Karagöz’ün Yağ Lambaları Yeni Mileniumun Işıldaklarıyla Buluşuyor

Geride bıraktığımız haftasonunda Kültürel Çoğulcu Tiyatro Günleri kapsamında İstanbul Maya Sahnesi’nde bir Karagiozis gösterisi sunan Yunanistanlı hayali Ioannis Chatzis’in etknilikte yaptığı konuşmanın metnini okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Yunanistan’da son günlerde, gölge oyununun özlü bir diriliş yaşadığı gözlemleniyor. Ressamlar, yazarlar, yönetmenler, araştırmacılar birden Karagöz’ü yeniden hatırladılar. Karagöz sinema, tiyatro, televizyon, opera, müzik ya da masal olarak karşımıza çıkabiliyor. Karagöz yeniden değer kazandı. Bu bir moda mı, diriliş mi, popülist durum mu ya da köklere dönüş mü? Bu sorular soruluyor ve cevaplar aranıyor. Karagöz’ün ülke içinde gerekli rolü oynamaya başladığını görüyoruz. Karagöz estetiğini ve fikrini günümüzün sanat anlayışıyla yeniden ele alma ihtiyacı doğuyor.

Geçen yüzyılın ilk on yılında Yunanistan’ın köylerine ulaşan aydınlanma anlayışı Karagöz’e yenide hakim oluyor. Ama yüzyılın başında Karagöz geleneksel bir gösteriydi. Zamanla insanlar şehirlere göç ettiler. Şehirlerde iki tür oynatıcı hakim olmaya başladı: Geleneksele sadık kalanlar ve modernleştirmeciler. Artık köylerin yerini mahalleler almıştı. Bu dönemde Karagöz sosyal bir rol kazandı. Ama aynı zamanda geleneksel ile modern arasında yaşanan bir çatışmanın ortasında kaldı.

Artık geleneksel olana aşırı bağlılık zamanları gerilerde kaldı. Bugünün oynatıcıları bugüne dayanmalı, günümüzü dikkatle dinlemeli ve geleceği hayal edebilmeli. Elbette zaman zaman kafalar karışabiliyor: Karagöz tamamen müzelik olarak görülüyor ve Karagöz figürünün olmadığı gölge oyunları üretiliyor. Bu gösteriler genelde yaşamayan, sığ ve tutkusuz gösteriler oluyor, adeta bir çizgi filmi hatırlatıyor. Evrensellikten uzaklaşıyor. Yeni gölge oyunu evrensel olanı yakalamayı bilmeli, yaşamdan kaynaklanan problemleri perdeye taşımalı, güncel ve canlı bir tiyatro olmalı.

Karagöz’ün oynatıldığı yerlerin sayısını arttırmalıyız, yeni yerler eklemeliyiz. Bursa festivali iyi bir olanaktı. Bu olanaktan daha fazla yararlanmalıyız. İstanbul’da ikinci kez gösteri yapıyoruz. Bunu arttırmalıyız. Okulları işin içine katmalıyız. Çocuklar sadece izleyici olarak değil, oynatıcı olarak da rol almalı. Çocuklar çocuklar için Karagöz oynatmalı. Yunanistan’da bu konuda destek bulabiliyoruz. Olumlu sonuçlar aldık.

Karagöz bir yandan aynı kalırken bir yandan da tümüyle yenilenmeli. Kendi kendini tekrar eden bir gösteri olmamalı. Karagöz’ü Ay’a göndermek ya da ona  modern giysiler giydirmekten bahsetmiyorum. Bu tür yanlış yorumlara sık sık rastlanabiliyor. Bu Karagöz’ü modernleştirmek anlamına gelmiyor.  Karagöz dış görünüşü nedeniyle modern olmaz, özünde yatan düşünce o günkü halkın düşüncesiyle uyumlu olursa modern olur. Klasik bir oyunu seçsek bile onları yeniden ele almak zorundayız. Karagöz’ün muazzam kültürel geçmişi, deneyimlerimiz ve adaptasyon yeteneğimiz geleneği güncelleştirmede bize güç katmalı. Yeni kuşak Karagözcüler yeni olanaklara sahip. Bu olanaklar sanatı yenilemek için yol açıcı olabilir. Estetik seviyeyi yükseltebilir. Geçmişin çalışmalarını ilerletebilir.  Ancak ticarileşmeye şiddetle karşı çıkmak gerekir. Aslolan halkın bir değeri olan Karagöz’ü yeniden ona sunmaktır. Bu açıdan bakıldığında yeni nesilde umut var. Tüm bunları gerçekleştirecek potansiyel var.

Karagöz hepimizin hayali. Onu haketmeliyiz.

Ioannis Chatzis kimdir?

1954 yılında Selanik’te doğdu. Halen bu şehirde yaşamaktadır. 40 yılı aşkın bir süredir gerek oynatıcı, gerekse araştırmacı olarak Karagiozis ile uğraşmaktadır. Dünyanın pek çok ülkesinde Karagiozis temsilleri vermiş ve sergiler düzenlemiştir. Halen konuyla ilgili seminer, panel ve konferanslara davet edilmektedir. Gölge oyunu repertuvarını yazdığı yeni oyunlar ve yarattığı yeni tiplerle zenginleştirmeye devam etmektedir.  Özellikle Karagiozis’in okullarda eğitim amaçlı olarak kullanılması için yoğun çaba sarf etmiştir. 1981 yılından beri gösterilerini, aynı zamanda eşi olan yardakçısı Anastasia Gkenidu ile birlikte sürdürmektedir.

Yorum


işlemi tamamlayınız: