Tolga Çebi’den Favela

[Tolga Çebi Oyun Atölyesi için hazırladığı oyun müziklerini Fevela ismi ile albüm haline getirdi. Albümle ilgili Akşam gazetesinden Pınar Hiçdurmaz’ın Tolga Çebi ile yaptığı söyleşiyi yayınlıyoruz.]

Tolga Çebi’nin uzun zamandır beklenen sahne müzikleri külliyatının ilk iki CD’si ‘Favela’, bu hafta raflardaki yerini alıyor. Sadece oyun müziklerinin yer aldığı ilk albüm olan ‘Favela’, sanatçının Oyun Atölyesi’ için hazırladığı tiyatro müziklerinden oluşuyor. Tolga Çebi ile albümünü ve tiyatroyu konuştuk.

Tolga Çebi, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Keman Bölümü’nden mezun oldu. Birçok senfoni orkestrasında yer aldı. 1995 yılında uluslararası Akdeniz Gençlik Senfoni Orkestrası’na seçilerek Fransa’ya gitti. Aynı orkestrayla Hollanda, Fransa, Mısır ve Lübnan’da konserler verdi. Bir dönem Trakya Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda öğretim görevlisi olarak yer aldı. Sonra yolu tiyatroyla kesişen sanatçı, çok başarılı oyunların müziklerine imza attı. Haluk Bilginer’in hakkında ‘Besteleriyle oyunlarımızın ruhunu yakalayan ve bu ruhu seyirciye aktarırken görünmez olmayı becerip, akılda kalmayı başaran, yeteneğine ve yaratıcılığına hayran olduğum’ dediği Çebi, şimdi bu bestelerini herkesle paylaşmaya hazırlanıyor.

Sahne müziklerinden oluşan külliyatının ilk iki CD’sinde, Oyun Atölyesi’ne yaptığı yedi oyun; ‘Azrail’in Gözyaşları’, ‘Othello’, ‘Atinalı Timon’, ‘Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler’, ‘Testosteron’, ‘Macbeth’ ve ‘Don Juan’ın Gecesi’nin müzikleri yer alıyor. Albümle aynı anda ‘Testosteron’ oyunun müziklerinin klibi de internet üzerinden yayınlanacak. İlk kez yapılan bu çalışmanın ayrıntılarını konuşmak için Tolga Çebi’yi Oyun Atölyesi’nde ziyaret ettik.

– Daha önce böyle bir çalışma yapılmadı. Siz bir ilk olacaksınız değil mi?

70’lerin sonu, 80’lerin başında Genco Erkal’ın birkaç müzikli oyunu ve o oyunların da bir plağı olmuş. Ama bunun devamı gelmemiş. İnsanların çok fazla ilgisini de çekmemiş. O dönemlere ait tiyatro müziği hatta kayıtlı tiyatro oyunu bile çok az. Daha önce birlikte çalıştığımız Can Atilla’nın, albümünde tiyatro müziklerine yer verdiğini biliyorum. Ama tek başına bir albüm olarak, benimki ilk diyebiliriz. Hatta klibi olan ilk tiyatro müzikaliyiz aynı zamanda. Klibi de albümle aynı anda youtube ve facebook’ta izleyebileceksiniz. Televizyonda da sansüre takılmazsa izlenebilecek.

– İlk albüm 1-2 olarak çıkıyor, devamı gelecek mi?

Evet, 3-4 ve hatta 5-6 hazır şu anda. Sadece çalışmaları sürüyor. Sırayla hepsini yayınlayacağız. Bu bir seri olup devam edecek.

KİMSE YAPTIĞI İŞE DEĞER VERMİYOR

– Bu çalışma nasıl ortaya çıktı?

Müziğin çeşitli alanlarında çalıştım ve çalışıyorum. Bir grubum var, konserler veriyorum. Tiyatro müziğini de diğer yaptığım müziklerden farklı görmüyorum. Para kazandığım bir iş değil, kazanmaya da çalışmıyorum. Tiyatro benim için bir okul gibi oldu ve hayal ettiğim her şeyi yaptım. 10 yıldır büyük bir emek sarf ettiğim bu müziklerin, oyun bittikten sonra yok olmalarını istemedim. Bugüne kadar müziklerini hazırladığım aşağı yukarı 70 oyun var. Böyle bir albüm yapmasam, yaptığım besteleri sokağa atmış gibi olacaktım. Ben de hepsi olmasa da bunların en önemlilerini kaydetmek istedim. Aslında bu talep, oyunu izleyenlerden ve tiyatrolardan da geldi.

– Yurtdışındaki çalışmalarla karşılaştırdığımızda bizim bu konuda çok eksiklerimizin olduğunu görüyoruz…

Çok iddialı bir söylem olacak ama bunun sebebi, kimsenin yaptığı işe çok değer vermemesi. Özellikle son 10 yıldır tiyatro müziği çok fazla konuşuluyor. Sadece müzikleri değil tiyatronun kendisi de öyle. Belki de bazı şeylerin şimdi farkına varmaya başladık. Ancak devletin de tiyatroya bu kadar iştirak etmesine rağmen, nasıl kayıt yapılmaz bunu anlamam mümkün değil. Bu nedenle geleceğe bir şey bırakılamıyor. Bazı eski Osmanlıca eserleri bile İngilizce’den çevirip tekrar Türkçeleştiriyorlar.

