Tiyatronun Demir Lady’si Gencay Gürün

Mimesis Haber / Beşiktaş Belediyesi tarafından düzenlenen “Ustalara Saygı” toplantılarının sonuncusu Gencay Gürün için gerçekleştirildi. 27 Mart Dünya Tiyatrolar Gününün bir gün öncesinde Akatlar Kültür Merkezi’nde yapılan toplantıda Gencay Gürün’ün yakın dostları, tiyatro arkadaşları, parlementoda birlikte çalıştığı milletvekilleri, diplomatlık döneminden arkadaşları kendisini yalnız bırakmadı. Cem Davran’ın sunuculuğunu yaptığı gecede Zihni Göktay, Ruhat Mengi, Atilla Dorsay, Cihan Ünal, Hülya Koçyiğit, İlter Türkmen, İmren Aykut, Hakan Altıner, Engin Uludağ, Halit Kıvanç, Nurseli İdiz, Selahattin Beyazıt, Nedret Güvenç, Nedim Saban ve İsmail Ünal sırayla birer konuşma yaptılar. Gencay Gürün’ün diplomasiden Devlet Tiyatrolarına, İstanbul Büyükşehir Tiyatrolarından parlementoya, oradan özel tiyatrosu Tiyatro İstanbul’u kurmasına uzanan dünyası, hem bu konuşmalarla hem de yaşamından karelerle hazırlanan dia gösterisi ile seyircilere iletildi. Toplantı konuşmacıların hep birlikte Lüküs Hayat’ı seslendirmeleriyle son buldu.

Toplantı çıkışında bir dakika da olsa kendisi ile görüşme fırsatı yakaladığımda, “Dünya Tiyatrolar Gününü Kutluyorum. Tiyatroların tekrar eskiden olduğu gibi rağbet gördüğü günleri diliyorum, çünkü gördüğüm kadarıyla tiyatrolar zor durumda… Tiyatro bambaşka bir sanattır, insanı insana insanla anlatma sanatıdır ve birçok anlatımı birden kullanmak zorundadır…” şeklinde konuştu.

Renkli konuşmaların yaşandığı gecede dikkat çeken satırbaşları:

Zihni Göktay: O zamanlar Şehir Tiyatroları’na rağbet yok, sönmüş gitmiş ortalık. Bir haber yayıldı, Ankara’dan bir hanım geliyormuş genel sanat yönetmenliğine. Bir geldi, çok şık, çok güzel pamuk gibi bir kadın, ama aynı zamanda çok sert. Margaret Thatcher’dan sonra ikinci Demir Lady. Biraz zaman geçti, Suna’dan (Pekuysal) bir haber aldım, Lüküs Hayat oynanacakmış, hemen gittim, cesareti toplayıp yönetim kurulu toplantısını bastım, dedim şu rolü istiyorum, vermezseniz mezarımdan dumanlar tüter. Allem ettim kallem ettim, rolü aldım, 28 yıldır oynuyorum aynı rolü, bu anlamda İBŞT hala Gencay Gürün’ün repertuarından para kazanıyor…

Gencay Gürün: O zamanlar tiyatroya pek rağbet yok, benim aklıma Lüküs Hayat geldi, ama dedim izleyeni olur mu, seyirci gelir mi? Bir Fransız arkadaşım vardı, ona söyledim, o da Lüküs Hayat, Lüküs Hayat diyerek melodisini mırıldanmaya başlayınca anladım ki bu oyun tutar.

Ruhat Mengi: Kafasına koyduğun yapar, kendisini vazgeçiremezsiniz… Bir de kedileri çok sever, hayvanları sevmeyen insanları sevemez ki.

Cem Davran: Zaten kadro kapmak isteyen, eline bir çift yavru kedi alır, Gencay Hanım’ın yanına giderdi.

Cihan Ünal: Kendisinin çevirdiği oyunların bir kelimesine bile kıyıp oyundan çıkaramıyorum… Sözlerimi kısa kesip piyano eşliğinde Evita’dan bir parça okumak istiyorum.

İmren Aykut: Ben Evita’yı unutamıyorum. Kendisinden ricam müzikali tekrar sahneye koyması.

Hakan Altıner: Kendisiyle uzun zaman birlikte çalıştık. Evet kendisi Demir Lady’dir, ama diktatörce değil, disiplinle çalışması yüzündendir bu…

Engin Uludağ: Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul’dan sonra en çok Gencay Hanım’a borçludur…

Nedret Güvenç: 12 Eylül darbesi olduktan sonra ortalık toz duman, sürekli oyuncular işten çıkartılıyor, götürülüyor falan. Bedrettin Dalan kendisine İBŞT Genel Sanat Yönetmenliği’ni önerdiğinde bir tek koşul öne sürüyor: Oyuncular politik tercihlerinden ötürü, solcu olduklarından ötürü işlerinden atılmayacaklar…

Nedim Saban: Kendisi kötü bir öğretmendir. Devlet Tiyatroları’na, İstanbul Büyükşehir Tiyatroları’na nezaketi öğretememiştir. Bakınız burada kendilerinden kimse bulunmuyor. Böyle olacağını bilseydim, iki tane tatlı paketi yaptırır: Birinin üstüne Devlet Tiyatroları, birinin üstüne Şehir Tiyatroları yazdırır, öyle gelirdim…

Piri Kaymakçıoğlu/ Mimesis

Yorum


işlemi tamamlayınız: