“İskender Pala Başka Hesaplar Peşinde”

[Mimesis Haber / İskender Pala’nın Zaman gazetesindeki köşesinde yazdığı yazı ile “Günlük Müstehcen Sırlar” oyunu üzerinden, “sanat diye bize bayağılık yutturuyorlar”  şeklinde Tiyatroculara yönelttiği  eleştirilerine ve oyunu yanlış gözlemlerle haberleştiren gazetecilere  Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nden kınama geldi. Kınama metnini aynen yayınlıyoruz:]

ULUSLARARASI TİYATRO ELEŞTİRMENLERİ BİRLİĞİ (IATC) TÜRKİYE MERKEZİ (TEB) : “UNESCO’nun sivil toplum kuruluşlarının başında yer alan Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin (IATC) Türkiye Merkezi (TEB) Başkanı Üstün Akmen, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İBŞT)’nda sahnelenmekte olan iki oyun hakkında “müstehcen” nitelendirmesinde bulunanlara sert tepki gösterdi. ”Bu tür davranış biçimleri kurumu hedef göstermek, belirli kesimleri kışkırtmaya teşvik etmek anlamına gelmektedir” diyen Akmen, İskender Pala’nın Zaman Gazetesi’ndeki köşesinde “Günlük Müstehcen Sırlar” oyununu “sanat diye bize bayağılık yutturuyorlar” sözleriyle nitelendirmesini kınadı. “Pala’nın ödenekli tiyatro çalışanları için: ‘Bayağı oyunlarla amaçlarından sapıp halkı kandırmaları reva mı’ sözü divan edebiyatımızın bu yetkin ve usta araştırmacısına hiç mi hiç yakışmamış, Pala, palasını taşa çalmış” dedi.

Şili’li yazar Marco Antonio De La Parra’nın ülkemizde daha önce de sahnelenmiş oyununun Latin Amerikan tiyatrosunun en etkileyici oyunlarından biri olduğunu söyleyen Akmen, açıklamasında: “Oyunda gerçeğe ancak olgulara, deney ve gözleme dayanılarak, pozitif bilimlerin yardımıyla ulaşılabileceği savlanmaktadır. Üretim araçlarının özel kişilerin değil, kamunun malı olması ve toplum içinde gelişen her türlü eylemde ortak davranış gerekliliği öne sürülür. Baskıcı rejimler altında inim inim inleyen toplumlar, o toplumların yaşadığı nevrozlar, özgür toplum kurumları, çalışanların hakları, anneler, babalar ve tüm bunların psikanalizleri vardır. İskender Hoca, acaba bunların hangisinden ‘tahrik’ oldu” diye sordu.

İskender Pala’nın köşesindeki yazıyı Belediye Kültür-Sanat Danışmanı Kenan Işık’ı provoke etmek, bir anlamda da “aba altından sopa göstermek” amaçlı olduğunu vurgulayan Üstün Akmen: “Oyun hakkındaki yazıda kullanılan ‘müstehcenlik diz boyu’, ‘seyirciye teşhircilik hakkında hayat dersi veriliyor’, ‘devlet parasıyla bayağılık’ sözlerinden hicap duydum” dedi. Üstün Akmen, Pala’nın “İBŞT oyunlarında % 80 cinsel sululuk ve müstehcenlik var” sözlerini “At martini Uşaklı İskender” benzetmesiyle yorumladıktan sonra: “Müstehcenlik kavramı, özellikle cinsel nitelikli çağrışımlarla, genel olarak toplumun utanma ve edep duygusunu inciten, şehvet duygusunu uyandıran açık saçık ve yakışıksız durumlara yakıştırılır” dedi. Üstün Akmen: “Oyunu izlerken edep duygunuz mu incindi, şehvet duygunuz mu kabardı İskender Bey” diye de sordu.

Diğer taraftan Stanislav Stratiev’in yazdığı “Otobüs” adlı oyunun galasından sonra Vatan Gazetesi için haber hazırlayan Bora Engin’i, Akşam Gazetesi’nden Sayit Durmaz’ı ve Sabah Gazetesi için haber yapan Ömer Karahan’ı “zavallılar” olarak nitelendiren Üstün Akmen: “Bu muhabirler, iki oyuncunun rol gereği sahnede öpüşmesini ‘ateşli’ olarak tasvir edecek, tabloyu ‘cüretkâr sahneler’ olarak yorumlayacak, öpüşmeyi ‘ayıp’ sayacak, son zamanlarda birçok tiyatro oyununun erotik içerikli dans sahnelerinden oluştuğundan yakınacak kadar zavallıdırlar. Bu zavallı muhabirler tesadüfen ileri ülkelerde yaşamış olsalardı, basın karakollarında sabaha kadar ve de suları çıkartılıncaya kadar dövülürlerdi” dedi. Erotizmin de güzellik gibi gözlenen olguyla değil, gözleyenin bakış açısıyla ilgili olduğunu hatırlatan Üstün Akmen, İskender Pala zihniyetini gericilik ve cahillikle suçladı.

 

Yorum


işlemi tamamlayınız: