Tarihe Not Düşen Bir Sır

Yaşam Kaya

Tiyatro Boğaziçi, uzun süredir devam eden teatral yolculuğunda kendi çizgisine uygun, çarpıcı oyunlarla seyircisini buluşturmayı sürdürüyor. Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nun fikirsel alanda yarattığı birçok değişim, çok kültürlü toplumsal yapıyı deşifre etme açısından önemli. ‘Eleni’den Mektuplar’ 6-7 Eylül olaylarına değinerek, Türkiye’de insanları tek tip yapıya dönüştürme projesini ironik bir dille eleştirirken, insanları geçmişle yüzleştiren enteresan bir gösteri. Sevilay Saral’ın kaleminden çıkan oyunu Metin Göksel yönetmiş.

Konuda Feride ve Adnan annelerinin cenazesine gitmek için yola çıkarlar. Ege Denizi’nde bindikleri kayığın batması sonucu bilmedikleri bir adaya düşen iki kardeş, ıssız bir adada kaybolduklarını zannederek yardım beklemeye başlarlar. Kardeşlerin birbirleri arasındaki ilişkileri çok zayıf olmakla birlikte, karakter yapıları da tam anlamıyla zıtlık göstermektedir. Adnan naif, kibar bir dile sahipken; Feride, hayatı dolu dolu yaşamayı tercih eder. Fakat adanın onlardan başka konukları da bulunmaktadır. ‘Diyojen’ adındaki kaçık bir adamın kardeşlerle kurduğu ilişki, Eleni’nin uzun yıllardır sakladığı sırrını ortaya çıkaracak; ‘Edibe’ olarak bildikleri annelerinin gizli aşkı, duyguları, yaşamı, ters düz edilmiş bir tarihi aydınlatacak.

Oyunu sahneye aktaran Metin Göksel, Sevilay Saral’ın anlatmak istediğini doğru biçimde yorumlamış. Duygusal ajitasyon yaratmadan, esprili bir dille olanı aktarma fikri yerinde bir karar. İki kardeş kendi geçmişiyle yüzleşirken aslında bir toplum kendi yarasıyla yüzleşiyor. Yönetmenin yorumunda ‘Diyojen’ karakterinin getirdikleri bu yüzleşmeyi derinleştiren önemli bir faktör. Zaten ‘Diyojen’e yüklenen misyon, olayın trajik yanını komediye çevirmiş. Fakat yüzleşme sırasında yaşanılanlar tam anlamıyla şok etkisi yaratıyor. Oyunun girişinde fazlaca süren diyaloglar konuyu biraz dağıtmış olsa da, yönetim alanında ortada başarılı bir iş var. Oyuncuların doğru seçimi, dekor-kostüm-ışık bütünlüğü yönetmenin işini kolaylaştırmış.

Eleni ya da Edibe Olmak!

Türkiye’nin halen kara lekesi olan 6-7 Eylül olaylarını oturup uzun uzadıya anlatmaya gerek yok sanırım. Bu topraklarda nefes alan herkesin bir şekilde bildiği, ama hiçbir zaman görmek istemediği faşist, ırkçı katliam Eleni’yi Edibe yapmaya zorlarken, ülkedeki çok kültürlü yapıyı yok etmiş, insanları tek tip düşünmeye, inanmaya zorlamış… ‘Eleni – Edibe’ rolünde karşımıza çıkan Pelin Batu, yokoluşun simgesi konumunda sahnede çocuklarının başucunda dolaşıyor. Ölmüş bir bedenden kalan mektuplarla ‘Diyojen’in ve çocuklarının çevresinde belirirken, gözlerindeki vurgularla yaşanılan acıları hissetmemizi kolaylaştırıyor. ‘Adnan’ rolünde Uluç Esen’in performansına diyecek söz yok. Yetişme koşuluna göre daha hareketli olan ‘Feride’de Duygu Dalyanoğlu, ‘Diyojen’in anlatmak istediklerini seyirciye çarpıcı biçimde hissettiriyor. ‘Diyojen’de Cüneyt Yalaz, oyunu sürükleyen kişi. Hafif deliliğe vurmuş karakterini öylesine güzel yorumluyor ki, izleyen konunun duygusal yapısına üzülürken Cüney Yalaz’ın komedi yüklü performansıyla olaylara daha bir gerçekçi eğiliyor.

Sevilay Saral zor işleri ironik dille anlatmayı seven bir yazar. Daha önce izlediğim ‘Otobüs’ oyununda da kadının yaşama hakkı üzerine harika bir konu ortaya koymuştu. ‘Eleni’den Mektuplar’da Saral tarzını korurken yine bizlere çok uzağımızda olmayan hayatları anlatıyor. Metin Göksel’in başarılı yönetimi, sahnedeki birbirinden kaliteli oyuncular sizleri bekliyor.

Oyun, 16 Şubat Perşembe – 23 Şubat Cumartesi 20-30’da Maya Sahnesi’nde..

Tiyatronline



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: