Nasıl Bir Tiyatro Modeli?

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Bülent Arınç önceki gün, tiyatroların özelleştirilmesine yönelik teknik çalışma yapmaya başladıklarını açıkladı.

Arınç, Türkiye’ye özgü bir modelin de meydana getirilebileceğini ifade  getirerek, ilgili bakanlıkların çalışmalarının sürdüğünü söyledi. Biz de bu doğrultuda tiyatro sanatçılarına Türkiye için nasıl bir model uygulanabileceğini sorduk…

Prof. Dr. Sevda Şener (Akademisyen): Mevcut yapıyı temelden değiştirmek yerine iyileştirme yoluna gidilmesini birçok bakımdan daha akıllıca buluyorum. Konunun uzmanı kişilerin katılımı ile yapılacak görüş alışverişi ile ödenekli tiyatroların sanat düzeyi daha yüksek eserler üretmesi, daha üretken olması sağlanabilir. Benim ideal modelim, özel tiyatrolara örnek teşkil edecek mükemmelikte eserler üretebilmek ve tiyatroyu halka sevdirmek için devletten destek alan özerk yapılanmadır.

Ahmet Levendoğlu: (Tiyatro sanatçısı) “Şehir Tiyatroları ve Devlet Tiyatroları’nın özelleştirilmesinin Türkiye’ye özgün bir modelinin” konuşuluyor, düşünülüyor olması abestir. Tiyatro fabrika, deniz işletmesi, kooperatif vb. değildir. Tiyatronun ürettiği, sanattır; üretim aracı da makine, aygıt vb. değil, insandır. Kalkıp “Dış ülkeler örneklerini araştırıyoruz” demek de ancak bilgisizlik olur. Köklü kamu tiyatrolarını özelleştirmeye kalkışmış bir ülke örneğini bulamazlar.

Yücel Erten: (Tiyatro sanatçısı)Ben hükümet cephesinde bir kafa karışıklığı olduğunu düşünüyorum. Bilgiye ve analize dayalı olmaksızın söylenenler kendi içinde çelişik. Oysa bu konular çeyrek yüzyıldır sanatçılar tarafından irdelendi, çözüm önerileri ortaya kondu. Seminer, sempozyum, kurultay, yasa taslağı çalışmaları orada durup duruyor da, dönüp bakan bir Bakan yok anlaşılan. Doğal ki çözümler Türkiye’ye özgü olabilir ve tam da işte orada “ödenekli tiyatro”nun gerekli ve zorunlu olduğunu görmeye başlarsınız. Özerk bir yeniden yapılandırma yoluyla, kurumların verimli, işlek, gerçekçi, akılcı, çağın isterlerine uygun çalışması sağlanabilir.

Gelgelelim biz yine bulanık bir yıkımcılıkla karşı karşıyayız. Kimse özerlik diye bir kavram duymamış sanki. Hakim rant anlayışı, insana yatırım yapmaktan vazgeçmeyi öneriyor. O zaman ben de şunu merak ediyorum: Devletin tiyatrosu olmayacaksa, Diyanet İşleri de olmayabilir mi?…

Haldun Dormen: (Tiyatro sanatçısı)Bence yanlış bir şey yapıyorlar, ortada hazır olan şeyler varken niye Türkiye’ye yeni bir model hazırlıyorlar anlamıyorum. Ya da neden böyle bir şey hazırlarken hiçbir sanatçı yok aralarında? Ben karşıyım tiyatroların özelleştirilmesine. Madem yeni bir sistem kuruyorlar, bunu sanatçılara da sormak lazım, sanatçıları, yılların tiyatro oyuncularını hiçe sayıyorlar.

Mehmet Ergen: (Tiyatro sanatçısı) Şehir Tiyatroları ve Devlet Tiyatroları dünya ve Türk tiyatrosu repertuarının en iyi örneklerini sergiliyorlar. Eğer özelleştirme gibi bir şey olursa, bir şirket tiyatroyu alıp oradan kar etme amacı güdecek… Burada bir öngörüsüzlük, bir düşmanlık var. Köklü kurumları bitirme operasyonu gibi geliyor bana. Fakir bir kesimin tiyatroya gidebildiği bir ülkeyken biz, işin tamamen ticarileşmesine önayak oluyoruz. Türkiye’ye özgü bir model oluşturmak çok zor. Çünkü köklü bir tiyatro geleneği olan bir ülke değiliz. Tepeden gelip farklı bir model oluşturacağız diyemeyiz. İnşaat sektörü değil bu, tiyatro.

Nesrin Kazankaya: (Tiyatro sanatçısı) Türkiye’ye özgü bir model, bir sözcük oyunu, öyle bir şey yok! Türkiye Cumhuriyeti gibi genç bir cumhuriyette tiyatrosu, balesi, orkestrası 90 yılı aşkın süregelen Darülbedayi geleneğini temsil eden Şehir Tiyaroları’nın olduğu gibi yerinde kalması lazım. Bunların iç tüzüğü sadece çağımıza biraz daha uygun bir hale getirilebilir. Ancak biz karşımızdakilerin iyi niyetli olduğunu düşünmüyoruz. Bu olmayacak bir şey, su yolundan dönmez…

Geniş katılımlı olmalı

İstanbul Kültür Sanat Vakfı: Böylesi tartışmaların, sanatçıların, eleştirmenlerin, kültür kurumu yöneticilerinin ve akademisyenlerin söz sahibi olduğu ve yerel yönetim, kamu ve özel sektör yöneticilerinin de katıldığı platformlarda yürütülmesi büyük önem taşıyor. Bu tip kararların, geniş katılımlı tartışmalarla şekillenmesini daha doğru buluyoruz.İKSV olarak bu tartışma ortamının yaratılması ve bir yol haritası oluşturulması konularında kendimizi sorumlu hissediyoruz. Türkiye için ideal yöntemin araştırılacağı, kültür çevreleri, yerel yönetim ve sivil toplumu bir araya getiren böylesi bir platformun oluşturulması için çalışıyoruz.

GÜNAY: Toplumsal mutabakatla çözülür

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, dün Ankara’da 5. Murad Balesi’nin izledikten sonra tiyatroların özelleştirilmesi konusunu değerlendirdi. Günay “Kimse endişe etmesin sonuçta anayasanın, sanatın ve sanatçının korunması konusunda direktifi var, yasaların verdiği kazanımları ortadan kaldırmak konusunda herhangi bir girişim de sonuç da olmaz, model de oluşmaz. Umarım hem kamu hem hükümet çevrelerini hem de sanatçı arkadaşlarımızı buluşturan, toplumsal mutakabatı sağlayan bir modeli gerçekleştiririz” dedi. Günay, “Sanatı geriletecek, sanatçıyı baskı altına alacak hiçbir tasarrufumuz olamaz” diye konuştu.

Milliyet