– Tiyatro oyunu nasıl albüm haline geliyor? Oyun perdelerden oluşuyor, albüm de aynı mantıkla mı hazırlanıyor?

Zaten beni en çok zorlayan kısım buydu. Oyunların müziklerini albüme dönüştürürken hedef seyirciği sıkmamaktı. Bazı müzikleri kestim, bazı müzikleri uzattım ve onları dinlenebilecek bir hale sokmaya çalıştım. Albümün içinde tam yedi tane oyun var. Yedi oyunun içinde de her birinin müzik yapısı kendi içinde bile değişiyor. Atinalı Timon oyunu bir parti sahnesiyle başlıyor ve yüzden orada bir elektronik müzik var. Hemen ikinci sahnesinde ise caz. Oyunun sonu da bir türküyle bitiyor. Baştan sona, duygu yüklü solo bir albüm bekleniyorsa pek öyle şeyler beklememelerini öneririm. Çünkü neticede bunlar, sahne müzikleri ve bir sürü şarkı var. Küçük birkaç değişiklikle oyundaki sıralarına yakın bir biçimde birleştirdik. Bu iki CD’de toplam 60 parça bulunuyor. Zaten bunu oturup baştan sona dinlemek de çok zor. Şunu unutmamak lazım, bu bir solo albüm değil, sahne müziklerimizden oluşan bir albüm.

FESTİVAL İNSANLARI OLALIM İSTİYORUM

– Tamamen müzikal mi yoksa sözler yer alıyor mu?

Bir iki tane sözlü şarkı da var ama daha ziyade enstrümantal.

– Ne kadar bir zamanda hazırladınız?

Cem Ömeroğlu ile yürüttüğümüz çalışma aşağı yukarı altı ay sürdü. Onun dışında tüm parçaları ben çaldım, ben kaydettim. Bu ise10 yıldır sürüyor.

– Yolunuz tiyatroyla nasıl kesişti?

Tesadüf oldu. Bunu sonradan anladım ama okulda da tiyatroya çok meraklıymışım. Yurtta kaldığım oda arkadaşlarımın çoğu tiyatrocuydu. Okulun son yıllarında öğrencilerin kurdukları oyunların müziklerinin uyarlamalarını yapmıştım. Sürekli piyano çalardım, tiyatro bölümündeki sahne boş olduğu için bestelerimi orada yapardım. İstanbul’a yerleştiğim zaman buradaki ev arkadaşlarım da tiyatrocuydu. Engin Günaydın, Emre Kınay ve Binnur Kaya hepimiz İstanbul’a yeni gelmiştik ve hep birlikteydik. Emre, o zaman Bakırköy Belediye Tiyatroları’nda oynuyordu. ‘Bizim tiyatroda bir oyun koyulacak onun müziklerinin uyarlamasını sen yapar mısın?’ dedi. Yaptım, hoşuma gitti ve öyle de devam etti.

– Sırada ne gibi planlarınız var?

Çocuk oyunları müziklerinin bir kısmını yayınlamayı çok istiyorum. Çünkü çocuk oyunu müziği çok zor bir iştir. Bir süre tiyatro çalışmalarımı biraz azaltıp bir solo albüm ve müzikle ilgili daha çok prodüksiyon çalışmalarında bulanacağım. Grubumuz ‘İhtiyaç Molası’nın yeni bir albüm çalışması olacak. Bir de kemanla ilgili bir albüm yapmak istiyorum çünkü ben bir kemancıyım.

– Solo albümünüz nasıl bir şey olacak?

Zaten onun şarkıları hazır. Aşağı yukarı 25 şarkı var. Onların içinden 11-12 tane seçip bu yaza doğru kayıtlarına başlamak istiyoruz. Hepsi kendi bestelerimden oluşuyor. Şu ana kadar yaptığım şeylerden farklı bir çalışma olacak. Her parçada farklı isimlerle çalışacağım. Bir hayalim de stüdyo kurup, müzisyenleri bir araya toplayıp onlarla farklı farklı projelere imza atmak. Gördüğüm kadarıyla müzisyenlerin en büyük sorunu, bir araya gelememeleri ya da bir araya geliyorlarsa da hep aynı işi yapmak zorunda kalmaları. Bu yüzden farklı müzik yapan müzisyenlerle bir araya gelip festival insanları olalım istiyorum.

Ön plana çıkmak oyuna rağmen müzik yapmak olacaktır.

– Haluk Bilginer sizin için sahnenin arkasındaki gizli kahraman diyor. Böyle mi olması gerekiyor?

Bu oyuna göre değişen bir şey. Oyunda müziğin kendini göstermesi ya da saklaması gereken yerler var. Burada görünmez olmayı becerebilmek çok önemli. Kendi başınıza bir müzik yapmıyorsunuz. Bir oyun var ve o oyunun anlattığı şeye hizmet etmelisiniz. Ne eksik ne de fazla. O yüzden Haluk Bilginer’in söylediği gibi bunu başarabilmişsem ne mutlu bana. Ön plana çıkmak oyuna rağmen müzik yapmak olacaktır.

Akşam