‘Kara Bulutlardan Habersiz Rahat Öldü’

Oyuncu, yönetmen, seslendirme sanatçısı Cüneyt Türel’e Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde düzenlenen törenle veda edildi.

Bir süredir kanser tedavisi gören ve 1 Mayıs günü sabah saatlerinde Amerikan Hastanesi’nde hayatını kaybeden Türel için, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, hayat arkadaşı Tilbe Saran, kızı Elif Türel, eski eşi Nükhet Turhan Türel, ağabeyi Metin Türel, yakınları ve sanatçı dostlarının katılımıyla uğurlama töreni düzenlendi.

Yakınları ve sanat dünyasının büyük katılım gösterdiği törende, Cüneyt Türel’i yakından tanıyanlar anısı için konuşmalar yaptı.

Türel’in en yakın dostlarından biri olan NTV’ye yaptığı açıklamada Aliye Uzunatağan, Türel’in çok büyük bir tiyatro ustası olduğunun altını çizerek “Benim onu tanıdığımdan bugüne kalbi tiyatro diye çarpan bir arkadaşımdı. Tiyatronun özgürlüğü için hep mücadele etti” dedi.

Tiyatrocu kişiliğini yanı sıra seslendirme sanatçısı olarak da öne çıkan Türel’in “Türkiye’nin en güzel seslerinden biri” olduğun vurgulayan Uzunatağan, “Çok talebe yetiştirdi, oyuncu yetiştirdi, çok iyi oyunlar yönetti. Cüneyt’i bir daha göremeyeceğiz ama hiç unutmayacağız Türk tiyatrosu olarak” dedi.

Sanatçı-siyaset gerilime de vurgu yapan Uzunatağan, “Bir tek sevincim var kendisi hastalığının son günlerinde tiyatronun üzerinde dolaşan bu karabulutlardan hiç haberi olmadı. Bir tek sevincimiz o. Usta rahat öldü” diye konuştu.

Uğurlama töreninde Cüneyt Türel’in cenazesinin bulunduğu Türk bayrağına sarılı tabut, alkışlar eşliğinde sahneye yerleştirildi. Tilbe Saran, Türel’in cenazesinin bulunduğu tabutun üzerine sarı güller bıraktı.

Saygı duruşunda bulunulmasının ardından, öğrencisi Yeşim Koçak, Türel’in ”hiç sönmeyecek mumunu” gözyaşları içinde sahneye getirdi. Törende daha sonra Türel’in özgeçmişi okundu.

Cüneyt Türel’in kızı Elif Türel de ailesi adına yaptığı konuşmada, babasıyla doğum gününün aynı olduğunu dile getirerek, ”Ben ona 42’nci yaş hediyesiymişim. Aslında o bana bir hediyeydi. Babam kadar iyi Türkçe konuşan birinin kızı olarak, iki kelimeyi bir araya getiremeyeceğim ama o kadar çok şey söylemek istiyorum ki. Babamı benim kelimelerimden dinleyin istiyorum. Ama kelimeler şu an bana ihanet ediyor. Onlar da benim gibi yetim kaldılar” diye konuştu.

Babasının son konuşmasında ”Uzun bir yolculuğa çıkıyorum” dediğini anlatan Elif Türel, ”Onu benimle birlikte bu sahneden yolcu ettiğiniz için teşekkür ederim” dedi.

Tilbe Saran da, Cüneyt Türel ile ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirerek, ”Çehov’un mektuplarından taşan aşk gibi bizimki de tiyatro ipliğiyle örülüydü. Bana güzel anılar bıraktın ama yüreğim şimdi ıssız kaldı. Şimdi sana ebediyete götürmen için son çalıştığımız oyunun metnini bırakıyorum” dedi.

Saran, daha sonra oyunun metnini Cüneyt Türel’in tabutunun üzerine bıraktı.

‘Hoşçakal güzel oğlum’
Tiyatro sanatçısı Yıldız Kenter de, Cüneyt Türel’in hayatını kaybettiğini ancak yüreklerde, zihinlerde ve anılarda yaşayacağını ifade etti.

”Cüneyt, tanıdığım en beyefendi tiyatroculardan biriydi. Kendine özgü, çok zarif bir insandı. İnsan üzülüyor, inanamıyor. Göz göre göre öldüğüne inanamıyor. Ama tabi Cüneyt tiyatro için, onu sevenler için ölmedi. Aramızda yaşıyor, yaşayacak” diye konuşan Kenter, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Tek gerçek ölüm ve ben o gerçeğe inanamıyorum, inanmak istemiyorum herhalde. Düşünüyorum; Tilbe’m ne yapacak? Tabii ki tiyatrosu, Cüneyt ile olan anıları, oyunculuğu ve temelde sanat, her zaman olduğu gibi onu hep ayakta, dimdik, aşkla yaşatacak.

Cüneyt’e buradan sesleniyorum; onun şimdi aklı Tilbe’de kalmıştır. Merak etme diyorum. Senden önce biz sahiptik ona, yine sahip çıkacağız. Senin yerini hiç bir zaman dolduramayacağız ama Tilbe’ye hepimiz sahip çıkacağız. Onu bağrımıza basacağız. Tilbe’n bize emanettir. Güzel oğlum, senin için söylenecek olan en güzel şeyleri söyledi dostların, arkadaşların. Ben seni hasretle anacağım, şu an sana sarılıyorum, sımsıkı kucaklıyorum. Hoşçakal güzel oğlum, yakında buluşmak üzere.”

Işık Yenersu ise ”Büyük bir usta, gerçek bir aydındı. Bulunmaz bir dostu. Yaptığı her işe yüreğini koyan bir insandı. Hep öyle denir ama gerçekten büyük kayıptı.” diye konuştu.

Oyun ve senaryo yazarı, yönetmen Başar Sabuncu da, dostluklarının 52. yılında Cüneyt Türel ile bir kez daha aynı sahnede olduklarını dile getirerek, ”Sen bizi terk etmiyorsun. Ülkemizde yurduna ve tiyatrona reva görülen baskılara daha fazla dayanamayarak, güzel atına atladığın gibi çirkin dünyamızdan çok uzaklara gittin. Ama sarışın yakışıklılığının, duyarlı sesinin titreşimlerini hep omuz başımızda hissediyoruz” şeklinde duygularını dile getirdi.

Sanatçı Gülriz Sururi de, ”1 Mayıs’ta bırakıp gittin bizi. Neden o günü seçtin bilinmez. Seçkin bir aydın, sorumlu bir vatandaş ve çok değerli bir tiyatrocu olmayı başardın. Şehir Tiyatroları’nda büyük emeğin var. Dostluğumuz ilk günden başlayarak devam etti” diye konuştu.

Oflazoğlu’ndan şiirle veda
Oyun yazarı, şair ve eleştirmen Turan Oflazoğlu da, Türel için kaleme aldığı ”Billur sesli dereler gibi hep denize aktın/Aynı dünyayı paylaştık ama sen erken bıraktın/Seni sevenler bilmek istiyorlar Cüneyt söyle/Sönmez ateşi acaba hangi dorukta yaktın” dizelerini okudu.

Konuşmaların ardından ailesi, yakınları, Mustafa Alabora, Gülriz Sururi, Bekir Aksoy, Bennu Yıldırımlar, Tülin Oral, Melis Birkan, Güler Ökten, Hazım Körmükçü’nün de aralarında bulunduğu tiyatro ve sinema dünyasından çok sayıda seveni Türel ile vedalaştı.

Ntvmsnbc