Bu “Otobüs” Türkiye’dir

Metin Boran

Çağdaş Bulgar tiyatrosunun en önemli temsilcilerinden sayılan Stanislav Stratiev’in hiciv, mizah ve ironiyi ustaca kullanarak yazdığı Otobüs adlı oyunun Şehir Tiyatroları’nda gösterimi devam ediyor. Arif Akkaya’nın özenli çalışması ile sahneye aktarılan oyunun çevirisini Cahangir Novruzov yapmış. Metin çözümlemesini Hatice Yurtduru’nun yaptığı Otobüs’ün sahne tasarımı Barış Dinçel’e, ışık tasarımı Kemal Yiğitcan’a, kostüm tasarımı ise Ayşen Aktengiz Bayraşlı’ya ait.

Stanislav Stratiev Otobüs’te zaman, mekan ve coğrafya belirtmeksizin iktidar aygıtını ve onu oluşturan bürokratik yapıyı sorgularken bir yandan da halkın aymazlığını, şapşallaştırılmış ruh hali ile ortaya çıkan ne lazımcılığı ve kargaşaya zemin hazırlayan ben merkezciliği mizah ve ironi ile iç içe kullanarak tartışmaya açar.

Stratiev, otobüse bindirdiği 10 yolcuyu, ayıkken söz dinlemez sarhoşken bildiğini okur bir şoföre teslim eder. Yolcular arasında bir yazar, bir virtüöz, bir köylü, bir akıllı, kadın, erkek, genç kız ve delikanlı sevgilisi, ‘uyuz’ bir tip, bir de ‘huysuz’ vardır. Otobüste başlayan tartışma, yolculuk sırasında kargaşaya dönüşür ve zamanla hep birlikte kaosa doğru yol almaktadırlar. Fakat kimsenin otobüsün nereye gittiği konusunda bir fikri yoktur, hatta başlarda sanki umurlarında değilmiş gibi davranırlar.

Tehlikenin farkında olan bir iki yolcu diğerlerini uyarır ama kimse otobüsün gideceği yeri ve hedefini öğrenemez. Bu belirsizlikten sıkılan yolcular sahte bir panikle ‘yalandan’ ve ‘öylesine’ birbirlerine sorarlar otobüsün nereye gittiğini. Fakat nedense bir araya gelerek şoföre baskı yapmak ve otobüsü durdurmak kimsenin aklına gelmez. Komedi bundan sonra başlar. Bu akılsızlıkla otobüsteki komedi sahnede mizah ve ironiye dönüşür ve izleyiciyi gülümsetir.

Sonunda kararlı bir şekilde şoförle konuşmayı tartışırlar kendi aralarında. İçlerinde bürokrat kılıklı ‘akıllı’ sağa sola emirler yağdırarak yakasına yapıştığına şoförle konuşma emri vermeye kalkar ancak bir iki cılız ses akıllıyı susturmaya çalışır. Sonunda delikanlıyı sevgilisini sarhoş şoförün yanına göndermeye ikna ederler. Hepsi bu kadar değil otobüste yaşanılanlar. Dahası var…

Otobüs içinde bulunduğumuz dünya, içindeki yolcular da halkın toplumsal yönelimini belirleyen temsilciler olarak getirilmişlerdir sanki.

Yönetmen yorumuna ilişkin önce şu söylenmeli; oyunun yönetmeni (Otobüs’ün şoförü de denilebilir) Arif Akkaya Bulgar yazarın otobüsünü içine 80 yıllık Türkiye tarihini koyarak bu coğrafyaya getirir. Yolculuk, tarihsel anımsatmalar ve güncel olanın dayanılmazlığına homurdananların durağına da uğrar.

Akkaya bu yolculukta yazarın dili ve üslubuna uygun bir reji konsepti ile otobüse yaklaşır ve kendi görsel yolculuğunu başlatır. Arif Akkaya, yazarın mizahına, sahnede karikatür kurgusuyla oluşturduğu video tasarımı ile yanıt verir. (Bu çizgiler 80 yılın iktidarlarının halkın üzerine attığı çiziklerdir) Sonra da yazarla birlikte el ele vererek kendi şölenini hazırlar. Bu şölen aslında acı ve kederle dolu bir tarihin sonunda ortaya çıkmıştır ama aynı zaman da bir farkındalığı da imler ve özlemle yeni bir umuda yolculuğa da davettir. Bu arada Arif Akkaya’ya bu yolculukta çizgileri ile el veren karikatür sanatçılarımız Asuman Küçükkantarcılar, Atay Sözer, Atilla Atala, Canol Kocagöz, Coşkun Göle ve Vahit Akça’nın da isimlerini Otobüse yön veren çizgilerinden dolayı tebrik etmek gerekiyor. Bir de video tasarımını gerçekleştiren Cem Ulu ve Ayça Sonkaya’nın sadece emeklerini değil aynı zaman da yeteneklerini de anmak gerekiyor.

Otobüs’ün yerli yolcularını oluşturan oyuncular ise şu isimlerden oluşuyor; hesap vermez ‘Şoför’ koltuğunda Barış Çağatay Çakıroğlu, ‘Akılı’da Ahmet Özarslan, ‘Kadın’ın yerinde Berrin Akdeniz Kortidis, ‘Uyuz’da Burak Davutoğlu, ‘Erkek’ koltuğunda Can Ertuğrul, ‘Delikanlı’da Elyesa Çağlar Evkaya, olur olmaz yerde otobüsten inerek her defasında aynı araca yeniden binen ahmak ‘Köylü’de Ergun Üğlü’yü izledik. Kibirli ve inat ‘Virtüöz’ de Mert Turak, her daim ‘Huysuz’da Mert Aykul, isterik ve sevişgen ‘Genç Kız’ da İrem Erkaya. Bütün oyuncular ölçülü ve özenli konumlanışlarıyla Otobüs’ün güzergâhı belirlediler.

Yolculuğun bitimine doğru parçalanmış bir toplumsal yapıya denk düşen bir ayrışma, bir dağınıklık mizah ve taşlama ile bezenerek izleyiciler ikaz edilirler. Seyirci gülümser, çünkü izlediği otobüste kendisi de vardır. Arif Akkaya sahneden haykırır “içinde bulunduğunuz otobüsün şoförü ‘çırak’ da olsa ‘kalfa’ da olsa ‘usta’ da olsa soru sorun, birbirinizle didişmeyin ve önünüze bakın ve adam gibi olun, madem şoför olamıyorsunuz yolcu olun, korkuluk olmayın.”

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: