Sezuan’ın İyi İnsanı Kim?

İbrahim Yakut

Bertolt Brecht’in Sezuan’ın İyi İnsanı oyunu bu aralar İstanbul Devlet Tiyatroları’nda Yücel Erten rejisiyle sahneleniyor. Oyunu izlerken kendimizi “Sezuan’ın İyi İnsanı Kim?” sorusunu sormaktan alamıyoruz. Hadi sorumuza hep beraber cevap arayalım.

Sezuan’ın İyi İnsanı oyunu, Tanrıların Sezuan kentinde iyi bir insan bulma arayışlarıyla başlar. Sezuan kentinde herkes işsiz ve fakirdir. Kimse bu sebeplerden ötürü Tanrılara kalacak yer ayarlayamaz. Ancak sucu Wang’ın yardımıyla Sezuan kentinde sadece bir kişi Tanrıları evine almayı kabul eder. O da Sezuan kentinin zor şartlarından dolayı hayatta kalabilmek ve geçinebilmek için fahişelik yapan Shen Te’dir. Tanrılar Sucu Wang’ın yardımıyla dünyadaki tek bir iyi insanı bulmuşlardır. Ancak Shen Te, Tanrılara böyle bir kentte iyi kalabilmenin çok zor olduğunu, yaşayabilmek için aynı işi yapmak zorunda olduğunu söyler. Tanrılar da bunun üzerine kaldıkları yerin parasını vermek bahanesiyle aslında biraz da olsa hayatını değiştirmesi için Shen Te’ye 1000 dolar yardımda bulunurlar. Shen Te ertesi gün Tanrıların verdiği parayla bir tütün dükkanı satın alır. Dükkanı satın alır almaz Shen Te’nin akrabaları dükkana doluşmaya başlar. Hayır diyemeyen iyi kalpli Shen Te bu zor durumla nasıl başa çıkacağını bilememektedir. Dükkanın eski kiracısının alacaklıları, bir bir dükkana gelirler ve alacaklarını isterler. Akrabalarının alacaklıları göndermek için uydurduğu bir amcaoğlu yalanı tutar. Ve herkes parasını amcaoğlundan almak için gider. Dükkanı akrabalarının ve işsiz komşularının sömürmesiyle elden yitip gideceğini farkeden Shen Te, ertesi sabah amcaoğlu Bay Shui Ta kılığına girerek herkesi dükkandan kovar. Bunun üzerine herkes kötü Bay Shui Ta’ya karşı iyi Shen Te’yi arar olur. Bu kılık değişikliği Shen Te’nin işlerini yoluna koyar. Ve çok kısa sürede Berber’in de yardımıyla Bay Shui Ta Sezuan’ın Tütün Kralı olur. Bu sırada Shen Te işsiz bir pilot Sun’ı tam kendini asacağı anda kurtarır ve hemen orada birbirlerine aşık olurlar. Yeniden uçabilmek için 500 dolara ihtiyacı olan Sun, Shen Te’nin dükkanı satarak parayı ona vermesi için kandırır. Ancak tam dükkan elden çıkacakken Shen Te her şeyi farkeder ve Bay Shui Ta kılığına girerek tekrar duruma el atar. Bu sırada Shen Te, Sun’dan hamiledir. Hamile olarak ortada görünmek istemediği için uzun bir süre Shui Ta kılığında saklanır. Shen Te’yi sevenler her yerde onu aramaktadır. Bay Shui Ta’nın ona zarar verdiklerini düşünürler ve Shui Ta’yı polise şikayet ederler. Tanrıların da yargıç kılığına girdiği mahkemede Shui Ta sadece Tanrılara tüm gerçeği açıklayacağını söyler. Shen Te’nin aslında böyle bir düzende iyi kalabilmek için Shui Ta kılığına girdiğini anlayan Tanrılar, arada sırada ihtiyaç duyduğu zaman kılık değiştirebileceğini söyleyerek Sezuan’dan ayrılırlar. Bu zor durumda iyilik ve kötülük arasında kişilik bölünmesi yaşayan Shen Te’nin yapacağı tek şey “imdat” diye bağırmaktır.

Bertolt Brecht’in “kimsenin kimseye iyilik yapmak zorunda kalmadığı bir dünya” düşleyerek yazdığı Sezuan’ın İyi İnsanı oyunu; Sezuan gibi bir kentte kötülüğe bulaşmadan iyi olarak yaşayabilmenin zorluğundan bahseder.

“Sezuan’ın İyi İnsanı Kim?” başlıklı bu yazı, aslında oyunun dramaturjisi açısından çok önemli bir soru(n). Brecht’in oyunda kurmuş olduğu tüm dramaturjik açılımlar iyi insan olarak Shen Te’yi işaret eder. Ancak Yücel Erten’in sahne dramaturjisinde bu soruya “İyi insan Shen Te’dir” cevabını vermekte zorlanırız. Çünkü bu soruyu sormamızın nedenlerinden bir tanesi de oyundan önemli bir olayın çıkarılmış olmasıdır. “Dükkanın Önündeki Alan” yani 4. Sahne’nin başındaki Berber Shu Fu’nun Sucu Wang’ın eline kızgın maşayla vurduğu ve elini kırdığı bölüm belki de gereksiz bir uzatma görülerek oyundan çıkarılmış. Çıkarılan bu bölümle tüm oyunun dramaturjik ekseni kayar ve bazı karakterlerin oyun boyunca tutarlılığı yitip gider. Örneğin bu bölüm Berber Shu Fu’nun oyun boyunca tek kötü davrandığı ve kendinden güçsüzleri ezdiği bölümdür. Berberin gerçek (kötü) yüzünü göremeyince karşımıza Shen Te’den daha iyi bir insan olarak çıkması kaçınılmaz bir sondur. Shen Te’nin Berber’le evlenmemesinin en önemli sebebi çok sevdiği dostu Wang’ın elini kırdığı için ona kızgın olmasıdır. Oysa Sezuan’ın sahne dramaturjisinde Berber karakterinin tek bir kötü yönünün gösterilmemesi dikkat çekicidir. Hatta oyunculuk açısından da Berber karakterinde Brechtiyen bir tavır yoktur. Oyunda Berber gibi önemli bir karakteri bir kadının canlandırması da Berber Shu Fu’ya ayrı bir sempati katar. Çünkü karakterdeki erkeksi katılık bir kadın oyuncu da karşılığını bulamayarak yumuşar. Sonuç olarak karşımıza çıkan karakter; fahişe Shen Te ile masum bir akşam yemeği yemek isteyen ve bu yemek karşılığında istediği gibi doldurabileceği boş bir çek yaprağı bırakan, Sezuan kentinin en iyi insanı diyebileceğimiz Berber Shu Fu’dur.

Oyunda oyunculuk dramaturjisinin bazı karakterlerde eksik ya da yanlış yorumlandığını gözlemlemekteyiz. Bu eksikliği söyle açıklayabiliriz: Brecht, “Kapitalist sömürü düzeninde iyi kötü, ezen ezilen çelişkilerini sorgular.”1 Yani insanlar kapitalist sömürü düzeninden dolayı zorunlu olarak iyi kalabilmek için kötü; ezilen olmamak için ezen konumuna gelir. Örneğin; dükkanın eski kiracısı Bayan Shin dükkanı işletemediği ve Marangoz ile Mal Sahibi’ne borçlarını ödeyemediği için dükkanı Shen Te’ye devreder. Oysa oyunda sanki Shen Te dükkanı Bayan Shin’in elinden zorla almış gibi bir oyunculuk sergilenir. Bayan Shin’in, Shen Te’ye başlarda kötü davranması ve kin dolu gözlerle bakması Shen Te’nin dükkanı elinden zorla aldığı izlenimi uyandırmaktadır. Bu karakter oyun boyunca tutarlılık göstermemektedir.

Tüm bu yanlış yönelimlere rağmen oyunun en önemli karakteri Shen Te’nin oyunculuğa dair dramaturjik müdahalesi gayet tutarlı olarak karşımıza çıkıyor. Hem Shen Te hem Shui Ta ve hem de oyuncu olarak sahnede izlediğimiz Zeynep Ekin Öner tam da Brecht’in entelektüel epik oyuncu tarifine uyuyor. Gestusları, oyundaki enerjisi ve 3 saat boyunca rolünden kopmadan oynayarak başından sonuna kadar tutarlı bir oyunculuk sergilemesi, oyuncunun rolünün gereklerini yerine getirme, yani yaptığı işe inanma ve sonucunda seyirciyi de inandırma açısından çok önemli. Oyuncu her defasında sahne gerçekliğini tekrardan kuran bir performans sergiliyor.

Genel olarak oyunda sergilenen oyunculuklar, doğal oyunculuk anlayışından uzaklaşıldığını, büyük jest ve mimik kullanımları ile groteske yaklaşıldığını gösterir. Epik deyince genelde tiyatro çevresinde yanlış bir algı vardır. Çoğunlukla “Epik” kavramı Geleneksel Türk tiyatrosundaki “Göstermeci” ile karıştırılır. Oysaki, Brecht oyuncusundan her zaman gerçekçi oynamasını istemiştir. Oyuncu oynadığı rolle özdeşleşmeli ki seyirciyi inandırmalı. Eğer bu durum gerçekleşmezse o zaman yabancılaştırma efekti tam olarak gerçekleşmemiş olur. Yanılsamayı kıracak ve seyirciyi uzaklaştıracak bir durum oluşturmak için önce tam tersini yapmak gerekir. Sezuan’ın İyi İnsanı sahnelemesinde ise yer yer groteske varan büyük bir oyunculuk tercih edilmiş. Ancak sergilenen oyunculuk anlayışı izleyeni çok da rahatsız etmiyor. Aksine seyircinin dikkati oyun üzerine çekiliyor ve bu şekilde oyunun ritmi bir an olsun düşmüyor. Seyirci bu kadar uzun bir oyunu bir dakika bile kopmadan, sıkılmadan pür dikkat izleyebiliyor. Amaç oyundaki gerçekliği yakalayarak sahnede seyirciye doğru aktarabilmektir. Bu da oyunda başarılı bir şekilde sergileniyor.

Sahne tasarımı da oldukça etkileyici bir şekilde karşımıza çıkıyor. Kolayca değişebilen ve oldukça işlevli bir dekor kullanılmış. Tütün dükkanı dışında çok büyük bir dekor kullanılmamakla birlikte sahnede işe yaramayan hantal bir dekor da yok. Sahne değişimleri de çok pratik gerçekleşerek oyunun ritmini düşürmüyor. Her sahne değişiminde arka fona düşürülen renkli ışıklarla sahne tasarımında mükemmel bir görsellik yaratılıyor. Ancak müzik tasarımı için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Paul Dessau’nun orijinal müzikleri günümüzde biraz demode kalıyor.

Brecht oyunu müzikal olarak yazmayı hedeflemiş ancak bir türlü istediği gibi müzikler bestelenemeyince vazgeçmiş. Ama gene de oyunun her sahnesi müzikli bir anlatım içerir. Örneğin oyunun sahnelemesinde belirli aralıklarla söylenen şarkılar, izlenebilirliği arttırmak yerine düşürüyor. Görsel ve duysal alan arasında bir bütünlük oluşturmak yerine tam tersi bir etki yaratıyor. Bunun nedeni de söz ve müziğin armonik olarak birbirine uymamasından kaynaklıdır. Şarkı sözlerindeki dilsel farklılıktan kaynaklı da bir sorun olabilir. Oyunun yazıldığı dönem ve oynandığı ülke itibariyle orijinal müzikler böylesine bir etki uyandırmış olabilir. Çünkü aradan yıllar geçmiş ve müzikal alanda farklı tarzlar ortaya çıkmış, önemli değişiklikler meydana gelmiştir.

Müzik, bazı görüşlere göre duygular üzerine oynanan duygusal bir oyun gibidir. Öyle ki bu düşünceye göre, müziğin değeri, duyguları karşı tarafa hissettirebildiği kadar büyüktür ve bu da ancak duygusallığın aktif hale dönüşmesi ile mümkündür. “Bir müzik eseri, besteci tarafından yaratılmış müziksel bir iletidir. Besteci, içinde yaşadığı doğal, toplumsal ve kültürel çevresinden, kişisel yetenekleri ile algıladığı duyuları, psikolojik ve düşünsel yapısından doğan duyguları ezgiler içine yükleyip çevresine ileten kimsedir.”2 O halde tiyatro müziği bestecisi, oyundaki duygunun izleyiciye geçmesi konusunda büyük bir rol üstlenmektedir. Hatta bu durumda daha ileri gidilerek, müzik bestecisinin yazarın ya da yönetmenin o sahnede aktarmak istediği duyguya müdahale edebileceği bile söylenebilir. Tiyatro müziği bestecisi, oyunun duygusunu destekleme konusunda bu denli önemli bir rol üstlendiği için, oyunun başarısı açısından yapım aşamasında yazar, yönetmen, dramaturg ve oyuncularla birlikte çalışma ihtiyacı doğmaktadır. Bu durumda bestecinin, oyunun hazırlanmasında en az yazar ve yönetmen kadar hayati önem taşıdığı söylenebilir.

Kostüm tasarımı oyunun bütünlüğünde çok tutarlı görünüyor. Ancak Shen Te’nin bazı kıyafetleri oyuncuya biraz rahatsızlık veriyor gibi. Özellikle yere oturma zorunda kaldığı yerlerde kıyafetinden dolayı hareketlerinin kısıtlandığını ve rahat edemediğini görüyoruz.

Sonuç olarak oyunun bütünlüğünde bahsedilen dramaturjik eksiklik dışında, reji, prodüksiyon ve oyunculuk olarak Brecht’in anlayışına uygun başarılı bir oyun ortaya çıkmıştır. Sezonun izlenmeyi hak eden oyunlarından biri olduğunu söyleyebiliriz.

1 2011-2012 Sezonu, Devlet Tiyatroları, Sezuan’ın İyi İnsanı oyunu broşür metninden alıntı.

2 Otacıoğlu, Sena Gürşen: Müzik PsikolojisiMüziğin ABC’si, Ank. Pegem Akademi Yay. 2008. s. 64

Yorum


işlemi tamamlayınız: