1931 / pabst / die 3 groschen-oper

Mehmet K. Özel

1728’de john gay’in yazdığı sahne yapıtı “the beggar’s opera”yı 1928’de bertold brecht “die 3 groschen-oper” (üç kuruşluk opera) olarak yeniden yazıyor, 1930’da aynı hikayenin marksist bakış açısıyla romanını yazıyor, 1931’de g. w. pabst brecht’in oyununu sinemaya uyarlıyor, 1933’te film naziler tarafından yasaklanıyor.

pabst müziklerin çoğunu çıkarmış; bazılarını sözsüz arkaplan müziğine dönüştürmüş, yerlerini değiştirmiş, başka karakterlere söyletmiş. oyunun kendisini de bayağı bir değişikliğe uğratmış; bazı karakterleri elemiş, hikayenin gidişatını ve sonunu değiştirmiş.
uyarlama senaryo béla balázs’a ait. senaryoya başta brecht başlamış, pabst’la anlaşamamışlar, ayrılmış.

pabst’ın uyarlamasında özellikle polly’nin öne çıkarılmasını çok beğendim; mackie messer’in polly’i çetenin lideri olarak ilan edip sırra kadem basmasından sonra, polly’nin sıkı bir işkadınına dönüşerek bir banka kurması, para ile suç arasındaki ilişkiyi ortaya sermesi açısından bu kadar isabetli olabilirdi [banka kurmak varken soymak niye!]. ayrıca, bir kadın karaktere yüklenen güç imgesi de, filmin çekildiği dönem düşünülürse, takdiri hak ediyor.

pabst’ın; suç dünyasının mekanları (müzikhol, genelev, peachum’un karargahı, mackie messer’in deposu) ile toplumsal düzeni temsil eden mekanlar (karakol, banka) arasında kurduğu karşıtlık (ilki bol detaylı, bol gölgeli, bol eşyalı, karmakarışık, kıvrımlı – ikincisi yalın, temiz, aydınlık, düz ve net hatlı), kraliçe ile yoksulları/dilencileri gözgöze getirdiği sokak sekansı ve peachum’un dilencileri isyana teşvik ettiği sahnedeki alttan ışık – gölge kullanımı çok başarılı.
pabst kameraya bayağı pan yaptırmış; aynadan ve camdan yansımaları anlatımın bir parçası olarak kullanmış; özellikle merdivenleri mizansenlerin önemli bir öğesine dönüştürmüş.

sesli sinemanın ilk yılları; bir film aynı anda bir kaç dilde birden çekilirmiş; aynı sahne önce bir kastla, sonra diğeriyle. “die 3 groschenoper”ın da pabst tarafından çekilmiş almanca ve fransızca versiyonları var.
pabst iki versiyonda farklı tarzlar denemiş. alman versiyonundaki anlatıcı daha bir kabaretist tarzındayken, fransız versiyonundaki tam bir clochard. alman kast oldukça sarkastik, fransızlarda ise belli bir charm var. mackie messer’de alman rudolf forster karizmatik, fransız albert préjean biraz şarlo tadında.
fransız versiyonu kukla görüntüleriyle başlıyor; hem paranın kuklası olma anlamında hem de filmin içinde peachum’un dilenci tiplerinin cansız mankenleriyle parallelik kuruyor.
son olarak; almancasında jenny rolünde lotte lenya’yı izlemek ne kadar keyifliyse, fransızcasında dilenci filch rolünde antonin artaud’ya rastlamak o kadar şaşırtıcı.



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: