Caddeden Sokağa…

Volkan Taha Şeker

Daha önce de yazmıştım, tekrar ediyorum: Öyle ya da böyle, son günlerde tiyatro konuşuluyorsa bu iyi bir gelişmedir. Çünkü, tiyatro sanata mağlup olmak üzereydi.

Konu karışık gibi görünse de son derece basit; Başbakan, Devlet Tiyatroları’nı özelleştirmek istiyor. 60 Devlet Tiyatrosu sahnesi var, hem de kentlerin en güzel yerlerinde. Hani, “satılırsa iyi de para eder” diye düşünülüyordur. Kültür Bakanlığı özelleştirme bedeli için muhammen bedeli 1 milyar TL olarak belirlemiş ve bu dosyayı Başbakanlığa sunacakmış. Bunu, mesai arkadaşlarımla Independent’te de yazdık ve Avrupa medyası bu özelleştirmeyi manşetten duyurdu.

Tiyatrolar özelleştirilecek, geri dönüşü imkânsız.

Bunun olmaması için kim, ne yapıyor?

Mimesis’in dediği gibi, “Ama aynı zamanda, mevcut hükümetin son yıllarda gittikçe güçlenen bir biçimde “dediğim dedik, çaldığım düdük” tavrı göstermesine de her şeyden önce birer vatandaş olarak karşı çıkmak boynumuzun borcu değil mi?”

Hükümet böyle yapıyor da halk ne yapıyor?

Sağcılar suskun.

Solcular mı? Solcu pek yok.

Sadece solcu olma modası ya da solculuk oyunu oynanıyor. Oyunlara gitmeyenlerin tiyatro adına oynadığı solculuk oyunu…

Gerçek solculara “terbiyesizlik” edilmiyor mu?

Bazı gruplar oluşturulmuş. Hepsi muhalif.

Muhalefet olmak iyidir, ama hakkıyla olmalı.

Hatta son günlerde anarşist denen bir grup çıktı meydana. 1 Mayıs’ta tepindiler. İsimleri solcu ama kendileri faşist. Yaptıkları tek şey yüzlerini kar maskeleriyle kapatarak kendilerini teşhir etmek kaydıyla sivil polisleri peşlerine takarak, işyeri camı kırıp kaçmak, yani emekçiye zarar vermek. Avrupa ülkeleri mahkemeleri, gerçek anarşistler için büyük cezalar öngörüyor. Tabi ki bu gerçek anarşistler için geçerli. Bizdeki cahil cühela psikopatlar için değil.

TKP vardı eskiden, yoldaşlardan oluşurdu.

Aslan gibi insanlardı. Adam satmazlardı. Dahası, hiçbir şeyi satmazlardı, Sahneleri de…

Şimdi TKP de üçe bölündü.

Üçü de birbirine muhalif.

Muhalefetin küpü yani, bu da iktidara yarıyor.

Konu tiyatro olunca da herkesten ayrı bir ses çıkıyor. Yazık tabi, Yoldaşlık da yol değiştirmiş gibi. Üzüldüm. Gerçek yoldaşlara selam olsun.

Gerçek sol caddelerden çekilince, caddeler sessiz kaldı, bir ikisi haricinde…

Sokak çocukları bu defa solcu oldu.

Caddeden sokağa…

Şimdi de bunlar tiyatro protestoları için etraftalar.

Hakkıyla mı?

Birbirine havacıklar atabilmek için İstiklal’de toplanıp daha oracıktan bu fotoğrafları Facebook ve Twitter’dan paylaşan acizleri gördünüz mü?

Bunların çoğunluğu tiyatro izlemezler. Bira içip sisteme sarhoşça küfürler etmeyi “dik duruş” sanırlar.

Karşımıza da üstat gibi çıkarlar. Sırf muhalif kişiler de bunu yer.

Afiyet olsun…

Devlet Tiyatroları özelleşiyor. Ok yaydan çıktı.

Herkes tepkili gibi görünüyor.

Aslında kimse gerçekte tepkili değil, Devlet Tiyatrosu’ndan maaş alanlar haricinde.

Onlar da maşallah ki sanal âlemden zavallılara gazı verip verip, miting saatinde evlerinden haberleri takip ediyorlar. Tıpkı savaşa gitmeyen padişahlar gibi.

Ayıp mı?

Ne ayıbı !

REZALET…

Süreci takip ederek paylaşacağım.

Hatta teşhir edeceğim…

Işık ve sevgiyle



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: