Antigone ve ‘Mezarsız Ölüler’

Metin Boran

İstanbul Devlet Tiyatrosu, Antik Yunan tragedyası Antigone’yi Kenan Işık’ın uyarlaması ile sahnelemeye başladı. Sophokles’in dünya sahnelerinde en çok sergilenen oyunu olarak bilenen Antigone’nin uyarlamasında Sabahattin Ali’nin güzel Türkçesi ile dilimize kazandırdığı versiyonu tercih edilmiş.

Oyunun yönetmenliğini aynı zamanda uyarlamanın da sahibi Kenan Işık yapıyor. Dekor ve giysi tasarımını Elena İvanova, ışık düzenlemesini Önder Arık’ın yaptığı oyunun müzikleri ise Ayla Çelik’e ait.

Bir Antik Yunan tragedyası olan Antigone’de, başkahraman Antigone (Gözde Okur) Argoslularla Thebailer arasındaki savaşta kaybettiği kardeşi Polyneikes’in cesedini gömmek için kardeşi İsmene’yi (Selin Tekman) ikna etmeye çalışır. Thebai Kralı Kreon (Attila Olgaç) ise Polyneikes’i ülkenin düşmanı ilan etmiş ve ölüm cezası ile cezalandırarak gömülmesini engellemiştir. Ancak Antigone tanrıların buyruğu ve ölüye saygı inancı ile kardeşinin üzerine toprak atmakta kararlıdır. Antigone bu kararlı tavrı ile herkesi şaşırtır, çünkü krala ve yasalara başkaldırmıştır.

Kısaca özetini yazdığım Antigone’nin bu orijinal halini Kenan Işık güncel bir yorumla sahneye getiriyor. Oyunda kimi gösterge ve sembollerle olayı günümüze taşıyan Işık, oyunun açılışında üzerinden kan damlayan perde ile oyunu açar ve silahla vurulmuş iki erkek cesedi ile seyircinin karşısına çıkarılır. Evet, “dünya bir oyun sahnesidir” ama bu defa kanlı bir oyun sahnesidir.

Kenan Işık uyarlamasında, Mitolojik olarak Ege kıyılarında geçtiği varsayılan bir antik çağ trajedisini Manisa Spil dağından aşırarak, Urfa Göbekli Tepe tapınağına oradan da Nemrut tepelerinde bulunan kesik baş tanrılara kadar götürüyor.

Sonra da kardeş kavgasında ölenlere saygılı bir biçimde, tanrıların buyruğunu yerine getirdi diye lanetlenerek ölüme terk edilen genç bir kızın mitolojik öyküsünden günceli yakalamayı amaçlayan bir “oyunlaştırma” getiriyor seyirci karşısına.

Eğer Türkiye’de faili meçhul cinayetler olmasaydı…

Ya da çocukları, yakınları kaybedilen anaların oluşturduğu Cumartesi Anneleri diye bir eylem grubunun her hafta “çocuklarımızı istiyoruz” haykırışına tanık olmasaydık… Bütün bunların toplamından sonra Türkiye’nin “mezarsız ölüler” diye trajik bir gerçeği olmasaydı ve bu gerçek yaşanırken bir taraf korku ve kayıtsızlık, bir taraf da aymazlık içinde olmasaydı…

Kenan Işık, Antigone’nin güncel yorumuna neden gerek duydu diyebilir, hatta kutsala dokundu edası ve küstahlığı ile ‘antik bir tragedyayı nasıl da harcamış’ diye acımasız ve ölçüsüz eleştiriler yazılabilirdi. Kenan Işık uyarlamada öne çıkardığı temel değerleri, sahnede görsel bir anlatıma dönüştürme sürecinde, tarihsel bir yaklaşım içinde mitolojik olanla güncel olanı birleştirerek farklı bir yorumla özgün bir deneme yaparak güncel bir anlatımı tercih ediyor.

Dekor tasarımında mekana geniş bir yelpazede Anadolu kültürünün unsurlarını yerleştirerek öykünün yerelliğine vurgu yapılan yorumda, kostümler daha çağdaş bir anlayışla yorumlanarak anlatımda güncel olan yakalanmaya çalışılmış. Antigone’nin bu görsel yorumunda anlatım, farklı üsluplardan kullanılan müziklerle daha güncel bir etki oluşturuyor. Oyunda Kürt müzisyen-yorumcu Aynur Doğan da sesi ile katılıyor bu trajik yazgının anlatımına. Yönetmen reji yorumunda kişisel çıkarlar ile toplumsal ve ahlaki olanın yüceltilmesi ile oluşan değer çatışmasını nesnel bir anlatımla bugüne taşırken aynı zamanda seyirciyi uyarma görevi de üstleniyor ve “tanık olduğunuz karanlık hukukla oluşan kaos ve erdemsizliğe karşı suskunluğun” ceza ve vebalini hatırlatıyor.

Öykü güncel gerçeklikle buluşturularak zımni ve sarih olarak yakın tarihte yaşanan politik ve sosyal olaylara özel vurgu yaptığı yorumunda sahnenin tüm unsurlarını uyumlu bir düzenle kullanmayı amaçlıyor.

Ancak Antigone’de bu güncel ve özgün yorumun, düşünsel özgül ağırlığı sahnelemede tam olarak etkisini hissettiremiyor. Çoğunluğu gençlerden oluşan oyuncu kadrosu düşünsel olan ile gösterimsel olanın arasında sıkışmış gibi bir oyunculuk örneği sergiliyor. Kreon’u yorumlayan deneyimli oyuncu Attila Olgaç, özellikle despot tavrı ile metnin canlılığını ortaya koyuyor. Antigone’de izlediğimiz Gözde Okur, Kahin Tieresias’da Ali Sürmeli, İsmene’de Selin Tekman kimi sahnelerde anlatımın başat unsuru olurken Haimon’da Barış Bağcı oyunculuğu ile içinde bulunduğu meşakkatli durumu yansılamakta yetersiz kalıyor. Koro Başı yılların oyuncusu Suna Selen, Muhafız’da Murat Sarı, Haberci’de Kerem Gökçer, Eurydike’de Tuğçe Şartekin Karasu, Nedime’de Fatma İnan, oyunculukları ile ölçülü ve özenli bir tavır ortaya koyuyorlar.

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: