Han Tiyatrosu

[Erol Aksoy’un 25 HAziran 2012 tarihinde Hürriyet gazetesinde yayınlanan ve İzmirde açılan Han Tiyatrosu’nu konu alan yazısını okuyucularımızla paylaşıyoruz.]

Hiç de yabancısı olduğumuz bir sözcük değildir şu “han”!

Uzanır tarihin gerilerine, gelir günümüze dayanır da acaba hangi anlamıyla yerini alır?

O İpek Yolu boyunca yola düşenlerin konakladıkları, sonra yeniden yola koyulup bir sonrakinde soluk aldıkları yapılardan biri midir “han”?

Yoksa “han” deyince Oğuz Han, Cengiz Han gibi bir hükümdarı mı çağrıştırır o “han”?

Ne kervanların uğradığı, ne bir başbuğu yücelten bir “sözcük” değildir artık günümüzde “han”. İzmir’de bir “Han Tiyatrosu” var. Acaba şimdi ne düşünmeli!

Alsancak’ta Han Tiyatrosu’nda “Sevgili Doktor”u izlerken, kızlı erkekli gençler sanki İpek Yolu’nda bir uzun yolculuğa çıkmışlar gibi geldi bana.

Sonu, bir gün –ne gün olacağı belli olmayan bir gün- “Han” diye bilinmiş, tanınmış olmak!

Hanlarda konaklaya konaklaya “Han” olma umudu, düşü!

Düş kurarken yarı yolda düşüp hanlardan birine tıkılıp kalmak da var.

“Sevgili Doktor”, kısa kısa oyunlar dizisi. Neil Simon, Rus Edebiyatı’nın vazgeçilmezlerinden Anton Çehov’un kısa öyküleri ile oyunlarından yararlanıp toplumsal taşlaması güçlü “Sevgili Doktor”u yazmış.

“Aksırık”, “Mürebbiye”, “Cerrah”, “Oyunculuk Sınavı”, “Baştan Çıkarma”, “Boğulan Adam”, “Çaresiz Kadın”, “Uzlaşma” gibi bölümleriyle, toplumun geçit vermez katmanları arasında sıkışıp kalmış çaresiz insanların birbirleriyle ya da daha güçlülerle ilişkilerinde düştükleri “gülünç” durumları gösterirken “Sevgili Doktor”, Çehov’un yazarlık ustalığındaki “naif” yaklaşımıyla sürüp gitmekte.

Han Tiyatrosu’nun, tiyatro sanatçısı olma yolunda duran en “dar kapı”dan geçebilmek için eğitim verdiği gençler, “Sevgili Doktor” ile seyirci karşısında ilk kez kendilerini sınamış oluyor.

Sanatçı olmanın o dar kapısının ardında daha öylesine, gittikçe daha daralan kapılar var ki…

Yine de İpek Yolu’nda ilk handa konaklayıp Han Tiyatrosu’nun kapısından geçmiş oldular.

Han Tiyatrosu, 110 kişilik salonuyla İzmir’in yerleşik özel tiyatrosu olma yolunda. 2007’de çeşitli sahnelerde verdikleri temsilleriyle –kendisi de İpek Yolu’na düşmüş gibi- yaşamını sürdürmüş olmakla, Emel Bala Gürel ve Rüçhan Gürel’in kurup yönettiği Han Tiyatrosu, İzmir’de bir “Tiyatro Han” diye seçkinleşme uğraşında.

Diyebilmek umut verici: “İzmir’de bir ‘Han’ var, oradan yol hep tiyatroya açılır.”

Hürriyet