmenizde fayda var, gerçekleri sadece bilmenin yeterli gelmediğini, görmenin hatta aynı odada nefes almanın sonrasında bünyenize neler yaptığına şahit olacaksınız. Panik yok, insanlığınızın en büyük sınavı olmayacaktır ama vicdan muhasebesinde kaç sıfır öndesiniz bunun ölçüsü olabilir.

Program için: www.kara-kutu.com / Tel: (0535 617 50 71)

Habertürk