Genel Sanat Yönetmenleri: “Yönetmeliği Kabul Etmiyoruz”

Mimesis Haber / İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın (İBBŞT) Genel Sanat Yönetmenleri, yeni yönetmelikle ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Toplantı, alışıldığı üzere İBBŞT’nin basın açıklamalarına sahne olan Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde değil, Beyoğlu Lush Otel’in bahçesinde gerçekleştirildi. Medyanın yoğun ilgi gösterdiği toplantıya İBBŞT sanatçıları da katılımlarıyla destek verdiler.

Toplantının moderatörlüğünü, İBBŞT’nin “yaşayan en genç Genel Sanat Yönetmeni” sıfatıyla Orhan Alkaya üstlendi. Alkaya, Şehir Tiyatrolarının 98 yıllık tarihinde yaşadığı en büyük kötülük olarak nitelendirdiği yeni yönetmelikle ilgili olarak, “Böyle bir kötülük bırakın hazırlayıp onaylamayı, tahayyül bile edilebilir değildir. Tahayyül edenleri buradan tebrik etmek istiyorum” diyerek söze girdi. Ardından Genel Sanat Yönetmenlerinin kronolojik olarak kendi açıklamalarını yapacağını bildirerek sözü 1976’da Genel Sanat Yönetmeliği’ne getirilen Hamit Akınlı’ya bıraktı.

“Sıra Opera ve Bale’ye de gelecek”

Akınlı, tek bir cümle ile durumu ifade etmek istediğini belirtti: “Bunu yapanları kesmek lazım.” Bu kısa beyanın ardından Alkaya, bu sefer 1978’de Genel Sanat Yönetmeni olarak çalışmaya başlayan Hayati Asılyazıcı’ya söz verdi. Asılyazıcı, 56 yıllık tiyatro geçmişinde, her şeyden önce İBBŞT’nin bir seyircisi olduğunu vurgulayarak, “Şehir Tiyatrolarının bu ülkenin bir okuludur, seyirci yetiştirir, oyuncu yetiştirir. Türkiye’nin aydınlanmasında en önemli kurumlardan biridir.” dedi. İBBŞT’nin tarihinden ve kuruluşundan bahseden Asılyazıcı, “Bu yönetmelikle kaç yıl geriye düştük? Sıra Opera ve Bale’ye de gelecek. Bundan sonra İBBŞT oyunlarını izlemeyeceğim, boykot ediyorum. Sizleri de bu boykota katılmaya çağırıyorum.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

“Bu bir cinayettir”

Kronolojik olarak konuşma sırası, rahatsızlığı nedeniyle toplantıya geç katılan Gencay Gürün’deydi. Orhan Alkaya, Gürün’ün görüşünü tek bir cümle ile ifade etti: “Bu bir cinayettir.” İlerleyen dakikalarda toplantıya katılan Gürün de bu cümleyi tekrarlayarak şöyle konuştu: “Bugün Londra’da, National Theatre’ın başına bir bürokrat getirilemez. Ben inanıyorum ki bu yönetmelikten geri dönülecektir. Çünkü kimse, böyle bir sorumluluğun altına girmek istemez. Kimse, tarihte böyle bir lekenin yükünü üstlenmek istemez.”

Sözü devralan Erol Keskin, muhataplarının burada anlatılanları anlamalarına imkan olmadığını belirterek konuşmasına başladı. Tiyatro kelimesinin teatrondan geldiğini belirten Keskin,  kelimenin “genel görünüm” anlamına geldiğini aktardı. Tiyatronun seyirciye genel bir görünüm sunarak onu düşünmeye zorladığını vurgulayan Keskin, tiyatrodan anlamayan kişilerce yönetildiği takdirde tiyatro yapmanın imkanı kalmayacağını belirterek sözlerini noktaladı.

“Sanata, sanatçılara haksızlıktır”

Keskin’den sonra söz alan Taner Barlas ise, Genel Sanat Yönetmenlerinin işlerinin ehli olduğuna dikkat çekerek, sorumluluklarının Genel Sekreter Yardımcısı’na devredilmesinin sanat yönetimi açısından yaratacağı sıkıntılara vurgu yaptı. Yönetmelikteki değişikliklerin sanata, sanatçıya haksızlık olduğunun altını çizen Barlas, birlik çağrısı yaparak karanlığı yok etmenin birlikte hareket etmekten geçtiğini belirtti.

Turne nedeniyle toplantıya katılamayan Kenan Işık’ın yerine, moderatör Orhan Alkaya kısa bir açıklama yaptı. Işık’ın da yönetmelik değişikliği konusundaki tavrını istifa ederek ortaya koyduğunu belirtti.


“Eşyanın tabiatına aykırı”

Sözü devralan Şükrü Türen, iddia edildiğinin aksine, Genel Sanat Yönetmenlerinin bir repertuar belirlerken her zaman danıştığı, fikrine başvurduğu kişiler olduğunu vurguladı. “Biz ahmak değiliz. İBBŞT’nin hangi oyunu oynayacağı hiçbir zaman bir kişinin iki dudağının arasında olmadı. Elbette, bir politika oluşturursun, ama bunu bile hep danışarak, konuşarak yaparsın. Yönetmeliğin bu değişiklikle demokratikleştiğinden bahsediliyor. Demokrasi belli bir meslekte uzmanlaşmış, deneyim kazanmış meslektaşlar arasında olur. Bu yapılan eşyanın tabiatına aykırı.” Türen, ayrıca bir mesleğe ancak meslektaşların zarar verebileceğinin de altını çizerek, “Bu sürece bir gecede gelinmedi. Bizim de oturup önce nasıl buraya kadar gelinebildiğini sorgulamamız gerekiyor.” açıklamasında bulundu.

Türen’in ardından söz alan Nurullah Tuncer ise, 1984’de İBBŞT’nin düsturunu “tiyatroyu tiyatrocular yönetir” olarak açıkladı ve o zamanlar bu sözün ne anlama geldiğini bilmediğini belirtti. Şimdi, bu düsturun bir öngörü taşıdığını kavrayabildiğini anlatarak, yönetmeliklere duyulan ihtiyaca işaret ettiğini açıkladı. “2007’de bugünküne benzer bir yönetmelik, neyse ki meclisten geri dönmüştü. Bunun üzerine, bu sanatçılar da çok konuşuyor ama hiç iş yapmıyorlar, denmesin diye oturup bir yönetmelik tadilatı hazırlamıştık. Geçmişte hazırlanan yönetmelik taslakları ile birlikte ilgili makamlara sunduk. Kısacası, tiyatroyu tiyatrocular yönetiyorsa, yönetmeliği de tiyatrocular yapabilir. Oysa bugün yönetmeliği yapan da, tiyatroyu yöneten de bürokratlardır.” diye konuştu.

“Durum traji-komik, hatta absürt”

Mazlum Kiper, konuşma sırası geldiğinde, önce kameramanlara sataşarak, “O kamera öyle mi tutulur arkadaşım? Kamerayı düşüreceksin.” dedi. Ardından da kamera kullanmasını bilmediğini, fakat kameramana laf edebildiğini açıklayan Kiper’in konuşması alkışlarla kesildi. Sözlerine Genel Sanat Yönetmenlerinin bizzat Belediye Başkanı tarafından atandığını hatırlatarak başlayan Kiper, yapılan müdahalenin etik bir yönü olmadığını savundu. Mahkemelere, gerekirse Avrupa’daki makamlara başvurulması gerektiğini belirtti. “Yönetmeliğin içeriği beni hiç ilgilendirmiyor. Zaten baştan yanlış. Bir şey bilmiyoruz biz, bilmeden şu zamana kadar bakın neler yapmışız. Şimdi bürokratlar gelecek, biliyorlar ya onlar, yapsınlar o zaman. Bu durum, traji-komik, hatta absürttür.”

Konuşma sırası kendisine gelen Orhan Alkaya, tarihin bu yönetmeliği hayal edebilenleri affetmeyeceğini söyleyerek söze girdi. İBBŞT’yi bir Kültür Sanat Daire Başkanlığı’na indirgeyen bu zihniyeti kabul etmeyeceklerini açıklayan Alkaya, diz çökmelerini bekleyenlerin aldanacağını belirtti. 98 yıllık bir tiyatro geleneği mirasını taşıdıklarını söyleyerek, bu mirası böyle teslim etmeyeceklerini vurguladı.

Son olarak söz alan Ayşenil Şamlıoğlu da, kendi yaşantısından ve deneyiminden örnekler vererek İBBŞT’nin İstanbul ve Türkiye için öneminden bahsetti. İBBŞT’nin son Genel Sanat Yönetmeni olmaktan duyduğu üzüntüyü paylaşarak, “İnanıyorum ki bu yanlıştan bir şekilde geri dönülecektir” dedi.

Şimdi neler yapılacak?

Basın mensuplarından soru alan Genel Sanat Yönetmenleri, bundan sonra ne yapılacağı yönündeki soruya “Tepkimizi göstermeye devam edeceğiz” diye yanıt verdi. Kenan Işık’ın ardından aralarında Genç Tiyatro’dan Tolga Yeter’in de bulunduğu birçok ismin istifalarını verdiği açıklandı. Yasal düzenlemeler için bir komisyon oluşturulduğunu ve komisyonun çalışmalarını hızlandırdığını da belirten Alkaya “2008’de Kadir Topbaş ile yasal düzenleme konusunda bir mutabakata varmıştık hâlbuki. Şimdi ne değişti?” diyerek tiyatrocuların bu süreçte dışarıda bırakıldığının altını çizdi. Ayşenil Şamlıoğlu bu noktada söz alarak, yönetmelik değişikliği konusunda kendilerine haber verilmediğini hatırlatıp, “Oysa olması gereken şudur: Bir yönetmelik taslağı hazırlanıp İBBŞT’ye gönderilir. Komisyon oluşturulur ve taslak üzerinde çalışılır. Sonra hep birlikte karar verilir. Yönetmelik böyle kabul edilir.” açıklamasında bulundu.

Basın toplantısı, İBBŞT’nin tarihinde önemli yer tutan ustaların anısına bir saygı duruşuyla son buldu.

Öykü Gürpınar / MİMESİS

Yorum


işlemi tamamlayınız: